Dün bu köşede yayımlanan yazıda, Samsun’da yatırım için öngörülen toplam 170 milyar liralık kaynağın, bu yıl içinde kullanılacak yaklaşık 13 milyar liralık bölümündeki ödenek dağılımını eleştirmiştim.
Ödeneğin dağılım biçimi için de “mış gibi yapmak” ifadesini kullanmıştım.
Bu köşedeki yazılarda sıklıkla “hak – hukuk – adalet” vurgusu yaparken, 170 milyar liralık kaynağın Samsun için ayrılmasında önemli katkıları olduğuna inandığım, başta Mehmet Muş olmak üzere kimi siyasetçilere haksızlık etmekten çekinirim.
Zira bu şehre katkı sunmak adına çakılan her çiviye minnet duygusuyla yaklaşmışımdır.
Elbette çivinin doğru zamanda ve doğru yere çakılması şartıyla.
Mesele, şehrin önceliklerinin doğru belirlenmesi ve buna bağlı olarak kaynakların doğru kullanılması meselesidir.
Nitekim dün de bu köşede belirttiğim gibi, Samsun için ayrılan 170 milyar liralık kaynak önemlidir.
İyi paradır yani.
Bu kaynağın yaklaşık 13 milyar lirasının bu yıl içinde kullanılacağı ifade ediliyor.
Öyleyse sorun nerede?
Sorun, şehrin önceliklerinin doğru belirlenememesinde yatıyor.
Kaynağın büyük bölümü yol yapımına ayrılmış.
Ayvacık’ı Taşova’ya bağlayacak yol, elbette şehrin ihtiyacıdır.
Ancak kaynağın önemli bir bölümünün kullanılacağı Atakum’daki Batı Çevre Yolu, Samsun’un öncelikli bir ihtiyacı mıdır?
Acil ihtiyaç duyulan Doğu Çevre Yolu başka bir bahara ertelenmişken, Batı Çevre Yolu’nun neden öncelendiğini, bu şehirdeki birçok kişi gibi ben de merak ediyorum doğrusu.
Ödenekte ulaşım altyapısı için önemli bir kaynağın ayrıldığı anlaşılıyor.
Ve fakat…
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun açıklamasıyla Samsun’da sevinçle karşılanan Ankara–Delice, Delice–Çorum ve Çorum–Samsun Yüksek Hızlı Tren Projesi için bu yıl ayrılan bin liralık ödenek, bu projenin en azından Samsun ayağıyla uzun yıllar daha gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gösteriyor.
Bu durum da kaynak kullanımında ciddi bir kafa karışıklığı yaşandığını ortaya koyuyor.
Bunu söylerken yatırım programında doğru adımların hiç olmadığını da ifade etmiyorum.
Bunlardan biri, havaalanı terminalinin iyileştirilmesi için ayrılan önemli kaynaktır.
Bu yatırımın programa alınmasında SAMSİAD Başkanı Süleyman Eldemir ve ekibinin çabasını da buraya not düşmek gerekir.
Terme ve 19 Mayıs ovalarının sulanması için ayrılan kaynaklar da, doğrudan ihtiyaca yönelik yatırımlar olarak dikkat çekiyor.
Ve fakat…
Her iki ova için ayrılan kaynağı önemli bulmakla birlikte, bu yatırımların Çarşamba Ovası Sulama Projesi’ne benzememesi ve aynı akıbeti yaşamaması gerektiğinin de altını özellikle çizmek isterim.
Bilindiği üzere, 1970’li yılların ikinci yarısında başlatılan Çarşamba Ovası Sulama Projesi’nin, aradan geçen 49 yıla rağmen ancak yüzde 20’si tamamlanabilmiştir.
Çarşamba ve 19 Mayıs ovalarındaki çalışmalar da buna benzemesin.
Samsun’un en büyük problemi, şehri doyuracak yatırımları alamamasıdır.
Şehir üretmiyor; dolayısıyla gençlerine yetecek iş alanları da açılamıyor.
Bunun sonucu olarak Samsun, doğudan göç alırken batıya nitelikli göç veriyor.
Bu nedenle de geçtiğimiz günlerde gazetede habere konu olduğu üzere, Samsun giderek emeklilerin yaşadığı bir şehre dönüşüyor.
Samsun için ayrılmış 170 milyar liralık kaynakta, Havza OSB’nin bağlantı yolları için ayrılan pay dışında, şehirde sanayinin gelişmesini sağlayacak kayda değer bir yatırım bulunmuyor.
Dürüm, döner ve cep telefonu aksesuarı satarak bu şehrin ekonomisini geliştiremeyiz.
Samsun siyasetine yön verenler bu gerçeği bir an önce görmek zorundadır.
Şehrin öncelikleri doğru belirlenmeli ve bir çivi çakılacaksa, o çivi mutlaka doğru yere çakılmalıdır.
