Kaybetmek Yok
Yazarlar // 27 Nisan 2021 Salı 14:44

İsmail BAŞARAN

Samsunspor Bolu’dan üç puanla döndü ve filkstürde üçüncü sıraya yerleşti. Sıra açüncü ancak puanlar aynı. Bu sezon Süper Lig’e çıkacak takımın belirlenmesi için iki karşılaşma kaldı. Samsunspor olarak bu karşılaşmaların ikisini de kazanmak gerekir. O nedenle hedefi büyük tutmak şarttır. Eğer Süper Lig’de yer almak isteniyorsa kaybetmeye tahammül yoktur. O nedenle hafta içinde yapılacak çalışmalar ne kadar önemliyse başkan yöneticiler ve teknik kadronun yapacakları açıklamalarda dikkatli olunmalıdır.

Başkan ve aynı zamanda şirketin de sahibi olan Yüksel Yıldırım’ın ve teknik kadronun bu son iki haftada yapacakları açıklamalara çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Eğer bu takımın Süper Lig’e çıkması isterniyorsa herkes ağzını tutacaktır. Çünkü kelimeler ağızdan çıkana kadar söyleyenin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra ise söyleyen kelimelerin esiri durumuna gelir. Samsunspor’un son zamanlarda özellikle de Başkan tarafından yapılan açıklamaların ve uygulamaların moralleri olumsuz etkilediği ortadadır.

Bir gol deyip geçiymesin, yenilecek ve atılacak gollerin sayısı avarajı büyük ölçüde etkileyecek ve belki de şampiyonluk kazanılacak ya da kaybedilecektir. İşte bu nedenle ağızlarda “tam kapanma” şarttır.

 

CADDELER VE MASKELER

Pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasaklarına uyuluyor. Samsun’daki vatandaşlar ellerinden geldiğince salgını bulaştırmamak için uğraş veriyor. Ancak bazı konular da ellerinden gelmiyor. Örneğin Çutflik Caddesi’ndeki araç ve yaya trafiği gibi.

Vatandaşlar bu caddeye girerken hasta mı değil mi diye  bakılıyor, aşı olup olmadıkları ölçülüyor. Ancak Çiftlik Caddesi’ni otopark’a çevirenlere sorgu sual yapılmıyor. Araçla girebiliyorsunuz, sadece kod okutuyorsunuz, kurallara uyup uymadığınız kimsenin umurunda bile değil.

Sadece Çifthlik Caddesi’nde değil, Mecidiye’de  de aynı uygulama. Artık vatandaş da bıkmış görevliler de. Maskeler çenenin altına inmiş, polis görünce otomatik olarak yerine çekiliyorlar. Salgın başladığında Cumhurbaşkanlığı vatandaşa muhtarlar aracılığıyla maske, dezenfektan ve kolonya tağıtıyordu. İki kez bunlardan alan birisi olaak daha sonra neden gelmediğini de merak etmiyor değilim. Acaba bütçede para mı kalmadı da dağıtılmıyor, yoksa dezenfektan ürünleri üreten firmalar, maske üreten firmalar zarar mı ediyorlar? Vatandaşın cebinde ekmek almaya parası kalmamışken, maske takmadığı için ceza uygulamak neyin nesi ola ki?

İşin bir başka boyutu da kotrrollerin sadece caddelerde yapılıyor olması. Ara sokaklarda bu mikrop dolaşmıyor mu, mikrop da caddeyi mi seviyor?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Hastalıkla ilgili çok fazla kitap okuyan bir insan, günün birinde bir dizgi hatasından ölebilir.

(Jonathan Swift)