Bir kaset komplosuyla görevini bırakmak durumunda kalan Deniz Baykal’ın yerine CHP Genel Başkanı seçilen Kemal Kılıçdaroğlu için “proje adamı” iddiaları dillendirildiğinde, doğrusu bu ya, pek inanmamıştım.
“Peki şimdi neden dillendiriyorsun, o iddialara şimdi inanıyor musun?” dediğinizi işitir gibiyim.
Doğrusu bu ya!
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklandığında, kendisini bu makama yakıştırdığım, hatta oy bile verdiğim Kılıçdaroğlu’nun, kurultayı kaybettikten sonra o koltuğa CHP için açılmış “butlan” davasından medet umarak bu yolla oturma gayretini görünce, “proje adamı” şeklindeki o iddialar için “acaba doğru olabilir mi?” diye düşünmeye başladım.
Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını desteklediğim ve hatta kazanabilmesi için oy bile verdiğimi söylediğim doğrudur.
Bu kararım, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan daha iyi bir Cumhurbaşkanı olur” iddiasından öte bir düşünceden ibaretti aslında.
Sünni inanca mensup bir ailede yetişmiş bir yurttaş olarak, açıkçası Alevi kökenli bir yurttaşın da Cumhurbaşkanı seçilerek ülkemde çok şeyin değişebileceğine, 500 yıldan bu yana süregelen çarpık bir anlayışın son bulabileceğine inanmıştım.
Kılıçdaroğlu, pandemi sürecinin ardından yaşanan deprem felaketleriyle ekonomisi darmadağın olmuş ülkemde, bir sürü olumsuzluk yaşanırken, yılların yorgunu AK Parti iktidarı CHP’ye iktidarı altın bir tepside sunar gibiydi.
Olmadı.
Kaybedilmesi, kazanılmasından daha zor durumdaki seçimde Kılıçdaroğlu, kolay olanı değil, zor olanı yaptı ve o seçimi kaybetti.
Ki; daha önce de 12 seçim kaybetmişti.
Kaybettiği diğer tüm seçimler için CHP’liler, Kılıçdaroğlu’nun ileri sürdüğü mazeretlere inanmışlardı. Ancak 2023 seçimi farklıydı; bu defa mazereti yoktu.
Başarı nasıl ödüllendiriliyorsa, başarısızlık da cezalandırılır.
Kılıçdaroğlu’nun yine kaybedip, Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğinin kesinleştiği 29 Mayıs 2023 Pazartesi günü, Ekrem İmamoğlu’nun “Kimse endişe etmesin, her şey yeniden başlıyor. Unutmayın, değişmeyen tek şey değişimdir. Her sahada, her ortamda değişim.” sözleriyle ateşlenen kurultay sürecinin ardından CHP’de Özgür Özel dönemi başlamış, Kılıçdaroğlu dönemi sona ermişti.
İddiam odur ki; bugün “butlan” gibi bir davayı desteklediklerini gördüğüm birçok AK Partili, o günkü kurultay sonucuna sevinmişti.
Anadolu’muzda “ummadığın taş, yarar baş” diye bir söz vardır, bilirsiniz.
Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Zeydan Karalar, Vahap Seçer gibi belediye başkanlarının başarıları zaten biliniyordu ama yeni Genel Başkan Özgür Özel de büyük bir başarı göstererek CHP’yi 47 yıl aradan sonra Türkiye’nin birinci partisi yapmıştı.
Ne olduysa, CHP’nin zaferle çıktığı yerel seçimler sonrasında oldu.
CHP’li belediyelere peşi sıra operasyonlar ülke gündemine oturdu.
İmamoğlu’nun yanı sıra çok sayıda belediye başkanı tutuklandığı için görevinden alınırken, İstanbul İl Kongresi ve Özel’in genel başkan seçildiği kurultay için usulsüzlük davaları açıldı.
İstanbul’da hâlen bir kayyım görev yapıyor, biliyorsunuz.
Büyük kurultay için de sıklıkla “butlan” iddiaları dillendiriliyor.
Aralarında bazı gazetecilerin de bulunduğu kimi CHP’lilerin yanı sıra, bazı iktidar yanlılarının da butlan sürecini destekledikleri görülüyor.
CHP kurultayının yok hükmünde sayılmasına dair dava sürecini destekleyenlere şaşırıyor olmakla birlikte, “neden böyle davranıyorlar?” diyemem elbette.
Kılıçdaroğlu’nun yeniden yöneteceği CHP’den bir beklentileri olabilir pekâlâ.
“İnsanın olduğu yerde hiçbir şeye şaşırma” diye bilinen bir söz vardır, bilirsiniz.
Ve fakat…
“Geliyor gelmekte olan” gibi sosyal medya paylaşımlarında, kendisini mahkeme kararıyla yeniden CHP’nin başında görmek isteyenlere karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu durumdan medet umar görüntüdeki tavrına çok ama çok şaşırıyorum.
Meslek yaşamım boyunca çok sayıda siyasetçi tanıdım, çok sayıda da siyaset haberi yazdım.
Yakından tanımadım ama Kemal Kılıçdaroğlu da başarılı olmasını dilediğim siyasetçilerden biri oldu.
Destek verdiğimi de yazdım, biliyorsunuz.
Hayal kırıklığıma rağmen bunu yapmış olmaktan “pişman mıyım?”
“Pişmanım” demem elbette.
Ama beşeriz(1), şaşarız der ve yanıldığımı kabul ederim.
Ben nedamet(2) göstermiyorken, son söz olarak Kemal Kılıçdaroğlu’ndan böyle bir davranış beklediğimi söylemek isterim.
(1) Beşer: İnsan, insanoğlu, insan türü.
(2) Nedamet: Yapılan bir işten, söylenen bir sözden veya sergilenen bir davranıştan ötürü duyulan derin pişmanlık, üzüntü ve hayıflanma anlamına gelir.
