Nerede O Eski Bayramlar
Yazarlar // 24 Haziran 2017 Cumartesi 18:12

İsmail BAŞARAN

Yarın Bayram, ömrü olanlar görecekler.

Ramazan Bayramı’nı çocukluğumda “Şeker Bayramı” olarak bilirdim. Belki çocukların büyük bölümü de benim gibi düşünürdü.

Evimizin bulunduğu sokakta kapı kapı dolaşır büyüklerimizin ellerini öperdik. Büyüklerimiz de bizi yanaklarımızdan öpüp şeker verirlerdi bize.

Belki de o nedenle şeker bayramı derdik.

O bayram öncesi belki çocuklardan da fazla sevinenler şeker satıcılarıydı.

Çünkü satışlarda gerçekten patlama olurdu.

Şimdilerde bu kültür ortadan kalkmış durumda.

Özellikle büyük kentlerde zaten kapı kapı dolaşan çocuklara rastlamak neredeyse mümkün değil.

Hem zaten artık çocukları da büyükler şekerle kandıramıyor ya.

Çünkü çocuklar harçlık istiyorlar artık.

Türkiye’nin ekonomisi düzeliyor ya, belki de ondan böyle diyorlar.

Şekerin yerini para almış.

Paranız varsa, bütçenizden bayram alışverişi için bir bölüm ayırmışsanız tutuyorsunuz çarşı pazarın yolunu.

Önce elbise alımları ile sevindiriyorsunuz çocukları, sonrasında cebine harçlığını koyuyorsunuz.

Kapınıza gelen çocuk olur diye siz yine de şeker bulundurun.

Bir şekere, bir çikolataya sevinebilecek o kadar çocuk var ki, sakın unutmayın.

Politikalarıyla çocukları yetim bırakanlara prim vermeyin, hiç olmazsa bayram günü bunu düşünün.

 

BİR ZAMANLAR TÜRKİYE

Vaatle  oy toplayana hapis..

Türkiye’de ilk kez bir politikacı vaatlerinden dolayı hapis cezası aldı.

28 Mart 2004 yerel seçimlerinde CHP’den Aydın belediye başkan adayı olan Hüseyin Aksu, bir propaganda konuşmasında halka ‘beni seçerseniz, hepinizi iş sahibi yaparım. 500 fabrika açacağım’ dedi.

Hüseyin Aksu seçmenlere iş başvuru formu bile dağıttı. Seçimi AKP’den İlhami Ortekin kazandı.

İlhami Ortekin, vaatleri nedeniyle Hüseyin Aksu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Savcılık da dava açtı.

Dava sonuçlandı ve Hüseyin Aksu ‘iş vaadi ile seçmenden haksız oy temin etmek’ suçundan 10 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına çarptırıldı. Hapis cezası paraya çevrildi…

Bu olay o gün yaygın basında büyük yer buldu.
Kısaca Türkiye’de bir zamanlar hukuk vardı, mahkemeler vardı. Şikayetler araştırılıyor, yalan yanlış söylemlerde bulunanlar cezaya çarptırılıyorlardı.

Ya şimdi?
Bize oy verirseniz terörü bitireceğiz diyenler, terör bittiği için mi askerlerimiz ölüyor.

Her gün anaların babaların yürekleri dağlanıyor.
O gün mahkemenin aldığı karara bakarak “Siz de vatlarınızla halkı kandırmış sayılmıyor musunuz?” sorusu sorulabilir.

Ancak kim soracak ve hangi mahkemede böyle bir dava açılabilecek?

 

GÜNÜN FIKRASI

Temel ile Dursun 100 katlı bir otele girmişler. Otelin 100. katındaki odayı almışlar başlamışlar merdivenleri çıkmaya.

Dursun: ”Temel sana bir şey diyeceğim” demiş.

Temel yukarı çıkınca demesini istemiş. 20. kata gelmişler Dursun yine aynı şeyi söylemiş, Temel aldırmamış.

Sonunda 100. kata gelmişler

Temel: “Söyle Dursun.”

Dursun: “Temel ben anahtarı aşağıda unuttum.”

 

GÜNÜN SÖZÜ

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. Konfüçyüs


RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.