Dervişin Fikri ve Zikri
Yazarlar // 25 Nisan 2019 Perşembe 16:19

İsmail BAŞARAN

Rahmetli Necmettin Erbakan Refah Partisi’nin kurucusuydu. Yıllar önce Türkiye’nin çeşitli noktalarında halka hitaben yaptığı seçim konuşmalarına katılan birisiydim. Çok okumuş tahsil görmüş adeta politikadan daha çok bilim insanıydı.

Politikaya bulaştıktan sonra, Refah Partisi Genel Başkanı olduğu dönemlerde konuşmalarıyla dikkat da çekiyordu.

Refah Partisi, Saadet Partisi, AK Parti aynı tabandan geliyorlar.

Kimseyi suçlamak istemiyorum herkes kendi tabanına göre siyaset yapmıştır. Amaç Türkiye’nin kalkındırılıp ileri götürülmesidir.

Erbakan da bu amaçla yola çıkanlardan birisi olarak bilinir.

Aşağıda rahmetli Erbakan’ın bir konuşmasının bir bölümünü okuyacaksınız. İşte o çok konuşulacak söylemler ve satır araları.

“Refah Partisi demokrasiye saygılı olacak

ve hep böyle kalacaktır. Bu parti gerilim yaratacak

kadar salak değildir. İlk fırsatta iktidarın

nimetlerini halka sunacağız. Ve bu onurun

tek sahibi olacağız. Şeriatın gelmesi

için çalıştığımızı söyleyenler güç odaklarına

yakındır. Üzülerek söylüyorum, belki de kan-

dırmak için daha yalanlar atacaklar. Siyaset kavga-

lı olacak. Olsun varsın. Biz Müslümanlar, laik-

lere düşman değiliz. Ortalığı karıştıran kişi-

lerin hakkından gelmesini biliriz!

(ŞİMDİ DE BIRER SATIR ATLAYARAK OKUYUN.)

Satır atlayıp okudunuz mu?

Okuduysanız Türkiye’nin getirildiği noktayı anlamışsınızdır. Ankara’daki, yani Türkiye’nin başkentindeki bir şehit cenazesinde yaşananlar çok acıdır.

Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun linç girişimi ortadadır. Adamın birisi geliyor ve Kılıçdaroğlu’na yumruğu atıyor. Halk CHP Genel Başkanı’nın üzerine yürüyor.

İçişleri Bakanı da çıkıp kendisinin de bulunduğu ortamda Ana Muhalefet Partisi liderine yumruk atılmasını araştıracağına “Şehit Cenazesine katılmak için izin aldınız mı” demeye getiriyor. Sormak gerekir; şehitler neden geliyor? Suriyelilerin vatanlarını savunma yerine Türkiye’de ne işleri var? Türkiye işgal mi edilmek isteniyor, bunun sorumlusu kim?

Kendi ülke insanını fakirleştirerek, Suriyelileri bakanlar mı yoksa “Ben Orta Doğu Projesinin Eş Başkanıyım” diye bir zamanlar ortaya çıkıp söyledikleriyle caka satanlar mı?

Kusura bakmayın Samsun siyaseti, Samsun’daki hayat pahallılığı, çarşı pazardaki yangını anlatacağıma Ankara’nın göbeğindeki kalkışımı anlattım.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Savunma Bakanı’nın linç girişiminde bulunanlara hitap ederken “Mesaj alınmıştır” şeklindeki söylemine mi hayıflanayım.

Ben bu tür olayların içinde kalmış bir insanım. Çorum olaylarını,  Sivas’taki Madımak Oteli yangınını ta göbeğinde izleyen, Sivas’ta “Cami Yakılıyor” kışkırtmacasıyla insanların nasıl sokaklara döküldüğünü gören yaşayan, Otelde yanan insanların vücutlarından çıkan kokuları almış, kısaca “Linç’in” ne olduğunu bilen birisiyim.

GÜNÜN SÖZÜ

Mal kaybeden bir şey kaybetmemiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir, cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.