Yarım Kilo Zeytin Muhabbeti
Yazarlar // 21 Mart 2017 Salı 05:59

İsmail BAŞARAN

Gariban bakkala gitmiş yarım ekmek ve yüz gram zeytin alıp kayıntı yapacak. Ancak ensesi kalın biri alışverişte.

Adam bakkaldan istiyor ha bre:

Şuradan üç kilo zeytin, üç kilo peynir, üç kilo pastırma, üç kilo bal… Adam sıraladıkça garibanın ağzının suyu akıyor.

Gariban dayanamayıp soruyor:

Bey amca bu kadar yiyeceği kime alıyorsun?

Bey amca cevap veriyor:

Damadıma.

Gariban sormayı sürdürüyor:

Bey amca damadın büyük adam galiba ne iş yapıyor?

Bey amca cevaplıyor:

Kızımı öpüyor.

Gariban şaşkın şaşkın bey amcanın yüzüne bakıp ağır ağır konuşuyor:

Bey amca sen bana şuradan 250 gram zeytin al ben senin sülaleni öperim be…

Vatandaşın garibanın durumuna düşürülmesi yetmiyormuş gibi, bir de tek zeytininin yarısına göz dikildi herhal.

Vatandaşın elinde avucunda ne varsa alınacak. Dar gelirlinin yaşaması bile mucize olacak yakında.
Takılmışız bir Başkanlık seçimi vagonunun peşine gidiyoruz.

Vatandaştan bu kadar kopukluk olur mu?

Binlerce lira maaş alan milletvekilleri, bakanlar ve daha da yukarıda olanlar şöyle bir günlük vatandaş gibi yaşasalar ya bu ülkede, dar gelirli gibi, emekli gibi yaşasalar ya. Memur, işçi, emekçi, gibi yaşasalar ya.
Vatandaş gariban durumda, ya bakkala gitmeyip birilerini gönderenler biliyorlar mı zeytinin kilosunun ne kadar olduğunu?
Bilmezler, çünkü alış verişi kendileri yapmazlar onların yerine başkaları yaparlar.
O başkaları da kendi paralarını harcamadıkları için fiyat bile sormazlar. Milyon lira maaş alanlar, Çünkü elbisesinin içine sığmakta zorlanıyor.

Hep söylüyorum, çabuk unutuyoruz.

Ne geliyorsa da başımıza bu unutkanlıktan geliyor.

Önünüze sandık konulduğunda hatırlarsınız umarım bu zeytin işini.


RUH SAĞLIĞINA ÖNEM VERMELİ

İnsanların durup dururken ruh sağlıkları bozulur mu?

Hayırrrrrrr.

Bir insanın ruh sağlığının bozulması için olumsuzluklar yaşaması şart değil midir?

Özellikle de işini kaybetmesi. Sosyal yaşamında gerileme dönemine girmesi gibi.

Samsun’da son üç yıl içinde kaç işyerinin kapandığını, kaç kişinin ticareti terk ettiğini merak edenler Ticaret ve Sanayi Odası’ndan öğrenebilirler.

Ne diyeyim, bizi bu hallere düşürenlerle hesap günü yakınlaşıyor.

Yakında sandık nasılsa ortaya çıkacak.

Bu yazıyı yazarken iktidara yakın olduğu hal ve tavrından belli olan bir arkadaşım geldi.

O da olaya pembe gözlüklerle baktı.

İnsanların Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne gitmelerine yol açan nedenler arasında “modernleşmek” olduğunu söyledi.

Yani eskiden hocaya gidip muska yazdıranların şimdi de doktora gittiklerini ifade etti.

İşte bu nedenle artıyormuş sayı.

Bu da bir görüştür, saygı duymak gerek değil mi?

 

GÜNÜN FIKRASI

Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

—Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye alacak mıyız?

AB Başkanı:

—Yok, canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçeyi yasaklıyorum.

—Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

—O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.

—Aman efendim, onu yemeyi 2005'te bıraktılar.

—Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.

-Ooooo. Beyefendi. Onu çoktan bıraktılar.

AB Başkanı düşünüp taşınmış ve konuşmuş:

—Dağıtın lan Avrupa Birliği’ni...

 

GÜNÜN SÖZÜ

Yalanlar gerçeklerle bağdaşmadığı gibi, genellikle kendi aralarında da çatışırlar. Daniel Webster