limanbet limanbet bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop jojobet giriş jojobet casino siteleri holiganbet holiganbet istanbul evden eve nakliyat istanbul eşya depolama
Osmanlıya Özenenlere
Yazarlar // 12 Eylül 2022 Pazartesi 11:00

İsmail BAŞARAN

Önce Türkiye’de insandan sayılıyormuyuz diye sormak gerekir. Eğer sayılıyorsak bizi sananlar yeterince değeri veriyorlar mı bize. Osmanlıda ilk nüfus sayımının 2. Mahmut döneminde yapıldığı, bu sayımın sadece erkeklerle hayvanları kapsadığı, kadınların ise sayılmadığı biliniyor.

Bu notun ışığında şöyle bir soru soralım şimdi: Bazı kadınlar neden acaba Cumhuriyet yerine padişahlığın gelmesini istiyor. Yeni padişahlıkta sayımda kadınlar da sayılacak mı?

Soruyu buradan kendisini padişah veya kral olarak görenlere de sormuş olalım. Türkiye bir Cumhuriyettir ve Cumhuriyetle yönetilmektedir. Ancak yönetenler, yönetilenlerin kafa yapısı değişmediği için halen biat kültürünü farkında olmadan benimsiyorlar herhalde…


EKSİKLİK KAFADA OLMAMALI

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca:

-Getir çocuğu, bir bakalım, demiş. Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüş ve tamam demiş. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz. Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çal is demiş. Çocuk bir hafta ayni hareketi çalışmış..

Sonra hocasının yanına gitmiş. "Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş. Hocanın cevabi: Çalışmaya devam et olmuş...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş…

Çocuk bu bir yıl boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır ayni hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz? Sen ayni hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz…2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10.yılını doldurmuş.

Bir gün hocası yanına gelip, "Hazır ol " demiş... "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!" Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir sansının olmayacağı düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış... Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken… İkinci üçüncü maç... Çeyrek, yarı final ve final... Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Tam bir üstat delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş… “Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim.. .”

Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil. Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.!

Hareketle yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:  Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?

Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir. İnsanların eksiklikleri bazen, ayni zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın...

 

KUYRUK SALLAMAK

Çevrede kuyruksallayan yaratıkları gördüğüm zamanlar hep Orhan Veli gelir aklıma. Orhan Veli’nin o meşhur “Ciğercinin Kedisi” şiiri de düşer belleğimden dudaklarım aracılığıyla kelimeler olarak çevreye. Unuttuysanız hatırlayın Ciğercinin kedisini… Ve de Tanrının günü kuyruk sallayanları geçirin gözünüzün önünden. Şiir nasıl mıydı? Buyurun…

Uyuşamayız yollarımız ayrı, sen ciğercinin kedisi ben sokak kedisi, senin yiyeceğin kalaylı kapta, benimki aslan ağzında. Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.  Ama seninki de kolay değil kardeşim, kolay değil hani böyle kuyruk sallamak, Tanrının günü. Bir yalancının en büyük cezası kimsenin ona inanmaması değil, onun kimseye inanamamasıdır…

 

GÜNÜN SÖZÜ
Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır. (M. Kemal Atatürk)