Samsun Gelişecekse!
Yazarlar // 21 Ocak 2026 Çarşamba 10:04

Ragıp GÖKER

Yazıya “Samsun gelişecekse” manşeti atmak, şehrimizde birçok kişiye ters gelebilir.
Bu sözün pek çok insanı irite etmesi, yani hoşa gitmeyen ve karşı tarafı rahatsız eden bir etki yaratması mümkündür.

Öyle ya…
Bir zamanlar ekonomik ve sosyal bakımdan ülkenin 7’nci büyük şehri olmuş bir kentten söz ediyoruz.
Bugün Samsun’u “gelişecek şehirler” arasında göstermek, kolay kabullenilecek bir durum olmayabilir.

Ve fakat…

Aristo mantığındaki “Gerçek acıdır; öyleyse gerçek biberdir” sözünde olduğu gibi, gerçek gerçekten de acıdır.
Can sıkar ama eninde sonunda kabul edilir.

Herkesin kendine göre bir doğrusu olabilir. Gerçeğin göreceli bir kavram olduğu da söylenebilir.
Ancak doğru tektir.

Tıpkı kabul etmesi zor olsa da Samsun’un, bir zamanlar ekonomik ve sosyal gelişmişlikte ülkenin yedinci sırasındayken, bugün 31’inci sıraya gerilemiş olması gibi…
Can sıkıcıdır ama tartışmaya kapalı bir gerçektir.

Bu gerilemeye inanmak zor, evet.
Ancak Türkiye’de illerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyini en güvenilir ve güncel biçimde ölçen çalışma, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan **İllerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (SEGE-2025)**tir.

2025 yılında yayımlanan bu araştırma; demografi, istihdam, eğitim, sağlık, rekabetçilik, erişilebilirlik, yaşam kalitesi gibi 52 değişken üzerinden illeri altı kademede sınıflandırmaktadır.

Bu çalışmaya göre Samsun, 31’inci sırada yer almaktadır.
Orta Karadeniz’in en gelişmiş ili olarak kabul edilir ve genellikle üçüncü kademe gelişmiş iller arasında konumlanır.

Bu tablo, Samsun’un Türkiye genelinde orta-üst düzeyde gelişmiş bir il olduğunu gösterir; özellikle Karadeniz Bölgesi’nde önde gelen bir konumdadır.

Ancak Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın da sıkça vurguladığı gibi “Karadeniz’in en gelişmiş şehri olmakla” övünerek, 30-40 yıl önceki görkemli konumdan bugüne gelirken yapılan hataları görmezden gelirsek, 30’lu sıralarda tutunmak bile zorlaşacaktır.

Peki ne yaptık?
Daha doğrusu ne yapamadık da bu şehri 7’nci sıralardan 30’lu sıralara gerilettik?

Bu sorunun elbette birçok cevabı olabilir.
Mazeretler de sıralanabilir.

Ancak gerilemenin en temel nedeni şudur:
Samsun üretmekten uzaklaştı.

Büyük Atatürk ne diyordu:

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybederler.”

Samsun, üretmeden tüketen bir şehir hâline geldi.
Ve ne yazık ki geleceğini de böyle kararttı.

Oysa Samsun; Yeşilırmak ve Kızılırmak deltalarının suladığı Çarşamba ve Bafra ovalarındaki tarımsal üretimi, güçlü ticaret altyapısı ile büyümüş bir şehirdi.

Ticareti korumakla yetindi.
Ama ticaret tek başına bir şehrin ekonomik yapısını ayakta tutmaya yetmezdi.

Ticarete güvenildi, sanayi hamlesi yapılmadı.
Tarım ise adım adım terk edildi.

Tütün mesela…
Bir zamanlar en önemli gelir kaynaklarından biriydi.
Bugün Samsun’da tarlasında tütün eken köylü kaldı mı, doğrusu bilmiyorum.
Ben göremiyorum.

Samsun göç alan bir şehir.
Artan nüfusunu mevcut ekonomik yapısıyla doyuramaz hâle gelmiştir.

Artık Samsun, yeni ekonomik hamleler yapmak zorunda olan bir şehirdir.

Bunu başarabilmenin tek yolu ise şudur:
Şehre yön verebilecek vizyoner insanları bulmak ve önlerini açmak.

Çünkü Samsun halkı bugüne kadar kime güvenip yetki verdiyse, ne yazık ki çoğunda hüsran yaşamıştır.

Yarın:
Samsun’a neden vizyoner bir siyasetçi lazım?