İdare-i Maslahatçılar!
Yazarlar // 16 Mayıs 2017 Salı 10:01

İsmail BAŞARAN

İzmir’in meşhur heccavı şair Eşref aynı zamanda kaymakamlıklar da yapmıştır. Egenin şirin ilçelerinden birinde kaymakamlık yaparken devamlı İstanbul’a tel çekmektedir:

"Eşkıya kasabayı bastı tez elden asayişin sağlanması için yardım"

Buna mukabil gelen cevap devamlı aynıdır

"İdare-i maslahat ediniz" (hal yolunu kendiniz bulun ya da idare edin)

En sonunda eşkıya kaymakamlığı basar bir fırsatını bulan Eşref malum talebi sadrazama iletir.

Tabi ki gelen cevap aynıdır:

"İdare - i maslahat ediniz.”

Bizimkinin sadrazama cevabı ise şu olur:

"Aman efendim idare elden gitti maslahat ise elimizde kaldı."
Son zamanlarda idare edenler çoğaldı galiba.
Nedenine gelince…
Türkiye’yi yönetenler, illeri yöneten belediye başkanlarını sorum var:
Hiç çarşıya pazara gidiyor musunuz?
Alışverişlerinizi siz yapıyor musunuz?
Yoksa sizin paranızla görevlendirdiğiniz birileri yapıyor da siz hiç hesap sormuyor musunuz?
Elin parasıyla alışveriş yapmak Türkiye’nin sorunlarına çözüm bulmak değildir.
Yine elin parasıyla Samsun’un sorunlarına çare öretip uygulamak da sorun değildir.
Pazara gidip, çarşıya çıkıp, ancak kıyafet değiştirerek tabi, gezmek ve alış veriş yapanların burnundan nasıl soluduklarını görmek gerekir.
Tabi sesi, kulaklarını tıkamayan duyar.
Görmek için de sanırım oralara bakmak gerekir.
Ben sadece idare edenlere hiç önem vermiyorum, ya siz?

SUÇLARLA MÜCADELE NE KADAR YAPILIYOR?

"Suçlarla mücadeleyi nasıl basardın?" sorusuna Guiliani'nin cevabı şöyle olmuş:

"Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim.

Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.

Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.

Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.

Polis bu kararlılığıyla "Küçük müçük, bizim için hiç fark etmez; bu sokağın, metro istasyonunun veya mahallenin suç üreten bir bölge olmasına izin vermeyeceğiz."

'Kırık Cam Teorisi' ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969'da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmişti.
Peki, Samsun’da suç oranlarının artıp eksildiği konusunda bir araştırma yapıldı mı?
Yoksa ne gerek var mı denildi?
Eğer suç oranları artıyorsa ciddi bir sorgulama gerekir.
Son günlerde gelen şikâyetlere bakıyorum, hep savaştan kaçanlar öne atılıyor.
Oysa suç oranlarının artış nedenlerinden belki de ilki insanların geçim standartlarının düşmesidir.
Lüks tüketime özenenlerin çoğalmasıdır.
Bunun için çok ciddi bir çalışma gerekir.
Polisiye önlem suç işlendikten sonra suçluyu yakalamak için başlar.
Halbuki önemli olan insanların geçim standartlarını yükseltip suça meyillerini azaltmak değil midir? 

GÜNÜN FIKRASI

Temel ile Dursun sahil kenarında yürüyorlarmış. Birden denizden imdat sesleri duyulmaya başlamış, birde bakmışlar adamın biri boğuluyor. Hemen denize atlayıp kurtarmışlar ve kenara getirmişler.

Temel sonra birden adamı tutup tekrar denize atmış.

Dursun şaşırıp sormuş; "Uy ne yaptın da?.."

Temel de cevap vermiş;

"Eee dedemin lafidur iyilik yap denize at..."

 

GÜNÜN SÖZÜ

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. M. Kemal ATATÜRK