Sözüm Sandığa Gideceklere
Yazarlar // 25 Mart 2017 Cumartesi 08:15

İsmail BAŞARAN

İki yatak ve hayat ile ölüm arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası...

Yataklardan biri pencere kenarında, diğeri duvar dibinde... 
Pencere kenarındaki sabahtan akşama kadar, pencereden dışarıya bakıp seyrettiklerini duvar dibinde bir şey görmeyen, aynı kaderi paylaşan hasta arkadaşına anlatıyor:

"Bugün deniz dünden daha durgun... Rüzgâr hafif esiyor olmalı... Beyaz yelkenliler denize belli belirsiz ilerliyor, kuğu gibi süzülüyorlar... Park mı?... 
Ha, park henüz tenha. Salıncakların ikisi dolu, ikisi boş... Geçen haftaki sevgililer yine geldiler. Hep e leleler...

Bir sıraya oturdular. Gözlerini birbirlerinden ayırmıyorlar. Erkek bilgiç tavırla bir şeyler anlatıyor. Ne kadar da bir birlerine yakışıyorlar...

Ah kardeşim görmelisin. Erguvanlar bugün çıldırmış... Öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış... Erikler desen keza, tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş, gelinler gibi. İşte parkın neşesi çocuklar geldi. Ellerinde rengarenk uçurtmalar, balonlar... Umutlarını göğe uçuruyorlar. Bugün martıların keyfine diyecek yok. Masmavi denizin üzerinde gösteri uçuşu yapıyorlar. Arada bir suya şöyle bir dokunup günlük yiyeceklerini topluyorlar"...

Bu böyle her gün sürüp giderken, her gördüğünü anlatıp dururken ansızın yeni bir kalp krizi geçirir pencere yanındaki adam...

Duvar dibindeki düğmeye bassa doktoru çağırabilir ve belki de arkadaşı kurtulabilir.

Ama yapmıyor işte.

Şeytan karışıyor işe.

Arkadaşı ölürse pencere kenarı boşalacak ve kendisi oraya geçecek. Bu güne kadar kulaklarıyla duyduklarını gözleriyle de görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür.

Ertesi gün duvar dibindekini yatağından pencere kenarındaki yatağa taşırlar.

Beklediği an gelmiştir artık.

Yattığı yerden pencereden dışarıya bakar...

Dışarıda kapkara bir duvar vardır...

Bu hikâyeyi neden anlattığıma gelince…

Önünüze bir sandık gelecek.
Dışarıdaki duvarın rengini görebilmek için ne olur yanınızdakilerin ölmelerini beklemeyin.

Konuşun, sorun ve öğrenin…

Sandığa gidince de öğrendiklerinize, yaşadıklarınıza göre “EVET” veya “HAYIR” oyu kullanın.
Unutmayın ki insanoğlu ne yaparsa kendine yapar…

SOSYAL ADALET DEDİKLERİ VAR MI?
Bundan bir kaç on yıl önce genç bir Türk işadamı Güney Afrika'da

iş gezisinde. Her şey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiş.

Sözleşme bile imzalanmış. Dönüşüne tam bir gün var. Büyük sinemalardan birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor. Hani şu bol Oscarlı uzun film. Hemen taksiden iniyor ve doğru gişenin önündeki kuyruğa. İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar genç işadamına:

- Beydendi, siz yabancısınız galiba

- Evet, nereden anladınız?

- Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye gider

biletlerini oradan alırlar.

Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye. Evet... Beyazlar için ayrı bir pencere:

-İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve ortadan

lütfen. Gişedeki kız şaşkın:

- Beydendi, siz yabancısınız galiba ?

- Evet, nereden anladınız?

- Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar.

- Peki, bir balkon lütfen.

Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de, Güney Afrika'da bizim sinemalar gibi uzun uzun aralar yok ki, sıkışır haliyle. Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:

- Nereye beydendi?

- Hiiç... Tuvalete gitmem lazım..

- Beydendi, siz yabancısınız galiba ?

- Evet, ama nereden anladınız?

- Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler. Adam şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlık. Balkonun korkuluklarına dayanır ve tam çisini ederken, aşağıdan bir zenci seslenir:

- Heeey sen yabancısın galibaaa...!!!

Adam iyiden iyiye şaşkın, karanlıkta ve sadece çisinden tanındığı

için ürkmüş...

Aşağıdaki devam eder:

-İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir. Bu memlekette sosyal adalet diye bir şey var!...
İyi ki bizim ülkemizde de sosyal adalet çok, bir bölümü çok kazanıyor, bir bölümü ekmek alacak parayı bile zor buluyor.
Ya bir de sosyal adalet olsaydı, yıkanacak su bulabilecek miydik acaba?
Su fiyatlarını bilen var mı sahi…


GÜNÜN FIKRASI

Hava çok karlı radyo'dan her gün yayın yapılıyormuş:

- Bu gün yollar karlı, yolların buz tutma ihtimali var o yüzden sağ taraftan gidin, yada sol taraftan gidin.

Temel bu yayınlara göre sağ yada soldan hareket ediyormuş.

Yine yağışlı bir gün radyo yine yayın yapıyormuş, radyodaki kadın;

- Bu gün yollar yine buzlu tam şu taraftan gidin derken yayın kesilmiş. Temel de yanında oturan Fadime'ye dönmüş:

-Haçen kadın açikleme yapamadu yayin kesuldu, şimdi arabayu ne tarafa çekelum?

Fadime hemen cevap vermiş:

- Uşağum bu gün bırak araba garajda kalsun da

 

GÜNÜN SÖZÜ

Hayatta neyin önemli olduğunu keşfetmek için bir felaket beklememek gerekiyor. Jackson Brown