Sağla Mücadele
Yazarlar // 02 Aralık 2017 Cumartesi 20:36

Suat BAŞARAN

Disiplin altına alınmamış ve kavramları tanımlanmamış her fikriyat, üzerinde yükseldiği değerlerin kanser hücresine dönüşmesi tehlikesiyle karşı karşıyadır...
Bu sebeple, değerlerimizin aynı zamanda zaaflarımızı da içinde barındırdığı göz ardı edilmemelidir...
İslâm ve Türklükten filizlenen bütün değerler, satın alınmış beyinler tarafından İslâm ve Türklük aleyhine kullanılabilir rahatlıkla...
“Din elden gidiyor” diyerek ayaklandırılanlar, emperyalizme hizmet ettiklerini yıllar geçtikten sonra anlayabilirler, kimi zaman asırlar gerekir aymak için...
Türklüğe hizmet ediyorum derken, Türklüğün en büyük düşmanlarından olan ırkçılığın pençesine düşülebilir kolaylıkla...
Evet!.. Sağla mücadele sanılandan çok daha zordur…
*****
Asıl zorluk ise dış güçlere hizmet edenlerin, bunu, düşmanlık yapıyorum zannıyla yerine getirmelerinden kaynaklanır...
İstihbarat elamanı bir hain, şeyh ya da hoca adıyla arz-ı endam edebilir rahatlıkla...
Din adına, hurafelerle dolu sahte hikâyelerle uyutulur yığınlar…
Çoğu kez de anlamsız gerekçelerle sokaklara dökülür...
Yakın tarihimizde yaşadık tüm bunları...
Sözde Amerikan ve İngiliz düşmanlarının onlara nasıl hizmet ettiğini gördük…
*****
Onun için zordur sağla mücadele...
Düşmanını bilsen bile, halkına anlatamazsın...
Meşhur “İlm-i Siyaset” kıssasında olduğu gibi, halka doğruları anlatacağım derken, din düşmanlığı, millet düşmanlığıyla etiketlenir insan…
*****
Ülkücü hareket sağla mücadele etmeden önce, ülkücülüğü sıklıkla bürünebildiği salt refleks halinden çıkarmalıdır...
İslâm ve Türklüğü fikri disiplin içerisinde kendine özgü biçimde yorumlayabilmeli ve kavramlarını net olarak tanımlayabilmelidir...
*****
Sağla mücadele aynı zamanda kendimizle mücadeledir... Yılların üzerimize bir şekilde attığı tortulardan, fikrimize katılmış zehirlerden kurtulabilmeli, Kur’an ve Sevgili Peygamberin temiz sünnetine sarılıp, “Emevî Dini”ni zalimlerin yüzüne çarpabilmeliyiz...
Aynı şekilde, Bengü taşlarda da çok açık ifadesini bulan, Gökalp, Atatürk, Türkeş çizgisi üzerinde yürümelidir, Türklük anlayışımız... Türk doğmaktan ziyade, Türk olmayı esas alan bir anlayıştır sözü edilen...
Bütün bunları yaparken de halka sımsıkı sarılmalı, mücadelemizin onların katkısı olmadan başarılı olamayacağının şuurunda olmalıyız…
Aksi halde sağla mücadele ediyorum derken, halkımızdan soyutlanırız kolaylıkla… Tıpkı halkçılık yapıyorum zannıyla halktan kopanlar gibi…