150 Bin Askerimiz Nasıl Kör Edildi?
Yazarlar // 1 Temmuz 2021 Perşembe 14:35

İsmail BAŞARAN

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen’in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözleri yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. Tabii ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işi de unutuldu gitti. Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...

Ermeniler soykırım yapıldı diye dünyayı ayağa kaldırıyor, bizim tarihimizden haberimiz yok. Peki, bu olayı siz biliyor muydunuz? Veya yüzde kaçınız biliyordunuz? Size de tarihte, coğrafyada, felsefede, ekonomide, aklınıza gelebilecek bilumum derslerde, yani okulunuzda bu okutulmadı değil mi? Bu olayı bilmeyenlerin de öğrenmeleri için eğer bilgisayarınız varsa geçin başına yazın ve bir arkadaşınıza gönderin. Gönderin ki uykudan uyananların sayısı artsın. Hatta ikide bir Rabia şareti yapanlar da okusunlar ki neye hizmet ettiklerini anlasınlar. Cumhuriyet öncesinde Osmanlı’yı yönetenlerin bir bölümünün kike hizmet ettiklerini bilsinler, belki yanluştan yıllar sonra dönerler..

 

YANLIŞ HESAP MAHKEMEDEN DÖNDÜ

Cumhurbaşkanlığı kararında söz konusu kentsel dönüşüm alanının 5 hektar olarak gösterildiği,belediyenin ise 4 hektar alanı beyan ettiğine işaret ederek, Samsun’da yapılması düşünülen kentsel dönüşüm yargı tarafından durduruldu. Ne olacak şimdi Site Camii yerinde kalacak, dükkarlar kapanmayacak, mal sahipleri de mallarından ve gelirlerinden olmayacaklar.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı teknik bi kişi. Okumuş ve yazmış, nasıl oldu da kendi dalındaki yasalara aykırı hareket etmek istedi? Birileri üzerinde baskı mı kurdu acaba? Mahkemenin iptal ettiği projede artık Cumhuriyet Meydanı, Site Cami, Atatürk Parkı ve Kale Mahallesi'ni kapsayan 4 hektarlık kentsel dönüşüm projesi mahkeme kararıyla durmuş oldu. Oradaki mülk sahipleri de derin bir nefes aldı. Oradaki esnaflarla konuşmuştum ve Belediye’nin de dükkanlara değerinin altında ücret teklif ettiğini öğrenmiştim. Esnafın en büyük sıkıntısı da fiyatlardaki düşüküktü.

 

KABOTAJ BAYRAMI KUTLU OLSUN

Kabotaj bir ülkenin kendi karasularında ve kendi limanları arasında gemi işletme ve her türlü liman hizmetlerini kendi kontrolünde bulundurma hakkıdır. Bugün kabotaj bayramını kutlayacağız, ancak  limanlarımızdaki haklar milletimizin midir yoksa bazıları yabancılara satılmış mıdır?

Türkiye’de topraklar yabancılara satılırken bazı limanlarımızda da işletme hakları tamamen elimizde midir bilen var mı? Yine de kutlayalım bu bayramı, hele de yasaklar kaltı ya denizlerimizde istediğimiz gibi gemilerimiz dolaşsın.