Yönetememek mi?
Yazarlar // 08 Eylül 2018 Cumartesi 09:55

İsmail BAŞARAN

Marketin birine bir turist gelmiş, bir şeyler almış, kasada ödeme yaparken,

Kasiyere cebinden 100 dolar çıkartıp vermiş. Kasiyer paranın sahte olmasından şüphelenerek paranın orasına burasına bakmaya başlamış ama bir türlü emin olamamış. Bakmış böyle olmayacak parayı sırada bekleyen Temel’e uzatmış.

"Bir de siz bakar misiniz? Ben anlayamadım..." demiş. Temel paranın bir altına bir üstüne bakmış sonra tezgâhın üzerine atmış ve "Bu para sahte" demiş.

Herkes şaşırmış ve nasıl anladın bu kadar çabuk diye sormuşlar.

Temel de, “Çok kolay, bunun üstünde Atatürk resmi yok” demiş...

Durumumuz aynen bu fıkra gibi.

Şu günlerde Türk parasıyla ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Paramız Dolar karşısında değer kaybetti, kazandı, fark açıldı kapandı sözleri her gün günde ortalama üç beş kez söyleniyor.

Tabi bu konuşmayı yapanlar işlerini dolara bağlı sürdürenler yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısına kulak verip üç beş dolarını yakanlar değil.

Sade vatandaş ise durumu marketlere alışveriş yapmaya gittiklerinde anlıyorlar ancak çoğunluğu sesini bile çıkarmıyor, için için kızıyor. Bir çoğu da sesini bile çıkaramıyor.

Çünkü insanoğlu dertleri kendi başına kendisi açar derler. Doğruluğu da ortada değil mi? Hani doları protesto edecektik, yastık altından çıkaracaktık, ne oldu? Yurt dışında dolarları bulunanlar neden ortaya çıkıp da “ben dolarla iş yapmayacağım, dolarlarımı bozdurdum” diyemiyor.

Pazara çarşıya alışverişe gidenler de bu dolar illetinden kurtulamıyor. Satıcılar zamları hep bu doların arkasına sığdırmaya çalışıyor.

Her konuda fetva veren hocalar neden “dolar almanın günah olduğunu alanların cehennemde cayır cayır yanacağını” öne sürüp insanları yönlendirmiyor. Onlar da Diyanet’ten böyle bir emir mi bekliyorlar?

El cümle, iktidarın ülke yönetimindeki başarısızlığını dış güçlere bağlamasın. Bu işi yapamadıkların, Türkiye’yi üreten bir ülke olmaktan çıkarıp tüketen bir ülke haline getirildiğini sorumluların da kendileri olduğunu anlatmıyor.

Bir zamanlar başarısızlıklarını “kandırıldıklarını” kelimesinin arkasına sığınıp geçiştirenler şimdi “yönetemedik gidiyoruz” kelimelerinin arkasına sığınmıyor?

Neden yapmıyorlar bunu?

Yediğimizi içtiğimizi biraz daha zehirleyip insanları hasta edip ilaç firmalarına yaranabilmek için mi? Bakanlık yetkilileri çıkıyor etlerin ve hayvanların hastalıklı olduklarını anlamadıklarından dem vuruyor, istifa edin gidin.  Şimdi birileri çıkacak ve yerel yönetim seçimleri öncesinde “dış güçler iktidarı başarısız göstermek için böyle bir oyuna başvurdu” diyecektir. Bizin insanımız da yiyecektir.

 

ATAKUM İLÇESİ

İlkadım ilçesi eski belediye başkanlarından Adem Bektaş’ın afişleri günden güne artar oldu. Özellikle de ilçenin ana arterlerine boy boy resimleri asılmaya başlandı.

Bu ne anlama geliyor?

Düğün değil bayram değil eniştem beni neden öptü gibi aynen.  Adem Bektaş durup dururken asmadı ya bu afişleri parti teşkilatına ve seçmenine “Belediye Başkanlığı için ben buradayım” demek istiyor olabilir mi?

Bekleyip göreceğiz.

Diğer siyasi partiler ise bu ilçede henüz sadece kıpırdanıyor gibi, aday adayı olacaklar ortaya çıkmamışlar, seçmeni az olan partiler koalisyon bekleyebilir.

Her kim olursa osun belediye Başkanı İshak Taşçı’nın taptığı ve bıraktığı borçları ödeyecektir.

İshak Taşçı çalıştığını söylüyor da yaptığı ve bırakacak olduğu, alınıp da henüz ödenmeyen kredilerden bahsetmiyor.

Gelecek olanlara uyarımdır: gelen borçlu belediye aldık demesin sakın.

Çünkü görünen köy kılavuz istesmez.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Çok konuşan az is yapar. (Schiller)