Büyük Lider Olabilmek
Yazarlar // 19 Nisan 2017 Çarşamba 09:22

İsmail BAŞARAN

"Türk Genci devrimlerin ve Cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten fazla inanmıştır.

Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ve en büyük kıpırtı ve bir davranış duydu mu “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir.

Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz cumhuriyetin ve devrimin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır.

Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” diyecektir.

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.

Diyecek ki, “İnanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan nedenleri ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”

Mustafa Kemal Atatürk bunları 5 Şubat 1933’te Bursa’da söylemiş.

Bugünü onca yıl önceden görebilmek, Dünya Lideri olmanın sonucu değil de nedir peki?
Şimdilerde önüne gelene Dünya Lideri diyor insanlar.
Bu söylem neredeyse Dünyanın bütün ülkelerinde var.
Peki, Dünya lideri var mı?
İşte buna inanmıyorum.
Gelelim ikinci soruya:
Mustafa Kemal’in bu söylemlerinin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulandığından emin misiniz?

CHP KENDİNİ SORGULAMALI
Samsun’da Referandum sonuçlarına baktığımızda “Hayır” cephesinin lideri CHP’nin kendini sorgulaması gerektiğine inanıyorum.
EVET diyenler HAYIR diyenlere Samsun’da büyük fark atmıştır.
Acaba neden?
CHP Samsun’daki seçmene kendini mi anlatamamıştır, yoksa referandum çalışmaları eşit şartlarda mı yapılmamıştır?
Sandıklarda hileli yönlendirme yapıldığı ileri sürülmesin, oy pusulalarına veya zarflarına mühürlerin vurulmamış olmasına kimse ileri sürmesin.
Her partinin temsilcisi yok muydu sandık başlarında?
Referandum öncesi “Sandığa sahip çıkalım” söylemleri vardı.
Sandığa sahip çıkmak, orada bir sandalyede oturmak değildir.
Oy kullanılmadan önce zarfların ve oy pusulalarının mühürlenip mühürlenmediğini kontrol etmektir.
CHP bunu yapabildi mi?
CHP’nin sandık görevlileri seçmenin kullandığı zarflara ve oy pusulalarına bakmadı mı?
Varsa bir yanlışlık daha orada zabıt tutulmasını istemediler mi?
Yok istediler ve bu zabıtlar tutulmadıysa gerekli yerlere şikâyetlerini ilettiler mi?
Bundan sonra iki seçim daha var.
En azından sandıklara o zaman sahip çıkılmalı.
Sahip çıkılmalı ki atı alan Üsküdar’a geçmesin…

GÜNÜN FIKRASI

Adamın biri, melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan Temel’i görmüş ve yanına giderek:

Affedersiniz, siz Laz mısınız?

Evet, neten sortun?

Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da.

Ne olmuş yani?! Sen sokakta popon kaşununca pantolonunu mu çıkaraysun?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Yoksul adam tavuk yiyorsa, ya adam hastadır ya tavuk.