Uluslararası Pisa ve Eğitimi Sistemi -Matematik Okur Yazarlığı-
Yazarlar // 16 Eylül 2017 Cumartesi 11:00

Turgay SÖZEN

Matematik okuryazarlığı, farklı bağlamlarda öğrencilerin matematiği formüle etme, kullanma ve yorumlama kapasitesini ölçmeye odaklanmaktadır. PISA testinde başarılı olmak için öğrenciler matematiksel mantık kurabilmeli ve fenomenleri tanımlamak, açıklamak ve tahmin etmek için matematiksel kavramları, süreçleri, gerçekleri ve araçları kullanabilmelidir. Matematik yeterliliği, PISA’da tanımlandığı gibi bireylere matematiğin dünyada oynadığı rolü fark etmelerine ve bireylerin yapıcı, duyarlı ve yansıtıcı vatandaşlar olmaları için gerekli, sağlam dayanakları olan yargı ve kararları vermelerinde yardımcı olur.
Eğitimci değilim, ama matematiğin bütün pozitif bilimlerde problemlere analitik, sorgulayıcı ve çözüm odaklı bakış açısını öğrencilere kazandırmak gibi bir öneminin olduğunu biliyorum. Tanımlardan da bu sonuç çıkmaktadır. Matematik okuryazarlığındaki başarının öğrencilere, özellikle mühendislik olmak üzere, fen ve yaşamdaki diğer sorunları anlamak, değerlendirip, yorumlamak ve çözümüne yönelik beceriler kazandıracağını düşünüyorum.
Matematik alanında PISA uygulamalarına katılan tüm 72 ülkenin ortalama puanı 461 iken, Türkiye ortalaması 420'dir. Sıralamada ise 50. sırada yer almıştır.
Bu alanda ortalama puanı en yüksek ülkeler Singapur, Hong kong (Çin), Makao (Çin), Tayvan-Çin ve Japonya iken; ortalama puanı en düşük ülkeler Makedonya, Tunus, Kosova, Cezayir ve Dominik Cumhuriyeti'dir.
Burada da sıralama küçük değişikliklerle aynı gerçekleşmiştir. Buradan yine eğitime ve yaşam içindeki yerine dikkat çekmek isterim. Çin'in ve üst sıralamadaki ülkelerin ekonomik ve teknolojik kalkınmışlığını, ortalama puanı düşük ülkelerin durumunu, eğitime, akıla ve pozitif bilimlere verdikleri önemle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Görünüşe göre bu ülkeler bunu başarırken, geleneklerinden, göreneklerinden ve inançlarından da taviz vermeden bunu başarmışlardır.
Türkiye’de 2015 yılında 15 yaş grubundaki kız öğrencilerin ortalama puanı 418, erkek öğrencilerin ortalama puanı ise 423’tür.
Türkiye’de kız ve erkek öğrencilerin ortalama puanları arasındaki fark 6’dır. Ancak bu fark Türkiye için istatistiksel olarak anlamlı değilse de kızlar bu bölümde de erkeklerden öndedir.
PISA 2015 Raporunda okuma becerilerinin okul sıralamasında da fen bilimlerindeki ve Okuma becerilerindeki sıralama pek değişmiyor. Buna göre;
Fen Lisesi 537, Sosyal Bilimler Lisesi 504, Anadolu Lisesi 454, Anadolu İmam Hatip Lisesi 398, Güzel Sanatlar Lisesi 391, Meslek Teknik Anadolu Lisesi 379, Çok Programlı Anadolu Lisesi 373 ve Ortaokul 348 ortalama puan almıştır.
Bu sıralamalara göre, önceki uygulamalardaki önerileri burada da hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Veriler ortada olduğuna göre, iş siyasi karar vericilere ve uygulayıcı olan eğitim yöneticilerine kalıyor.

ANKETLERDEN ÇIKAN İLGİNÇ SONUÇLAR

Raporda başarıyı etkileyen sosyo-ekonomik faktörlere de yer verilmiş, örneğin ülkenin GSYİH'sinin fen okuryazarlığının başarısını diğer etkenler aynı kalmak şartıyla 425'den 456'ya çıkarabileceği tahmini yapılmış. Bununla ilgili bilgilere ve grafiklere yer verilmiş.
Bu etkenlerden birinin de eğitimde fırsat eşitliği olduğunun ifade edildiği raporda, diğer etkenler aynı kalmak şartıyla Sosyo-ekonomik ve Kültürel Durum İndeksi (ESKD)'nin OECD ülkeleriyle aynı olması durumunda fen okuryazarlığı ortalama puanının 455 olabileceği ifade edilmektedir.
Yine rapordaki ilginç tahminlerden biri de okul öncesi eğitiminin başarıya etkisidir. Ülkemizde bir dönem büyük bir sesle gündeme gelen, ancak sonradan önemsizleştirilen, son günlerde yeniden gündeme gelerek zorunlu olacağı seslendirilen okul öncesi eğitiminin başarıya etkisi şu şekilde ifade edilmektedir: "Türkiye’de 1–2 yıl arasında okul öncesi eğitim alan öğrenciler, almayan öğrencilerden daha yüksek performans sergilemişlerdir ve bu öğrenciler arasındaki 17 puanlık fark anlamlıdır. Benzer sonucu Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması 2015 sonuçlarında görmek de mümkündür (bkz. TIMSS 2015 Ulusal Fen ve Matematik Ön Raporu)"
Raporda yer alan başarıyı destekleyen bir diğer önemli husus da öğretmenlerin mesleki eğitimidir. Bu durum raporda şu şekilde yer almaktadır: "Elde edilen bulgular neticesinde özellikle İngilizce konuşan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda ile Singapur’da öğretmenlerin en az dörtte üçünün, PISA uygulamasının yapıldığı tarih itibariyle son üç ayda en az bir defa herhangi bir mesleki gelişim programına katıldığı belirlenmiştir. OECD ülkelerinde her iki öğretmenden en az biri; Türkiye, Norveç, Gürcistan ve Makedonya’da ise öğretmenlerin dörtte birinden daha azı son üç ayda bir mesleki bir gelişim programına katılmıştır."
PİSA 2015 Raporunun özeti böyle… Raporda daha ayrıntılı bilgiler, durum tespitleri, grafikler ve başarıyı etkileyen unsurlar yer almaktadır. Arzu eden okuyucularım: http://pisa.meb.gov.tr/wp-content/uploads/2016/12/PISA2015_Ulusal_Rapor1.pdf internet adresinden inceleyebilir.
Eğitim alanına, Ülkemizin gelişmesine ve kalkınmasına yönelik düşüncelerimizin yer aldığı yazılarımız ilerleyen zamanlarda da devam edecek…
Sağlıklı ve sevgiyle kalın…