Atatürk'ü Unutturmak Mı Amaçlanıyor?
Yazarlar // 04 Temmuz 2017 Salı 08:10

İsmail BAŞARAN

SAMSUN, tarihte de coğrafyada da ve hatta turizmde de 19 Mayıs 1919 ile, yani Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Samsun’a ayak basmasıyla, yani Atatürk’ün “İşte Benim Doğum tarihim” ifadesiyle ve de Dünya klasikleri arasında yer almış meşhur “Atatürk Heykeli” ile tanınır.

Bugün dünyanın neresinde olursa olsun bu işlerle ilgilenen birisine “Atatürk Heykelini” gösterseniz “Burası Samsun” der.

Şimdi merak ettiğim, Samsun’un neresine 15 Temmuz Şehitler Anıtı dikileceğidir.

15 yakında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluşu ve kuruluşu olarak tarih kitaplarına da geçerse şaşırmayın sakın.

Samsun’un dağlarını tepelerini Sülün Heykelleriyle donatanlar, kendi reklamlarını vatandaştan aldıkları vergilerle gerçekleştirilen tabelalarla yapanlar acaba neden Atatürk Anıtı’na gerekli önemi vermiyorlar.

Atatürk’ü unutturmak mı istiyorlar?
Eğer böyle bir düşünceleri varsa, kendilerini başkan değil kral da ilan etseler başaramazlar, bunu sakın unutmasınlar.

Türk Milleti için Milli Bayramların başında 19 Mayıs gelmektedir.

Yerini ne 15 Temmuz alır, ne de bundan sonra alabilecek bir tarih yazılır.

Bunu kimse unutmamalıdır.

Bu insanlar, bu konuda sessiz kalıyor olabilir.

Ancak korkulması gereken fırtına değil, fırtına öncesi sessizliktir.

 

DİLENCİLİK MESLEK OLMUŞ

Türkiye’nin iç işlerine karışan Batı, sonunda bu ülkedeki insanları bölmeyi başardı.

Türkiye’nin her noktasında görüldüğü gibi Samsun’da da Belediye Zabıtaları galiba Suriyeli dilencilere dokunamıyorlar.

Her sokakta en azından üç beş Suriyeli dilenciye rastlamak mümkün.

Kucaklarında bir iki çocuk var.

Neden bunlara dokunulmuyor?

Yakalanıp memleketlerine geri gönderilmiyor?

Önceki gün bir kahvenin önünde çay içiliyordu.

Genç bir kız geldi, “Memleketim Ankara oraya gitmek için yardım istiyorum” dedi.

Öğrenci olduğunu söyledi, duygu sömürüsü yaptığını bile bile kendisine bir miktar yardım ettik.

Aynı yere bir iki gün sonra bir başkası geldi.

Yine genç kız, yine öğrenci muhabbeti ve yine Ankara’ya gitmek için yardım.

“Beni bir defa öperlerse” ne denir?
“Ya iki defa aynı yolla öperlerse ne olurum?”

Bir de Türkiye’de istihdam yok, açılan fabrika yok diyorlar.

Var ya yeni iş yerleri.

Sokaklarda çalışanlar da var.

Dilenciler.

Türkiye her geçen gün geliyor diyenler, dilenciliği de meslek yaptınız ya yeni bir istihdam sahası yarattığınız için övünebilirsiniz.

UYUŞAMAYIZ YOLLARIMIZ AYRI

Türkiye ekonomik olarak iyi yönetiliyor mu?

Enflasyon var mı?

Bu soruları sorduğunuz kişiler eğer AKP’li ise “Evet iyi yönetiliyor ve enflasyon yok”, muhalefetten birileriyse soruların muhatabı “Türkiye iyi yönetilmiyor enflasyon var” diye cevap veriyor.

Enflasyonun olup olmadığı resmi belgelerle ortada duruyor.

Enflasyon iki haneli rakamlara yükseldi.

Memur ve işçilerle emekli dul ve yetimlerin maaşlarına yapılan zamlar ise bir türlü bu enflasyonu yakalayamıyor..

Şimdi Hükümet üyeleri istedikleri kadar ortaya çıkıp  “ezdirmeyeceğiz” derlerse desinler, işte ezdiriyorlar vatandaşı enflasyona.

Gerçek bu.

Bu gerçeğin ışığında bir Orhan Veli şiirini hatırlayalım.

“Uyuşamayız yollarımız ayrı,

Sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisi,

Senin yiyeceğin kalaylı kapta,

Benimki aslan ağzında.

Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

Ama seninki de kolay değil kardeşim,

Kolay değil hani böyle kuyruk sallamak, Tanrının günü.”

 

GÜNÜN FIKRASI

Bilge Temel'e sormuşlar:

'Bir insanın zekâsını nereden analarsınız?'

Temel; ''Konuşmasundan'' diye cevap vermiş.

''Ya hiç konuşmazsa?'' demişler;

Temel:

''O kadar agilli insan yoktur da.''

 

GÜNÜN SÖZÜ

Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir. Benjamin Franklin