Çay parası vatandaştan
Yazarlar // 27 Haziran 2019 Perşembe 11:58

İsmail BAŞARAN

Bir İstanbul seçimi Türkiye’yi ne kadar maddi zarara soktu sanırım hesabı kitabı yapılamaz. Bu hikâyenin giriş, gelişme bölümlerine takılmayalım da sonuç bölümüne odaklanalım.

Sayın Cumhurbaşkanı İstanbul seçimlerinin iki yarısında da sahadaydı, karşılaşma sırasında da izleyicilere paketlerle çay attı arabanın üzerinden.

Vatandaş adeta kapışmıştı paketleri, hatta bir paket çay alabilmek için birbirini ezecek duruma gelmişti de. O zaman anlamamıştım vatandaşın oyunu bir paket çay ile satacağını düşünenlerin olduğunu Türkiye’de.

Sonuç, iktidar tarafının düşündüğü gibi olmamış karşılaşmayı muhalefet kazanmıştı. Kazanmıştı da arabanın üzerinden atılan çay paketlerinin bedelinin çaya yapılan zamlarlar çıkarılacağı akıllara bile gelmemişti. Hani çay bahçeleri yapılacaktı ve parasız çay dağıtılacaktı ya, parası bizden alınacak sanırım.

Sadece çay değil elbette, akaryakıta da zam geldi, sırada yediden yetmişe zamlar olacağını anlamak için önce görmek amacıyla bakmak gerekir. Türkiye’nin ekonomisinin bir bardak çaya odaklanacak kadar kötü duruma gelmesinin sorumlusu kim, vatandaş mı yoksa saraylarda oturup milletin parasını har vurup harman savuranlar mı?

 

PROJELERİ KİM ÜRETECEK?

İlkadım Kent Konseyi Genel Kurul Toplantısı, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları başkan ve temsilcileri ve muhtarların yoğun katılımı ile Yıldıray Çınar Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.

Toplantı İlkadım ve Samsun için en iyi hizmeti sağlamak amacıyla yapıldı. İş buraya kadar güzel ancak Başkan Necattin Demirtaş’ın konuşması sırasında sarf ettiği sözler düşündürücü. Demirtaş “Bu şehre katma değer sağlayacak her türlü fikir ve projeye kapımız açık olacak” dedi.

Aklıma bazı sorular takıldı, bunlardan birincisi, Demirtaş’ın konseyden proje beklemesinin nedeni nedir, göreve gelirken kendi projeleri yok muydu?

Eğer varsa bu projeleri işleme koymalı, vatandaşa anlatmalı ve uygulamaya başlamalı, projeyi dışarıdan beklemek, görev isteyen insanların o koltuğa oturmak amacıyla çalışmadıklarının göstergesi değil mi?

İlkadım’ın yeni yöneticilerinin öncelikle belediyenin borçlarını ödemek gibi bir planları olmalıdır. “Benden önceki dönem beni ilgilendirmez” mantığı yanlıktır, çünkü kurumlarda devamlılık esastır. Bu esasa uymayanlar da yasa karşısında kendilerini savunmak durumunda kalabilirler.

Eğer problem kendilerinde değil de önceki yönetimdeyse, yasal yollara başvurmaları gerekmez mi?