Besle Kargayı Oysun Gözünü
Yazarlar // 08 Haziran 2017 Perşembe 00:03

İsmail BAŞARAN

"Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler" anlamında bir söz.

Sözlükler böyle diyorlar.

Ben bu sözü çok severim.
Çünkü beslediğim kargalar tarafından gözü oyulanlardan birisiyim.

Bunu ben bilirim de kargalar maalesef bilmezler.
Yaralı bir kargayı yerde bulsan alırsın beslersin, yarasını sarar iyileştirirsin.

O karga uçmaya başlar, sen sevinirsin özgürlüğüne kavuştuğu için.
Oysa o karga ne yapar?
Havaya yükseldiğinde ilk önce senin kafana pisler.

Türkiye spor kamuoyu son birkaç gündür bir olayı konuşuyor.
Arda Turan’ın vukuatıyla ilgili olarak.
Vukuat dediğim bu kız ve kadın meselesi değil ha, bu satırların yazarına yani bana da yapılmış bir hakaret, hakka fiili bir olaydır.

Arda Turan kimdir?
Nedir?
İyi bir futbolcu olabilir.
İyi yapalar kazanmış olabilir.
Ancak iyi insan olabilmek çok zordur.
İyi insan, saygılıdır, kendisini büyütenlere saygı ve sevgi duyar.
Ben yıllarca Bilal Meşe ile birlikte zamanında aynı yayın kuruluşunda çalışmış birisiyim.

Saygılıdır, kulaktan dolma hikâyeleri haber yapmaz.
Yazılarında da karalama gibi bir tutum içine girmez.

Bu güzel insana doğruları yazdığı için ne yaptı Arda Turan, uçağın içinde saldırdı.

Ardanın bu saldırısı Bilal Meşe’ye değildir.

Türk Spor basınına karşı yapılmış bir saldırıdır. Peki, bu spor basını Arda Turan’ın bu yaptığını, dernekleri aracılığıyla kınamış mıdır?

Türkiye Gazeteciler Derneği, bu saldırıyı kınamış mıdır?
Ben duymadım da okumadım da.

Arda’yı sevenler de vardır, sevmeyenler de. Karizmatik bulanlar da vardır, bulmayanlar da.
Futbolculuğunu beğenenler ve vardır, beğenmeyenler de.
Ben kendisinin futbolunu beğenenlerdendim, ancak artık kendisini sevmiyorum.

Fare dağa küsmüş de dağın haberi olmamış, sen sevsen ne olur sevmesen de diyebilirsiniz.

Ancak bunu diyenlerin sayısı artınca ne olur?
Arda, geldiği yere döner.

Yani büyüyemez, Dünyanın hangi futbol takımında oynarsa oynasın büyüyemez ve küçük kalır.
Ne sanıyor, yine kızlar çevresinde mi toplanır, yine herkes onunla fotoğraf çektirmek için yarışır mı?

Bir düşmeye başlamasın, en önce o insanlar bırakır gider kendisini.

Arda futbol piyasasına gireli belir denilen bir cümle vardır:
“Arda iyi bir çocuktur.”

Önemli olan “İyi bir adam olabilmek” değil midir?
Kusura bakmayın bugün siyasetten uzaklaştık.
İşçi, emekli dul yetimlerin sorunlarından uzaklaştık.
Hayat pahallılığından uzaklaştık.
Uzaklaşmadığımız bir konu kaldı.

O da siyaset.

Siyasette de aynıdır bu, kafamıza çıkardıklarımızın çoğunun  oraya pisleyeceğini hep unuturuz.

Pisleyince de işin işten geçtiğini anlarız.

Sonrasında da teselliyi kafamızı yıkamakta buluruz.

 

GÜNÜN FIKRASI

Fransa'da bir kasabada kadınlar sık sık papaza gelerek kocalarına ihanetten dolayı günah çıkarırlarmış. Papaz kadınların başvuru şeklinin utanç duvarını aşması yüzünden, şu parolayla başvurmalarını rica etmiş:

"Sokakta giderken ayağım taşa takıldı düştüm" deyin, ben anlarım."

Papaz bu parolayı kasabanın belediye başkanına da çıtlatmış. Bir sure sonra da papaz başka bir kente atanmış. Yerine gelen papaz ise bu parolayı bilmediğinden, geldiğinin ikinci haftasında duruma bir çözüm bulması amacıyla belediye başkanının huzuruna çıkmış ve:

"Bütün kadınların ayağı taşa takılıp, düşüyor, şu sokakları, asfalt yaptırsanız da bu kazaların önüne geçsek!" deyince, parolayı bilen başkan gülmeye başlamış.

Papaz kızmış:

"Bunda gülecek ne var? Sayın Başkan!" diye çıkışıp devam etmiş:

"Sizin karınızın da geldiğimden beri üç kez ayağının takıldığını söylersem herhalde gülmezsiniz!"

 

GÜNÜN SÖZÜ

"Yapılmış küçük işler, planlanmış büyük işlerden çok daha iyidir." P. Marshall