limanbet limanbet bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop jojobet giriş jojobet casino siteleri holiganbet holiganbet istanbul evden eve nakliyat istanbul eşya depolama
TÜKETİM TOPLUMU OLDUK
Yazarlar // 21 Aralık 2022 Çarşamba 12:37

İsmail BAŞARAN

BİR ülkenin kalkınabilmesi için özellikle sanayi üretiminin artması gerekir derler, bu da doğrudur. Üretecek ve pazarlayacaksın.

Peki, Türkiye üretim toplumu olma yolunda mı ilerliyor, yoksa bu yoldan çıkmış durumda mı? İşte son haber:

“Türkiye'de, geçen yılın aynı dönemine kıyasla imalat sanayiinde üretimde çalışanların sayısında azalma mı kaydedildi yoksa artış mı? Bu sorunun yanıtını verirken iyi düşünmemiz gerekir. Ve de sonuç olarak Türkiye’nin üretim toplumu olma yolunda ilerlemek yerine tüketim toplumu olduğunu görüyoruz.

Ülkemizin üretim toplumu olma yerine tüketin toplumu olmakta ısrar ettiğini göründe gerçeği okuruz hepimiz. İstatistiklere bakılırsa imalat sanayimiz gittikçe geriliyor. Samsun’un örnek olarak alırsak ne üretiyoruz ne tüketiyoruz diye bir araştırma yapsak tüketilenlerin çok olduğunu göreceğiz.  O zaman bir gerçek karşımıza çıkıyor, üretmeden üreten toplum olamayız elbette. Tüketen bir toplum haline geliriz. Dünya’da tüketen toplumlardan birisi de son yıllarda Türkiye’dir.

Doğusunda ve batısında iki büyük nehir Kızılırmak ve Yeşilırmak olan Samsun’da bu iki ovada çeltik üretilirdi. Şimdilerde üretim geriledi, neden çünkü İktidar ithal ürünlere önem veriyor. Çin’den pirinç alıyoruz, oysa Terme pirinci çok daha piyasa yapar, Bafra pirincinin alıcısı çoktur. Üreticiler iktidara şu soruyu sormalı: Neden Türkiye’de pirinç ekim alanlarına ödem verilmiyor da yurt dışından Çin’den pirinç ithal ediliyor?

Bu ithalat yapılmasa ve Türk çiftçisi desteklense olmaz mı? İthalatçı tüccar kazanana kadar üreten çiftçi kazansa herhalde daha iyi olur.

 

SOĞUKLAR BAŞLADI

Samsun Valiliği, hava şartlarının soğuması üzerine önlemlerin alınmasını istedi ve Valilik de çalmalarını o yönde artırdı. Yükseklere kar yağmaya başladı, bunu önlemek mümkün değil elbet. Soğuklar arttı, doğalgaz odun ve kömür yakanlar kendileri yanmaya başladı. Fiyatlar artıyor, doğalgaz ısıtmıyor cepleri yakıyor. Soğuklarla birlikte sebze ve meyve fiyatları da yukarıya çıkıyor. Bütün bu fiyat artışları cebe de yansıyor elbet.

ENFLASYON DÜŞER Mİ?

Düşer elbet. Piyasada para mı var ki vatandaş alışveriş yapsın, sonra da para hareketinden dolayı enflasyon yükselsin. Var mı para? Gittikçe azalıyor. Piyasada dolaşan paranın azalması ile enflasyonun düşmesi doğru orantılıdır.

Hatta enflasyonun sıfıra indirilmesinin formülü bile piyasada dolaşan paranın azalması ile mümkündür. Çünkü vatandaşın cebinde para olmayınca alışveriş yapamayacak haliyle enflasyon da düşmüş olacak.

Enflasyonun tamamen ortadan kalkması da mümkün. Para hareketini kaldırırsınız al gülüm ver gülüm işi devreye girer enflasyon kalkar, vatandaş da rahata erer.

Ancak, işin bir de gerçeği var. Bu gerçek de sandığın ortaya gelmesidir.  Kaç yıldan beri enflasyona ezdirilen insanlar sandığa gittiklerinde söylenenlere mi inanacaklar yoksa yaşadıkları hayatın zorluklarına mı? Bunu da zaman ve de sandık gösterecek.


GÜNÜNSÖZÜ
Yükseklere çıkmaktan sakın; çünkü insanın düşmeyeceği hiçbir yüksek yer yoktur. (Cervantes)