Atatürk Diyor Ki!
Yazarlar // 28 Ekim 2017 Cumartesi 07:59

İsmail BAŞARAN

Atatürk’ü unutanlara, Atatürk’ü unutturmak isteyenlere. Hatırlayın yine.


Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın
her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.
Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için
mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin.
Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.
Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz.
En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.


YILMAZ’I BİRİ DURDURSUN
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada söyledi bu üç kelimeyi.
Tüm Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekillerinin önünde seslendi.
Bir inatlaşmadır gidiyor.
GÜLSAN sanayi sitesinin yıkılması ve bir başka yere taşınmasıyla ilgili Yılmaz’ın inadı sürüyor.
Tüm yargı kararlarına rağmen yıkmakta kararlı görünüyor.
Samsun’un AK Parti Milletvekilleri sesini çıkarıyor mu?
Sessizlikleriyle bu inadı destekler gibi görünüyorlar.
Türkiye’de yasalar var deniliyor doğrudur. Ancak uygulanmayanlar da var galiba.
Yılmaz’ın GÜLSAN ile ilgili kararı neden uygulamadığı ise soru işareti olarak kalıyor.
Türkiye’de bazı belediye başkanları Saraya çağırılıp istifa ettiriliyor.
Acaba neden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz’a da bu taktik uygulanmıyor?
Usta, “Bu konuya TBMM el atsın” diyor.
Tamam da Samsun’un milletvekillerinin tamamı neden el atmıyor ve birlikte olup Yılmaz’ın karşısına dikilmiyor?
Kim neden çekiniyor acaba?
GÜLSAN Sanayi sitesini oraya yaptıran var.
Adı bir caddeye verilen var.
Önce caddenin adı değiştirildi, sonra yaptığı hizmetler yıkılmaya çalışılıyor.
Yılmaz ne yaparsa yapsın, Kemal Vehbi Gül adını artısıyla ve eksisiyle
bu şehirden silemez.
Çünkü Gül hep yaptı.
Yılmaz ise yıkıyor.
Hatırlar mısınız bilmem Yelken Kulüp Vardı limanda, yıktı.
Bir cami vardı orada yıktı.
Cami yapmadı mı yaptı.
Hizmetleri yok mu, var.
Ancak Saathane Meydanında tarihi kalıntıları yıkıyor şimdi de.
Orası durdu gibi görünüyor da, ileride ne olur bilinmez.
Sahi kim durduracak Yılmaz’ı?
Yorgunluk yok mu Yılmaz’da?

GÜNÜN SÖZÜ
Köpeğin ağzında fildişi bulunmaz…