Yarınımızla Ilgili Hayati Kararlar Alınırken
Yazarlar // 14 Mayıs 2016 Cumartesi 00:00

Osman AROLAT

Ülkemizde bir yandan yeni sistem tartışmaları yapılıyor, bir yandan yeni anayasa tartışmaları sürüyor. Bu iki tartışma “belirsizliğin” gündemde yoğunlaşmasına neden oluyor. Toplumun bütün kesimlerinde yarınımız için hayati olan bu kararlar alınırken, bu tartışmaya müdahil olmalarının STK’ların görüş açıklayarak katkıda bulunmalarının çok büyük önemi vardır. 
Bu açıdan dün TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu toplantısındaki konuşmasında Tuncay Özilhan’ın değerlendirmeleri ve uyarılarının önemle üzerinde durulması gerekir. Özilhan, konuşmasında günümüzde üç şeyin hayati önemi olduğunu belirterek, bunların “Belirsizliğin mahsurları, kişilerden bağımsız sağlam kurumsal yapıların önemi ve parlamenter sistemin çalışır ve çözüm üretir halde olması” olduğunu söyledi. 
Özilhan, şu andaki en büyük belirsizliğin yeni hükümetin kimlerden oluşacağı konusu olmadığını, Türkiye’nin hükümetsiz kalmayacağını belirtip, “Önemli olan Türkiye’nin damokratik sistemin sağlıklı işlemesidir. Bu nedenle en önemli konu demokrasinin organlarının işleyişine ilişkin belirsizliklerin giderilmesidir ” değerlendirmesini yaptı. Ve bu konuyu şöyle noktaladı: “Unutmayalım hayat belirsizliği sevmez. Belirsizliği, puslu havayı kurtlar sever...” 
Özilhan, 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışan bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu belirterek, beklediği anayasayı tanımlarken, “Modern dünyada anayasanın özellikleri bellidir. Evrensel normlara uygun olmayan çerçeve, uzun vadede sıkıntı yaratır. Laiklik, demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü ilkesini tartışma dışı bırakmalıyız” değerlendirmesini yaptı. 
Güncel sorunları çözmek için siyasi sistem ve toplumsal hayatın düzenlemeye kalkılması halinde sonuçların hüsran olacağını belirten Özilhan, “Bir bumerang gibi dönüp, kısa vadeli çıkarı uğruna sistemin çarklarına çomak sokanları vurmuştur” dedi. Yeni anayasanın bir grubun nüfus alanını, bir diğer grup aleyhine geliştirme mücadelesi olmaması gerektiğini, yeni anayasanın kavga ve kutuplaşmayı artıran değil, birlik ve beraberliği güçlendiren özellikler içermesini önerdi. Tarih boyunca değişik kavimlere ev sahipliği yapmış ülkemizin, topraklarına yerleşmiş değişik halklar sayesinde zenginliğini tarih boyunca devam ettirirken, göçlerin de ülkemize hep değişim ve dinamizm kattığını açıkladı. 
Özilhan, Türkiye’nin sorunlarını çözmesi gereken parlementonun kendisinin sorunlar içerisinde kaldığını belirterek, siyasi partilerin sorunlar ve terör karşısında birlik ve beraberlik içersinde, sorunların çözümü için çaba göstermeleri gerektiğini belirtti. 
Tuncay Özilhan’ın belirsizlik yaratan sorunları ele alıp açıklıkla görüşlerini ifade etmesini olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Hem sistem tartışmaları hem anayasa tartşmalarının gündemimizde olduğu bu dönemde, toplumun bütün kesimlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının bu iki alanda beklentilerini ve görüşlerini dile getirmelerini bekliyorum. Böyle bir ortamda toplumumuzun yarınıyla ilgili arayışımız geniş bir fikri zenginlikle ve katılımcı bir yöntemle inşa edilmiş olacaktır.