Bir Yaşanmış Olay Ve..
Yazarlar // 28 Ekim 2013 Pazartesi 00:00

İsmail BAŞARAN

“7 Şubat 1988 doğumlu Mübariz İbrahimov, 2005 yılında Azerbaycan İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel 
Kuvvetler Bölüğünde askerlik hizmetini yaparak 2007 yılında terhis olmuştur. 2 yıl sivil hayatında 
çalıştıktan sonra, 2009 yılı Ağustos ayında Uzman Çavuş olarak Ordu’ya katılmıştır.
Kendi isteği ile Azerbaycan Karabağ cephesindeki, sınır birliğine atanmıştır…
19 Haziran 2010 tarihinde gece saat 23.30 civarında Mübariz İbrahimov kimseye haber vermeden, 
sadece “Şehit olursam üzülmeyin. Vatan sağ olsun” diye bir mektup bırakarak tek başına bir km mayın 
döşeli sınırı aşarak, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduğu karakola baskın düzenler. 45 Ermeni 
asker ve subayını öldürür. Ermeni destek kuvvetleri ile 5 saat, Ermeni silah ve mühimmatını kullanarak 
çarpışır…
Mübariz sabaha karşı Şehit olur.
Azerbaycan Devleti, Uzman çavuş Mübariz İbrahimov’u milli kahraman ilan eder.
Ermenistan ise, bu bozgun karşısında sınırdaki tüm komuta kademesini değiştirir. Yaşadıkları bu şok 
hezimetten dolayı, şehit Mübariz’in cenazesini Azerbaycan Devleti’ne 2 ay teslim etmemiştir.
Ermeniler, Mübariz’in cesedinden bile korkmuşlar ki ellerini bağlamışlar ve cesedi üzerinde yaptıkları 
hakaretleri Rus internet sayfalarında yayınlamışlardır.”

XXX

OMÜ’ de görev yapan Prof. Dr. Kenan Erzurumlu hafta sonunda Bakü’deydi.
TIP Kongresi için gittiği Bakü’de gezmediği şehitlik kalmamış.
Yukarıdaki olayı, yaşanmış olayı da anlatan kendisidir.
Mübariz İbrahimov’un öldürdüğü Ermeni sayısı öyle 45 falan da değilmiş. O Ermenistan silahlı 
kuvvetlerinin verdiği rakam.
Ancak gerçek rakamın 250 civarında olduğu söylenir durur.
Bu bir Rambo efsanesi değildir…
Rusya Devlet Başkanı Putin bile olayı anlatırken ölü sayısının 250 civarında olduğunu söyler…

XXX

Mübariz İbrahimov Türk sınırında olsaydı ve de Türk askeri olsaydı ve de Türkiye’nin sınırlarını bekliyor 
olsaydı!!!!
Ne mi olurdu?
Damarlarındaki asil kan nedeniyle, herhalde yine eline tüfeği alır dalardı sınırdan öteye…
Belki yine öldürülürdü.
Ancak adına şehit denilir miydi?
Naşı alınır mıydı?
Bu soruların cevabını veremiyorum.
Cevabını verebileceğim tek soru şu:
Bunları yapacak olan askere “Şehit” değil, deseler deseler “Kelle” derlerdi…

GÜNÜN FIKRASI
Temel barda arkadaşıyla içiyormuş. Temel dertli dertli:
“Karum nihayet peni anladu...”
Arkadaşı Dursun:
Be adam bunun içun içilur mi?
Temel:
“Ama anlar anlamaz peni terk ettu da!”

GÜNÜN SÖZÜ
Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir.

DUVAR YAZISI
Geç kalmış teselli idamdan sonraki affa benzer…