Atatürk Yüzünden mi Osmanlı Yıkılmış?
Yazarlar // 05 Mart 2018 Pazartesi 09:41

İsmail BAŞARAN

Son günlerde bir söylemdir gidiyor. Aslında algı operasyonu yapılmaya çalışılıyor. Neymiş efendim Atatürk ve Türkçülük yüzünden Osmanlı Devleti yıkılmışmış.

Bu operasyonları yapmak isteyenler ya tarih okumuyor, ya okuduklarını anlamıyor veya insanları aptal yerine koymayı amaçlıyorlar.

Osmanlı devleti ne zaman yıkılmış biraz araştırınca öğrenilir sanırım. Sizler uğraşmayın istedik öve ben biraz araştırdım.

Osmanlı Karadeniz’in kuzey kıyılarını kaybettiğinde, Atatürk’ün doğumuna yüz yıl vardı.

Osmanlı Sırbistan’ı kaybettiğinde Atatürk’ün doğumuna yedmiş yıl vardı.

Osmanlı Yunanistan’ı kaybettiğinde Atatürk’ün doğumuna 60 yıl vardı.

Osmanlı Cezayir’i kaybettiğinde Atatürk’ün doğumuna 50 yıl vardı.

Osmanlı Kıbrıs, Karadağ, Romanya ve Bosna Hersek’i kaybettiğinde Atatürk’ün doğumuna dört yıl vardı.

Osmanlı Mısır, Tunus ve Girit’i kaybettiğinde Atatürk daha bir yaşındaydı.

Osmanlı Bulgaristan’ı kaybettiğinde Atatürk dört yaşındaydı.

Neymiş, Atatürk ve Türkçülük yüzünden Osmanlı devleti yıkılmış.

Yahu siz okumasını mı bilmiyorsunuz, okuduğunuzu mu anlamıyorsunuz, yoksa anlamazlıktan gelip geriye yani Osmanlı’ya mı dönmek istiyorsunuz?

Tarihi okuyun ve kendinizi daha fazla aptal yerine konulmasına izin vermeyin. Biraz da utanmayı öğrenin, en algı operasyonuyla insanları kandıracaklarını sananlar. Atatürk’ü unutturmak isteyenler sözüm size; Kimse Türkiye Cumhuriyetinde Kendini Atatürk yerine koymaya kalkmasın.

Kendisini Atatürk yerine koymak isteyenler önce vatandaşının arasında iki üç bin kişilik koruma ordusuyla gezmekten vazgeçsin.

 

KAPÜTÜLASYONLAR GELMİŞ HABERİMİZ OLMAMIŞ

Osmanlıyı bitiren en büyük nedenlerden birisi kapütüsaynlar değil miydi?

İnsanımız dışa bağımlı hale getirilmiş, üretemez ve sadece tüketen bir topluluk haline getirilmişti.

Her tarafı mümbit ovalarla çevrili Ülkemizde artık ne hale gelinmiş bir hatırlayalım:

Kuru fasulye Çin, Peru, Mısır ve Arjantin’den, Ayçiçek Moldova, Bulgaristan ve Romanya’dan, Salatalık Rusya, Belarus ve Gürcistan’dan, Kuru soğan Hollanda, İran ve Rusya’dan, Nar Rusya, Peru, Şili, İtalya, Kolombiya’dan, Saman Bulgaristan’dan, Elma Şili, İtalya, Fransa, Bosna Hersek ve ABD’den ithal ediliyor.

İthal edilen ürünler arasında Kırmızıbiber, Kabak, Havuç, Yulaf, Kavun karpuz, Bezelye, Patates, Ceviz, Domates de yer alıyor. Yani kısaca üretmiyoruz, tüketiyoruz.

Bu durum dışa bağımlılıktan başka bir şey değildir.

Yerli uçağımızı yapmışız, vay be inandım ben de.

Biz daha eti, otu ithal ediyoruz. Topraklarımızı ekemiyoruz, üretemiyoruz.

Bütçe açıklarımızı kapatmak için Mustafa Kemal döneminde kurulan ne kadar tesisler varsa satıyoruz. Köprüleri, hava alanlarını yap işlet devret (Yani bizi sömürün) mantığıyla yaptırıyoruz.

Bütçenin büyük bölümü de korumalara saraylara harcanıyor. İlkokul ortaokul mezunlarının danışman yapılmasına ve yüksek ücretler verilmesine harcıyoruz.

Türkiye uçuyor, tamam da her uçuşun bir çakılışı vardır. Biz millet olarak bunu göremiyoruz işte.