Uluslararası PISA ve Eğitimi Sistemi
Yazarlar // 13 Eylül 2017 Çarşamba 09:42

Turgay SÖZEN

FEN OKURYAZARLIĞI

PİSA uygulaması üç yılda bir, bir alanda ağırlıklı olmak üzere uygulanmaktadır. PİSA 2015’de ağırlıklı olarak FEN Okuryazarlığı testi ve anketleri uygulanmıştır.

PISA 2015’de Fen Okuryazarlığı, “etkin bir vatandaş olarak fenle ile ilgili fikirlerle ve fenle alakalı meselelerle uğraşabilme becerisi” olarak tanımlanmaktadır. PISA’da kullanılan fen okuryazarlık terimi ile öğrencilerin fen alanında bildiklerinin yanı sıra bunlarla ne yapabildiği ve bilimsel bilgiyi gerçek hayatta nasıl yaratıcı bir şekilde uygulayabildiği değerlendirilmektedir.

PISA 2015 uygulamasında; 72 katılımcı ülkenin ortalama puanı 465 puan iken, Türkiye ortalaması 425 puandır. Sıralamada, 54. sırada yer almıştır.

En yüksek puanlı ülkeler Singapur, Japonya, Estonya, Tayvan-Çin iken, en düşük puanlı ülkeler; Tunus, Makedonya, Kosova, Cezayir ve Dominik Cumhuriyeti'dir.

Buradan ülkelerin akıl, düşünce ve bilime verdikleri önemin derecesini görebileceğimizi düşünüyorum. Ekonomisi eğitim sistemi ve bilimsel teknolojinin geliştiği ülkelerin öğrencileri oldukça yüksek puan alırken; ekonomisi ve teknolojisi gelişmemiş, eğitim sistemi kurumsallaşamamış ülkelerin öğrencileri ise en geri sıralarda yer almaktadır. Ülkemiz de maalesef bu ülkeler sıralamasında yer almaktadır.

Türkiye'de kız öğrencilerin fen okuryazarlığı ortalama puanı 429 iken, erkek öğrencilerin ise 422 olarak yer almaktadır.

Bu durum istatiksel olarak anlamlı görülmese de kız öğrenciler, erkek öğrencilerden fen okuryazarlığında daha ileridir.


Bölgelere göre başarı durumunda ise;


Batı Marmara 448, Ege 443, Doğu Marmara 438, Batı Anadolu 436, İstanbul 436, Akdeniz 434, Orta Anadolu 420, Batı Karadeniz 416, Kuzeydoğu Anadolu 414, Doğu Karadeniz 413, Güneydoğu Anadolu 387, Ortadoğu Anadolu 382 ortalama puan almıştır.

Bölgelere göre fen okuryazarlığı sıralamasında başarı, batıdan doğuya doğru azalmaktadır. Özellikle Samsun'un da içerisinde bulunduğu Doğu Karadeniz Bölgesi'nin eğitim yöneticileri yukarıdaki puanı çok iyi değerlendirerek, gerekli tedbirleri almalı diye düşünüyorum. Önceki yazımda da belirttiğim gibi, eğitime bütçeden ayrılan payın yüksekliği, fiziki şartların düzeltilmesi, vs gibi şartlar eğitimde kaliteyi, dolayısıyla da başarıyı getirmiyor.

Bu rakamlar da bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

PISA 2015 Raporunda yapılan bir başka sıralama da, okul sıralamasıdır. Buna göre;

Fen Lisesi 534, Sosyal Bilimler Lisesi 518, Anadolu Lisesi 461, Anadolu İmam Hatip Lisesi 407, Güzel Sanatlar Lisesi 405, Meslek Teknik Anadolu Lisesi 392, Çok Programlı Anadolu Lisesi 388 ve Ortaokul 338 ortalama puan almıştır.

Bu sıralamada, Fen Lisesi ve Sosyal Bilimler Liseleri aldıkları puana göre başarı sıralamasında açık ara ile önde gitmektedir. Bu sırama üniversite giriş sınavlarında da kendini göstermiştir. Ülkemizin çağdaş ülkeler sıralamasında yer alması hedefi ve dünyanın içerisine girdiği 4. Sanayi devrimini de göz önüne aldığımızda, popülist eğitim politikalarını bırakarak, verilere ve beceri kazandırmaya dayalı eğitim sistemine geçmemizin gerekliliğini okurlarımın takdirlerine bırakıyorum.

Raporda bir başka değerlendirme de fen okuryazarlığının bölümlendirmesinde yer alıyor. Buna göre, Genel ortalama puanın 425 olduğu bölüm de; Olguları bilimsel olarak açıklama ortalaması 428 puan, bilimsel sorgulama yöntemi tasarlama ve bulguları değerlendirme ortalama 434 puan, verileri ve bulguları bilimsel olarak yorumlama ise ortalama 419'dır.

PISA Sınavı sırasında gerçekleştirilen anket esnasında verilen cevaplardan öğrencilerin fen bilimlerine duydukları ilgi, motivasyon ve özgüvenin OECD ülkeleri ortalamalarından yüksek olduğu görülmüştür. Bu da eğitimdeki başarısızlığın öğrencilerden değil, eğitim sisteminden ve diğer etkenlerden kaynaklandığının açık göstergesidir. Eğitim planlayıcıları ve yöneticileri, popülist politikaları bırakarak verilere dayalı pozitif bilimlere yönelen bir eğitim sistemini hayata geçirmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Türk-İslam devletlerinin bilim ve akıla önem verdiği dönemlerdeki bilimsel başarılar bugün bile tarihteki yerini korumaktadır.

Bunun yanında, bütün yokluklara rağmen 1923–1940 yılları arasındaki bilimsel, teknolojik ve ekonomik alandaki gelişmelerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Mustafa Kemal Atatürk'ün akıla ve bilime dayalı devlet anlayışına ile eğitim sistemine verdiği önemden kaynaklandığını düşünüyorum.

Devam edecek…