Bu Bir İtiraftır
Yazarlar // 21 Aralık 2020 Pazartesi 14:23

İsmail BAŞARAN

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aile ve Sosyal Hizmetler Daire Bakanlığı haftanın altı günü Huzurevi yemekhanesinde pişirilen yemekleri ihtiyaç sahiplerine dağıtıyor. Belediyenin muhtaç ailelerin yanında olması alkışlanacak bir harekettir. Merak ediyorum Samsun’da kaç aileye bu yemekler getiriliyor ve ihtiyaç sahibi olur olmadıkları asıl belirleniyor?

Bu ve benzeri soruları çoğaltabilirsiniz tamam, Belediye’nin böyle bir girişimde bulunması aynı zamanda vatandaşın içinde bulunduğu darlığın da tescilidir.

Neymiş, demek ki vatandaş gerçekten zor durumdaymış ve belediyenin yardımlarına muhtaçmış. İktidar yanlısı olmayan belediyelerin yardımlarına el konulduğu bir dönemde iktidarın kendi belediyeleri ile vatandaşa ulaşmak isteği duygu sömürüsüdür.

Ve bu hareket İktidarın vatandaşa yardımı da siyasi bir malzeme yapmasıdır. İktidarda olmayan belediyelerin yaptığının engellenmeye çalışıldığı içinde yaşadığımız günlerde Samsun Büyükşehir Belediyesine şimdi teşekkür mü edeceğiz yoksa vatandaşı düşürdükleri bu durumun nedenlerini mi hatırlamalarını söyleyeceğiz.

Bu olay fakirliğin ülkemizde günden güne arttığının göstergesidir, kısaca bir itiraftır. Bakanlar TBMM’de çıkıp Türkiye’nin Dünya’da en iyi ekonomiye sahip ülkeler arasına girdiğini söylüyorlar ya, demek ki kendi belediyelerinden bile bilgi almaktan kısaca gerçeği görmekten korkuyorlar. Olsun sonunda İktidar da gerçeği gördü temektir.

 

BU KAFAYLA OLMAZ

Bir ülkenin kalkınabilmesi için özellikle sanayi üretiminin artması gerekir derler, bu da doğrudur. Üretecek ve pazarlayacaksın. Türkiye üretim toplumu olma yolunda mı ilerliyor, yoksa bu yoldan çıkmış durumda mı? Üretim değil de tüketim toplumu muyuz?

Sorunun yanıtını verebilmeniz için çarşıya pazara gidip görmeniz yeter. Bir hafta önce gittiğiniz pazarda fileyi kaç liraya dolduruyordunuz son gittiğinizde kaç liraya doldurdunuz, bir mukayese yapıp kararı siz vereceksiniz.

Türkiye’de üretim yok, hep ithalata yöneldik. Son olarak yine buğday ithal edecekmişiz, ederken de gümrük vergisi çok az olacakmış hatta kalkacakmış. Gelelim ithalatı kimin yapacağına. Toprak Mahsulleri Ofisi mi yapacak yoksa tüccarlar mı? Bu ithalatçılar kimler olacak, kime yakın duranlar ithal edecek?

18 Yılda geldiğimiz nokta işte bu, gübre fabrikalarını kapattık, gübreyi de ithal ediyoruz. Yasaklandığı için yerli tohum kullanamıyoruz ve yabancı tohum alamıyoruz. Bunun gibi daha bir çor ürün ne ekebiliyoruz ne de biçebiliyoruz, neden hani tarım politikalarımız doğruydu.

Dünyanın en büyük pazarı olduk, verimli topraklarımızda ekin yapamıyoruz ithal ediyoruz. Ben çiftçi olsam aynanın karşısına geçer ve “ben akılsız mıyım” diye sorarım kendime. Bu nasıl bir Ülke yönetmektir?

 

GÜNÜN SÖZÜ

İyimser mutlu bir sersem; kötümser, mutsuz bir sersemdir. (Bernanos)