Cuntacılar, 1980 yılının 12 Eylül sabahı postal sesleriyle ülke yönetimine el koyarken, Cumhuriyetimizi kuran CHP dahil, AP, MHP ve MSP’nin yanı sıra bütün siyasi partileri kapatmış; liderlerden dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel ve CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit Gelibolu’daki Hamzakoy’a, MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise Uzunada’ya gönderilmişti. MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ise darbeden günler sonra tutuklanarak uzun süre cezaevinde kalmıştı ama birçok siyasi parti lideri daha sonra Zincirbozan’da ikamete mecbur edilmişlerdi.
Cuntacılar partileri kapattıkları gibi, liderlerin yanı sıra birçok kişiye siyasi yasak koymuşlardı.
Darbe döneminde Kasım 1983 tarihinde yapılacak seçimler için Türkiye’nin köklü siyasi partileri kapatılıp liderleri de veto edilirken, darbeciler emekli bir general olan Turgut Sunalp’e Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’yi kurdururlarken, Başbakan Demirel’in darbe sabahına kadar müsteşarı olan Turgut Özal’a da Anavatan Partisi (ANAP)’ı, yine Başbakanlık eski müsteşarlarından Necdet Calp’e de Halkçı Parti (HP)’yi kurmalarına izin vermişlerdi.
Ve fakat.
Bu oldu bittiye rağmen CHP ve AP tabanı buna büyük reaksiyon göstermiş. CHP’liler Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP)’i, AP’liler de Büyük Türkiye Partisi (BTP)’yi kurmuşlar ama BTP kısa sürede kapatılırken, SODEP’in kadroları da veto edilerek seçimlere sokulmamıştı.
AP’liler daha sonra ‘’Demirel’in Yeni Partisi’’ sloganıyla Doğruyol Partisi (DYP)’yi kurarken, SODEP ise Halkçı Parti ile birleşerek Sosyal Demokrasi Halkçı Parti (SHP) adını almış, başına da Kurtuluş Savaşımızın Garp Cephesi Komutanlarından, eski Cumhurbaşkanı ve Başbakanlardan İsmet İnönü’nün akademisyen oğlu Erdal İnönü’yü geçirmişlerdi.
Darbecilerin 1983 genel seçimlerinde ‘’Bunu seçin’’ gibi bir dayatmayla Sunalp’in MDP’sini işaret etmelerine rağmen, Özal’ın ANAP’ı büyük bir başarı göstererek tek başına iktidara gelmiş, siyasi yasakların kalktığı 1987 yılına kadar iktidarını güçlü bir şekilde sürdürmüştü. SHP ise İnönü ile özellikle ‘’Limon gibi sıkılmayın’’ şeklindeki sloganla 1989 yılındaki yerel seçimlerde büyük bir başarı göstermişti.
Bugün olduğu gibi güçlü bir ANAP iktidarı döneminde de özellikle ‘’Orta direk’’ olarak adlandırılan dar ve sabit gelirlilerin yaşamını zorlaştıran ekonomik sorunlar vardı ki, siyasi yasakların kalkmasından kısa bir süre sonra ANAP iktidarını yitirmiş, günümüzde bir tabela partisine dönüşerek tarihin tozlu raflarındaki yerini almak durumunda kalmıştı.
Ne demişti Süleyman Demirel, hatırlayın:
‘’Tencerenin devirmeyeceği hükümet yoktur.’’
Dizginlenemeyen enflasyonun bir sonucu olarak zorlaşan ekonomik koşullar altında ezilirken, limon gibi sıkıldıklarına inanan halkın kaynayamayan tenceresi, yıkılmaz gibi görünen ANAP iktidarının sonunu hazırlamıştı yani.
Dün nisan ayı enflasyon verileri açıklandı, biliyorsunuz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre nisanda enflasyon yıllık yüzde 32,37, aylık yüzde 4,18 oldu.
TÜİK’e göre aylık enflasyonun da bir önceki ayın verilerine göre 1 puan arttığı gözlendi.
Günümüzün koşullarıyla 40 yıl öncesinin koşulları aynı değil elbette.
Pandemi, deprem felaketi ve Rusya–Ukrayna savaşının ardından, İsrail’in Gazze’deki vahşeti yetmemiş gibi ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşın ülkemizin ekonomisini de olumsuz etkilediği bir gerçek.
Ve fakat.
Özellikle alım gücü eriyen halk, tenceresini kaynatamadığı sürece özellikle 1973’teki OPEC krizinden sonra petrol fiyatlarının tavan yapmasıyla ne kadar ilgilenir, bilemem.
Kıbrıs Barış Harekâtı ve haşhaş krizi nedeniyle ülkemize uygulanan ambargolar sonucu oluşan kuyruklara, zamanın Ecevit Hükûmeti’nin haklı mazereti bile halkta karşılık bulmamıştı hatırlarsanız.
Nisan ayı enflasyon verilerine göre SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşları temmuz ayında yüzde 14,64, memur ve memur emeklilerinin maaşları ise yüzde 10,5 oranında artacak.
En düşük emekli maaşı ocak ayında yapılan bir düzenlemeyle 20 bin lira olmuştu. Nisan enflasyon verilerine göre 2 bin 928 lira artacak en düşük emekli maaşı 22 bin 928 lira olacak.
Bu arada maaşları 22 bin 928 lira olanların temmuzda yenilenecek olan ev kiraları ise yüzde 32,64 oranında artacak. 20 bin lira kira ödeyenler 27 bin lira ödemek zorunda kalacak; yani ki TÜİK verilerine göre giderlerdeki artış, kira artışıyla da sınırlı olmayacak.
TÜİK verilerine göre yumurta nisanda çok ucuzlamış ama diğer tüm gıda harcamaları ise sürekli artıyor.
Demem o ki; rahmetli Erdal İnönü’nün 40 yıl önce miting meydanlarındaki sloganında söylediği gibi emeklilerle birlikte dar ve sabit gelirli vatandaşlar günümüzde de limon gibi sıkılmaya devam ediyor; ama bu halktan daha ne kadar su çıkar, onu da bilemedim.
