2017 Kazık Yılı Mı Olacak
Yazarlar // 03 Nisan 2015 Cuma 00:00

İsmail BAŞARAN

İçinde bulunduğumuz yıllarda vatandaş kazıklanmıyormuş gibi bir anlam çıkıyor olabilir.
Doğrudur.
Doğru olan da İçinde bulunduğumuz günlerde de hayatın çeşitli kazıklarını yediğimizdir.
Ancak kazığın büyüğünü tüm Türkiye’de 2017 yılında yiyeceğe benziyoruz.
Doların ani çıkışıyla ilgili falan da değil.
Belki dolaylı olarak o da var.
Gelelim o tarihteki asıl kazığa…
Hani evlerimizin, binalarımınız mantolanması işi var ya, işte o iş 2017 yılına kadar bitmiş olacak.
Yani o tarihe kadar, o iş için cebinizden çıkacak olan parayı bir düşünün hele.
Hesaplayamadınız mı?
O zaman aklınızı biraz daha karıştıralım.
Doğalgaz kullananlar bilirler, bir kombi işi var başlarında.
Kullanılmakta olan kombilerin bazılarının süreleri doluyor.
Yerlerine “Yoğuşmalı Kombi” takılacak.
2017 tarihi bu iş için son.
Yani o yoğuşmalı kombi her neyse işte ondan taktırmayanın doğalgazı kesilecek.
Peki, bugün neden yoğuşmasız kombi satılıyor vatandaşa?
Eldekilerin satışı bitsin diye mi?
Yani büyük sermaye kazansın diye mi?
Madem değişecek bu günden yoğuşmasız kombi satılamaz mı?
Satılır elbet, ancak vatandaş bunu bilmezse eskisinden veriliyor.
2017 yılından itibaren kombiler değişecek dedik ya, sadece bununla kalmıyor.
Kombinizi mecburen değiştirdikten sonra bu kez doğalgaz dağıtım firması devreye girecek.
O firma kombinizin yeniden açılması için sizden para alacak.
Katma Değer Vergisi (KDV) ilk çıktığında nasıl okunuyordu vatandaş arasında hatırlayanınız var mı?
Unuttuysanız hatırlatayım:
“Kazık daima vatandaşa…”
Aradan yıllar geçti, değişen ne?
Neyzen Tevfik ne güzel demiş zamanında:
“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti…”

ALLAH RAHMET EYLESİN
Dün sabah evden çıktığımda Sezar Apartmanının önünden geçerken Ertekin ve Ersan Sezer kardeşlerin otomobillerinin yerinde olmadığını görünce “Acaba” dedim kendi kendime.
Sonra da “Hayra” yordum.
“Sanırım bugün erken kalkıp işe gitmişlerdir” diye düşündüm.
Çünkü saat henüz 08.30’u yeni geçmişti.
Saat 10 sıralarıydı Ersan’ın titreyen sesini duyunca telefonda hiç beklemeden abuk subuk konuşmaya başladım.
“Abi babamı kaybettik” diyebildi.
Ersan o kadar diyebildi, ben bir dostu kaybetmenin hüznüne büründüm.
Onbeş gün ya olmuş ya olmamıştı.
Yüksel Eczanesi’nin önünde tıraş olmaya giderken görmüştüm kendisini. “Gel oradan yemeğe gidelim” demişti.
Gitmemiştim.
Ne büyük hata yaptığımı o acı haberi duyunca anladım.
Birkaç gün önce de “Acaba ne yapıyor” diye geçirdim aklımdan telefon açıp soracaktım, açamadım o telefonu.
Bu bana ders olsun, arasaydım eğer belki son defa konuşacaktık.
Olmadı kısmet değilmiş.
Eğer kısmet olursa bugün öğleyin Büyük Cami’de olacağım, Hacı Sinan Sezer’le helalleşmek için…
NOT: Hacı Sinan Sezer’e Allah’tan Rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

GÜNÜN SÖZÜ
İnsanlık çok ilerledi o nedenle görünmüyor