Holiganlar Sadece Futbol Sahasında Mı?
Yazarlar // 09 Ağustos 2017 Çarşamba 00:16

İsmail BAŞARAN

Samsun’da oynana kupa finali karşılaşmasında futbolumuzun ne kadar ilerlediği, futbol taraftarının da bu ilerlemeye ne kadar ayak uydurduğunu hep birlikte gördük.

Bir futbol sahasında nasıl karşılaşma seyredilmesi gerektiğini öğretememişiz demek ki.

Futbol taraftarının ille de kırıp dökmek olmadığını belleklere yerleştirememişiz demek ki.

Bütün bunlar eğitim yoksunluğundan ileri geliyor sanırım.

Bir de yeterli önlemin alınamadığından tabi ki…

Şimdi çıkıp birileri “Biz önlemimizi almıştık” diyebilir.

Ancak kimi inandırabilecekler ki.

Güzelim stadı yakıp sıkacaksınız, sonra da takımınızın bir karşılaşma kazanmasına sevinecek veya bir karşılaşma kaybetmesine üzüleceksiniz.

Tamam, da bu stadın ve bu stadın yapımı için harcanan parayı vergileriyle ödeyen insanların suçu ve günahı ne?

Yeni Stat, mutlaka taraftarlar da kamera sistemiyle izleniyordur.

İzlenmiyorsa bu kadar para niçin harcandı.

Eğer taraftarın kırmak, yakmak demek olmadığını öğretememişsek millete, polisiye önlemler de mi yok?
O kadar çakı bıçak, yanıcı ve yakıcı madde stada nereden ve nasıl sokuldu bu sorgulanıyor mu?

Taraftarlar karşılaşma izlemeye girerlerken kapıda aranmadılar mı?
Arandıysalar su maddeler bulunamadı mı?

Bulunduysa neden alınmadılar?

Bu holiganlar bulunmaz ve cezalandırılmazsa Statlarda böyle olaylar günden güne artarak sürecektir.

Bunlar Statların holiganları.

Bir de siyasetin holiganları var.

Söyletenler ve de söyleyenler var.

Biri çıkacak Atatürk büstünü kıracak, bir diğeri Mustafa Kemal Atatürk’ün annesine dil uzatacak, bir diğeri çıkıp ortaya yeni bir devlet kuruyoruz başkanı da Recep Tayyip Erdoğan olacak diyor, buna benzer başka hareketler de sergiliyorlar.

Taraftar gibi Siyasi Parti tutuyorlar.

Sonra da bazıları “Meczup” denilip salıveriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti yıkılıp yerine yeni devlet kurulmadıysa eğer, nerede Savcılar?
Bu kişiler neden yargı önüne çıkarılmıyor.

Biri çıkıp “Yeni bir devlet kurulacak başkanı da FETO olacak dese alınıp yargı karşısına çıkarılır cezası verilirdi.

Peki devlete karşı işlenen bu suçlarda yargı neden sessiz kalıyor?
Bunlar ta taraftar mı denilecek şimdi?
Biri bir halt yiyecek, cezasız kalında bir başkası başka bir halt yiyecek.

Böyle yapılarak milletin beyniyle dalga geçilecek ve bu haltlar artık normal gösterilmeye çalışılacak.

Dedik ya, holiganlar sadece statlarda değil.

Siyaset arenasında da var.

Yürürlükte yasalar var.

Bu yapılanlar suç ise gereği neden yapılmıyor?

Eğer suç değilse neden hemen harekete geçilip yasalarda düzenlemeye gidilmiyor?

 

CİBİLLİYET Mİ YOKSA EĞİTİM Mİ ÖNEMLİ?

Bugün notlarla başladık notlarla sürdürelim…

Padişah vezire sormuş:

Vezir demiş cibilliyet mi eğitim mi?

Vezir düşünmeden cevap vermiş:

Cibilliyet padişahım.

Padişah memleketin her yerine tellallar çağırtmış.

Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın...

En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış. Padişah hayvan eğiticisine sormuş:

Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?

Altı ayda öğretirim padişahım.

Altı ay dolmuş, huzura alınmış. Padişah:

Öğrettin mi?

Öğrettim padişahım.

Saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; padişah yine vezire sormuş:

Vezir demiş.

Eğitim mi önemlidir cibilliyet mi?

Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış. Kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. Tabi altı aylık eğitim de boşa gitmiş.

Vezir cevap vermiş.

Cibilliyet padişahım. Önüne bir fare düştüğünde, eline bir fırsat geçtiğinde, çıkarı için vatanını satmaktan, halkını harcamaktan tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli kedilerden, Rabbimiz bu memleketi, bu milleti muhafaza kılsın.

Haydi hep birlikte “AMİN” diyelim….

 

GÜNÜN SÖZÜ

Suyun buz olmasına dek bekleyebilirseniz elekte su taşıyabilirsiniz.