Tak-Şak Eğitim!
Yazarlar // 23 Ekim 2017 Pazartesi 11:47

Turgay SÖZEN

Eğitim, bugünümüzün gelecek kuşaklara aktarılacağı, geleceğimizin yazıldığı
sosyo-ekonomik bir sistemdir.
Bu sistemle ilgili, herkes bir şeyler söylüyor...
Söylenenler, genellikle ayaküstü ve ilgisiz yerlerde "şak" diye söyleniyor.
Bundan görev çıkaranlar ise ne getirip, ne götüreceğini düşünmeden "tak" diye yerine getiriyor. Ve bir anda sistem değişiveriyor...
Üç yıl geçmeden de "pardon (!)" deniyor,
Yanılmışız!
Sistem yeniden değişiyor...
Tabi ki bu arada olan kobay muamelesi gören çocuklarımıza oluyor.
Ben bir baba, hatta dede olarak bunu kabul edemiyorum.
Hâlbuki ülkemizin geleceğini belirleyen eğitim politikası böyle olmamalı.
Bu Millet, İstiklal Savaşı'nın en zor günlerinde bile, Eğitim Şurası'nı toplayabilmiş bir millettir!
Milli Eğitim Politikası ve sisteminin, bütün tarafların hür iradeleriyle katılacağı bir Eğitim Şurası ile belirlenmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Hükümetler de programlarını, belirlenen bu eğitim sistemini geliştirecek şekilde düzenlemelidir.

 

*****
Öte yandan biz hala 19'ncu 20'nci yüzyılın hayalleriyle yaşıyoruz.
Dünya, sanal, biyolojik ve fiziki hayatı buluşturduğu yapay zekâlardan, robotlarla yönetilen fabrikalardan, şoförsüz araçlardan, toptan sosyo-ekonomik, teknolojik değişimlerden söz ederken, böyle bir çağı hayata geçirirken; biz hala 20. yüzyılın fosil yakıtlarıyla çalışan otomobilinin hayata geçirilip, geçirilmemesine karar vermeye çalışıyoruz (!)
Dünyanın birçok ülkesi fosil yakıtla çalışan otomobili yasaklamışken, biz nelerle uğraşıyoruz, anlamak mümkün değil!
Dünyanın son yüzyılda üzerinde çalıştığı ve geliştirmek için çaba harcadığı, "Dördüncü Sanayi-Endüstri" devrimini önümüzdeki yazılarımda gündeme getirmeye çalışacağım...
Bunun ön şartı da anlamaya, yorumlamaya, beceri kazanmaya yönelik eğitimden geçiyor.
Şu kadarını söyleyeyim; okuduğunu anlamaktan, matematik ve fen okuryazarlığından geçiyor.
Verdiğimiz eğitimde dört işlemi bilmeyen gençleri gördükçe, yüreğim parçalanıyor.
21'nci yüzyılda; ezbere dayanan eğitim politikaları ile gidilecek bir yer yok.
Hatta eğitim politikalarını tek bir kişi veya tek bir kurumun belirlemesinin de imkânı yok.
Olanın da kimseye faydası yok.
Gerçekler yüzümüze karşı pişkince sırıtıyor.
OECD'nin sorularıyla, ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı PISA Sınavı, gerçeği açıkça yüzümüze çarpmıştır.
Siz, fiziki şartları uçurduk deseniz de eğitimin değeri kalite ile ölçülmektedir.
İsterse bir sınıfta beş kişi olsun, on binlerce derslik, binlerce okul olsun, bir o kadar da araç ve gereç olsun...
Bu beş kişi ve fiziki şartlar;  OECD'nin sınavından Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi'nin, aldığı puanı alamıyorsa, ülkemizin geleceği için çok da mühim değildir.
Demek ki eğitim sistemimizi, daha başarısız okullar yerine, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi gibi planlamak zorundayız.
Üniversitelerimizin sayısı ile öğünmek, eğitimin kalitesizliğinin kabahatini öğretmenlere yüklemek yerine, üniversitelerimizi çağdaş birer bilim yuvası haline getirmeli, geleceğimizi şekillendiren öğretmenlerimizi bu okullarda yetiştirmeli, devamında da gelişen zamana göre meslek içi eğitimle geliştirmeliyiz.
On üniversiteyi "Araştırma Üniversitesi" olarak ilan etmek yerine, bütün üniversitelerin kuruluş amaçlarındaki gibi Araştırma Üniversitesi olması için gerekli düzenlemeleri yapmalı, en azından bunun çabasını göstermeliyiz.
Bunları yapmazsanız, yapamazsanız, havanda su döversiniz.
Türkiye Cumhuriyeti'ni muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için, çağa uygun bir eğitim sistemi, yapısal bir değişim ve sanayi planı mutlaka hayata geçirilmeli.
Bunun için de tam bağımsız, adaletli bir rekabetin sağlandığı, hür ve doğru bilgiye insanların sansürsüz olarak ulaşabildiği bir toplumsal ortamın gerekli olduğu açıktır.

***
Dördüncü Sanayi Devriminden bahsettim, durdum.
Ancak şu kadarını söyleyeyim ki bu zamana kadar bütün bildiklerimiz, hatta öğrendiklerimiz çöpe gidecek gibi görünüyor.
Dünya, bir taraftan gelişmeye, geliştirmeye, hatta adapte olmaya çalışıyor...
Henüz geç değil,
Biz de geç kalmamalıyız.
Sağlıkla ve sevgiyle kalın...