Bugün 12 Eylül
Yazarlar // 12 Eylül 2018 Çarşamba 10:56

İsmail BAŞARAN

1980 yılındaki 12 Eylül sabahı evden çıkıp işe giderken askerler yolumu kesti.

Daha dün gibi hatırlıyorum:

Türk Silahlı Kuvvetleri Yönetime El Koydu” dedi askerler.

Gazeteci olduğumu söyledim ve Valiliğe gitmem gerektiğini dile getirdim. Askerlerin başındaki teğmen yolda ortadan değil de kenardan gitmemi söyledi, ben de öyle yaptım. Valiliğe gittiğimde makamın kapısında bugün aramızda olmayan Nazif Demirel, Adem Bilir ve Ferruh Çetin’in de bulunduğu arkadaşlar içeri alındık, koltukta bir Albay oturuyordu. Arkadaşların hepsinin tanıdığı bir albaydı.

Nasıl çalışacağımızı anlattı bize, neleri haber yapıp yapmayacağımızı söyledi.

Biz de “gazeteciyiz olayları yazarız” dedik.

Albay (adını vermiyorum) “Yazarsınız da sizi yukarıdaki askeri birliğe gönderirim” dedi. O zaman, rahmetli Nazif Demirel o günden beri unutmadığın bir cümle söyledi.  Cümle aynen şöyleydi:

“Biz gazeteciler yüksek yerlere layığız…”

Derin bir sessizlik oldu odada.  Sonra da “yukarı gönderilmeden” odadan ayrıldık. Yazabileceğimiz “askerler ve darbenin dışında tutulması” koşuluydu.

12 Eylül'de neler yaşandı?

Türk siyasetinin yeniden tasarlandığı ve yaklaşık dokuz yıl süren askeri düzende, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

Yönetime el koyan cuntacı askerler, acısı yıllarca sürecek idamların kararını da verdi. Darbeden sonra ilk idamlar, 9 Ekim 1980 tarihinde gerçekleşti. İlk olarak sol görüşlü Necdet Adalı, ardından ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi. Darbe öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen 17 yaşındaki Erdal Eren, 19 Mart 1980'de idama mahkum edildi. Darbeci Kenan Evren'in 17 yaşında astırdığı Erdal Eren için söylediği "Asmayalım da besleyelim mi?" sözü ise yıllarca unutulmadı. Eren'in idam kararı, Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmesine rağmen, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla ve yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Ulucanlar Cezaevi'nde infaz edildi. Günler böyle bir baskı ve karmaşa içinde geçti…

Gelin o günleri Baransel’in anılarından da dinleyelim.

Pinochet'ye sormuşlar, ‘‘Cunta kurmak mı zor, turşu kurmak mı?’’ diye. Pinochet de ‘‘Turşu kurmak daha zor. En azından 20 tane hıyar bulacaksın, hepsini bir kavanoza yerleştireceksin, üzerlerine sirke, tuz, limon ilave edeceksin. Bunlar yetmezmiş gibi aylarca da olmasını bekleyeceksin. Halbuki cunta kurmak için üç tane hıyar yeter’’ diye cevap vermiş.

Baransel, Kenan Evren’in de kulağına giden bu yazıyla ilgili önce kükrediğini sonra da kendisine yazıyı okuduğunu anlatıyor anılarında.

Evren yazıyı dinledikten sonra nasıl tepki mi vermiş?

Evren fıkrayı dinledikten sonra, ‘‘Bunda alınacak bir şey yok Baransel, adam beş hıyar dememiş ki’’ deyip kahkahayı basmış.

GÜNÜN SÖZÜ

Her zaman doğruyu söyle... Ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın