Kaldırımlar ve Seyyarlar
Yazarlar // 03 Temmuz 2018 Salı 22:13

İsmail BAŞARAN

“Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum

Yolumun karanlığa karışan noktasında

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

 

Kara gözler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

Bu gece yarısında iki kişi uyanık:

Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar…”

 

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bu dizelerini, kaldırımların nasıl işgal edildiğini görünce hatırladım.

Aslında kaldırımlar yayalar içindir. Bu kaldırımları işgal edenler hakkında yasal işlen yapılmasını ve böylece kaldırım işgallerinin önüne geçilmesini sağlamak da belediyelerin görevidir.

Belediyeler bu görevi yerine getirebiliyorlar mı?

Kocaman bir hayır. Belki getiremiyorlar belki oy korkusu nedeniyle getirmeyip kaldırımların işgallerine göz yumuyorlar.

Hatta metrekare hesabı güdüp gelir de sağlıyorlar.

Samsun’un hangi sokaklarında ve caddelerinde gezerseniz gezin bu işgallere rastlayabilirsiniz. Hatta bazı sokaklarda bu konu o kadar çok abartılmış ki inanın anlatmakta zorluk çekiyorum.

Özellikle Çiftlik Caddesi ile Gazi Caddesi arasındaki sokakların neredeyse tamamı işgal altında. Çiftlik Caddesi’nin üst kesimleri de aynen öyle.

Kafeler,

Ben biraz da araştırdım. Yalan söylemeyeyim, birkaç masadan başka kaldırım işgaline rastlamadım. Büyük cami karşısındaki ara sokaklar da aynen öyle, çay ocaklarının masları kaldırımların üzerinde.

Vatandaşlar, elinde pankartlarla sokağa çıkıp “Kaldırımlar bizimdir bizim kalacak” ifadeli pankartlar taşırsa kimse şaşırmasın.

 

SINAV SKANDALI

Hafta onu öğrenciler geleceklerin planlanma amacıyla üniversite sınavlarına girdiler.

Kazanırlarsa okuyacaklar sonrasında belki çalışacakları bir iş bulacaklar, belki kariyer yapacaklar belki de yeni gelecek olanlara eğitim verecekler, belki içlerinden birisi üniversiteyi bitirip diplomasını vatandaşa göstere göstere Başkan seçilebilecekti.

Ancak Samsun’da bir skandal yaşandı ve bir öğrencinin hayatını planlamasının önüne geçildi.

Nedeni ise basitti. Genç burnundan ameliyat olmuş protez taktırmıştı.

İşte bu protez nedeniyle sınava alınmayan genç şimdi kimi kime şikayet edecek?

Bir tarafta burnundaki protez nedeniyle sınava alınmayan bir genç diğer tarafta seçim sonuçları açıklandığında elindeki silahlarla sokağa çıkıp ortalığı savaş alanına çevirenler.

Türkiye’nin geldiği durum bu işte.

Eğitim yerine kaba kuvvet ve silahlanma ve çevreye korku salma güdüsü.

Şimdi bu gencin burnunun hesabını kim verecek, acaba fatura çıkacak mı ve çıkacaksa kime çıkacak bu fatura?

GÜNÜN FIKRASI

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu:

"Bakın çocuklar" dedi. "Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara, yaşlılara, muhtaçlara. Her sabah okula geldiğiniz zaman size bir gün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı?"

Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu:

"Söyleyin bakalım... Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?"

Bütün çocuklar, hep bir ağızdan:

"Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim." Adamcağız şaşırdı:

"Hepiniz mi?"

"Evet, efendim hepimiz birden"

"Neden?" Çocuklardan biri cevap verdi:

"Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu da, ondan efendim!"