Siyasetin Yeni Çocuğu
Yazarlar // 12 Temmuz 2017 Çarşamba 00:21

İsmail BAŞARAN

Türk Siyasetinin yeni bir çocuğu oldu.

 

Kimlerin FETÖ'cü kimlerin olmadığı tartışması bu.

Tartışma Samsun'da da sürüyor.

MHP Grup Başkan Vekili Erhan Usta'nın FETÖ'nün siyasi ayağının yaptığı açıklamalara İktidar kanadından hemen bir cevap geldi.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan savunmaya geçivermiş.

"Elinde Belge olan Savcılığa versin" demişler.

Doğrusu bu mu?
Yani insanların bu konuda ellerinde belge olması mı?
Yoksa Adalet Bakanlığı'nın bu konuda inceleme yapması mı?

İddia eden iddiasını doğrulamak zorundadır diye tutturmuşlar.

Anası öpülen kişi şikâyette bulununca ilgililer belgesini mi istiyorlar kendisinden.

İş o kadar kolay ki.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir komisyon kurulur ve FETÖ'nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için çalışılır.

Bundan adım gibi eminim ki, komisyon kurulsa da AKP'li vekiller tarafından bu komisyon çeşitli bahanelerle çalıştırılmaz.

Nedeni basit.

Çünkü istemiyorlar siyasi ayağın ortaya çıkmasını.

Sahi FETÖ'cüler içerde mi dışarıda mı bunu bilmek benim vatandaş olarak hakkım değil mi?
Eğer akımsa bu hakkım verilmeli.

Eğer verilmiyorsa, birileri hakkımı yemiş sayılmaz mı?
Ben de "Hakkımı yiyene haram olsun" demek hakkımı kullanırım o zaman.

Tabi harama ve helale inanan varsa...

Sallayalım siyasetin bu yeni çocuğunu kucağımızda, büyüsün diye...

 

TC YASA DIŞI MI?

Tarih ve arşivler affetmez.

O siyasetçi onu yaptı, bu siyasetçi bunu yaptı diye gündemi boğmak gerçekleri saklamak siyasetin bir oyunudur.

Bu artık öğrenmeye kalmadı.

2 Temmuz Sivas olaylarının ardından yani Madımak Oteli'nde insanların yakılmasından sonra Taraf Dergisinin 1 Ağustos 1993 yılı sayısında çıkan bir yazıya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Siyasetin kısır çekişmelerinin içinde neden girdaba tutulmamak için.

Yazı aynen şöyle:

"Geçen ay çok hareketli geçti. 70 yıllık Cumhuriyet tarihinin en büyük direnişlerinden biri, 2 Temmuz'da yaşandı. Sivas, Müslümanların gövde gösterisine sahne oldu.Sonuç, kökten batıcılar için tam bir hezimetti. Şu noktanın altını vurgulamak istiyoruz: Sivas'ta insanlarımız yargılama ve cezalandırma hakkını kullanmıştır. Yargılama ve cezalandırma hakkı ancak ve ancak Müslümanlarındır. Bunun lamı cimi yok. Yasa Dışı TC'nin hiçbir hakkı yoktur. İslam'ın önüne çıkanların tepelenmesi çok normaldir. Müslümanların asıl hedefi TC'nin ta kendisidir, bu asla unutulmamalıdır."

Buyurun buradan yakın.

Sadece MADIMAK yakılmamış demek ki, o geceyi bir gazeteci olarak Sivas'ta yaşayan ve gören birisi olarak şimdi şaşırmıyorum.

Demek ki planlı ve programlı yapılmıştı olaylar.

TC ha.

Bugünlerde kimler Türkiye Cumhuriyeti'ne TC diyorlar?
Teröristler.

PKK'lılar.

Demek TC yasa dışı kurulmuş ha.

O kadar insan şehit olmuş, demek boşunaymış ve yasa dışıymış ha.

Dün Sivas'ı yakanlar bugün nereleri yakıyorlar?
Bilen var mı?
Türkiye Cumhuriyeti'nin Meclisi'nin devre dışı bırakılmak istenmesi, Ülkenin tek bir kişinin hâkimiyetine bırakılmak istenmesi hep bir oyunun parçası mı?
Bu kadar imam hatip lisesi kurulması, Türkiye'nin din devleti olabilmesinin alt yapısı mı?
Bu Cumhuriyet'ten kimler niçin bu kadar korkuyor?
Bu acaba dış güçlerin mi yoksa iç güçlerin bir oyunu mu?

Sevr'i yeniden hayata geçirmek mi amaçlanıyor.

Bu kimin düşüncesi olursa olsun, unutmasın ki bu ülkenin insanları gerçeği görür ve kötü amaçlar güdenleri tükürükleriyle boğarlar.

 

GÜNÜNSÖZÜ

 

Sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak yalnız siyaset alanında görülür. Edgar FAUSE