Başımıza Bunlar Neden Geliyor?
Yazarlar // 18 Eylül 2017 Pazartesi 09:59

İsmail BAŞARAN

Adamın lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlamış, kaldırıma ancak yanaşabilmiş.

Sonraki işlem malum...

Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, birde bunların yanına talihsizlik eklenince, söktüğü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşmüş.

Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil.

Talihsiz sürücü bir sağına bakmış, bir soluna bakmış, çaresiz duygular içinde kaderiyle baş başa, kaldırıma çökmüş.

Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenmiş;

Ulan salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?

Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.

Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane… Sök hepsi 3 bijonlu olsun.

Adam bir lastiklere bakmış birde deliye ve hemen işe girişmiş. Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapattıktan sonra aklı deliye takılmış.

Arabasına binmeden evvel dönüp dikkatli dikkatli bakmış ve akıl hastanesindeki adama seslenmiş:

Senin ne işin var tımarhanede?

Biz burada ‘delilikten’ yatıyoruz kardeşim, ‘salaklıktan’ değil.

Bir Kürdistan işi sürüp gidiyor.

Güney sınırımızda kuruldu kurulacak.

Referandum yapıldı yapılacak.

Referandum sonuçlarının nasıl çıkacağını bilmemek delilikten kaynaklanmaz elbette.

Adamlar kurmuşlar bile orada devleti.

Biz ise burada halen salakmıyız yoksa deli miyiz tartışmaları yapıp duruyoruz.

Bizim büyüklerimiz değil miydi?

Şimdi kızdıkları ve atar yaptıkları Barzani’yi kırmızı halılarla karşılayanlar?

Saraylarda ağırlayanlar…

Şimdi ne oldu da referanduma karşı çıkıyoruz?

Sınırlarımızda yeni devlet kurulmaz, kurulamaz diye bağırıyoruz…

Türkiye’den de toprak istemeye başladılar diye mi?

Peki, burada böyle bir devletin kurulması durumunda Türkiye’den toprak isteneceğini anlamadınız mı?

Devlet yönetiminin, ilkokul öğrencisinin boz yap oynaması gibi olmadığını acaba ne zaman öğrenecek başımızdakiler?

Düğün geçtikten sonra kına nereye yakılır biliyorsunuz değil mi?

Biliyorsunuz da nedenini bilmiyorsunuz belki…

Söyleyeyim;

Canınızın neden yandığını anlamayasınız diye…

Canınız, kınadan yanıyor sanırsınız.

Oysa can yakan başınıza gelendir…

Hala anlamadınız mı, tımarhanedeki delinin ne demek istediğini…



OKULLAR AÇILIYOR

Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan Sabuncuoğlu'nu, özellikle üniversiteyi Ankara'da okuyanlar iyi bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir hocadır.

Öğrencilerinden biri Hoca'nın sınavından 59 almış.

O okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı varmış.

Hocadan, o bir puanı istemeye karar vermiş.

Sabuncuoğlu'nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış. İçeriden boğuk bir "Gir" sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış. Hoca odada, saçı başı dağılmış, yoğunlaşmış bir biçimde çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, "Hocam, durumum böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı" falan diye kekelemiş.

Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında karatahta da eksik değil tabii. "Al şu tebeşiri. Bir sayı doğrusu çiz" demiş.

Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. "Şimdi bana 59 ve 60'ın yerini göster" demiş.

Oğlan göstermiş. Hoca bu kez, "59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?" diye sormuş. Bizimki, Sabuncuoğlu'nun, istediği o bir puan için sözlü yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve "Sonsuz, hocam" cevabını vermiş.

Hoca gülümsemiş, "Afferin evladım, bildin" demiş.

Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu, masasının başına dönerken "Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu istiyorsun. Bunu sana kimse veremez" demiş.



GÜNÜN FIKRASI

Karakolun kapısından içeri bir küçük çocuk girip başladı bağırmaya:

"Polis amca, lütfen yardım edin babam sokakta 3 kişiyle kavga ediyor..."

Ve birlikte sokağa inmişler gerçekten de çocuğun babası 3 tane adamla tekme tokat dövüşüyor, polis sormuş:

"Peki hangisi senin baban?"

Çocuk cevap vermiş:

"Bilmiyorum.. Zaten bu yüzden kavga ediyorlar...."



GÜNÜN SÖZÜ

Düşünmeden konuşmanın cezası, konuştuktan sonra düşünmeye mahkûm olmaktır.