Gelecekte Neler Var, Neler…
Yazarlar // 23 Şubat 2018 Cuma 08:46

Turgay SÖZEN

Geçtiğimiz günlerde, Endüstri 4.0 ile ilgili birçok makale ve kitap okudum.

Gelişmeleri gerek sosyal, gerek yazılı, gerekse görsel medyadan ilgiyle takip ettim.

Gençlerimizin neler düşündüğünü ve neler yapmak istediğini anlamaya çalıştım.

Öyle görünüyor ki;

Hayatımız ve bakış açımız oldukça değişecek.

Günümüzde teknolojik anlamda büyük gelişmeler yaşanıyor.

Endüstri 4.0 diye adlandırdığımız bu gelişmeler; Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, Yapay Zeka, Bulut Bilişim, Siber Güvenlik, Akıllı Fabrikalar, Otonom Robotlar, Akıllı Makineler, Akıllı Konutlar, Akıllı Kentler vs, vs, akıp gidiyor...

Bunlar konu başlıkları ki, ayrıntısında neler var, neler...

Bütün bunların temelinde de çağdaş eğitim var.

Anladığım bir şey var ki,

Bugünün eğitim sistemi ile geleceğin teknolojisini yakalama imkânımız yok.

Zaman kaybetmeksizin, OECD-PİSA'da hayat bulan eğitim sistemine geçmemiz gerekiyor.

Geçen yazılarımda anlatmaya çalıştım…

Temelinde pozitif bilimlere, akıl ve bilime dayanan; düşünen, sorgulayan, projeler üreten bir eğitim sistemine hep birlikte zaman kaybetmeksizin geçmeliyiz.

Üstelik kaybedecek bir dakikamız bile yok!

Günümüzde artık, binlerce veri arasından istatistikî yöntemlerle veri seçimiyorsunuz.

Teknoloji gelişiyor, zaman içerisinde o kadar çok veri elde ediliyor ki, bu, katrilyon ve ötesi rakamlarla ile ifade ediliyor.

Bütün bu veriler de bütün olarak analiz edilerek, değerlendiriliyor.

Geçtiğimiz yıllarda, H1N1 adı verilen bir virüs dünyayı kasıp kavurdu.

Bu virüsün çaresini kim buldu dersiniz?

Tahmin bile edemezsiniz.

Dört buçuk milyardan fazla veriyi aynı anda okuyan ve analiz eden Google, bu virüsün çaresini buldu.

Bu da “Büyük Veri”nin gelecekteki hayatımızdaki yerini açıkça ortaya koydu.

Bugün dünyada katrilyonlarca hatta daha ötesi rakamlarla ifade edilebilen veri toplanıyor ve geleceğimizi planlamak, olası sıkıntıları çözmek üzere analiz edilerek, tasnif edilerek, depolanıyor.

Bu verilerle bugünkü birçok problemlerimiz de anında ortadan kaldırılıyor.

Yeni gelişmeler ve teknolojiler üretiliyor.

Bunun çok karmaşık olan ayrıntılarına girmek istemiyorum.

Ancak, özet olarak tanımlarını okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Öncelikle endüstri devrimin geçmişini ortaya koymak gerek.

Buhar devrimi ile başlayan endüstri, elektrikle, elektronik ve bilişimle devam etti. Devamında da elektronik ve bilişimin ortaklaşa gelişimi ile sanal yapıyı da bünyesine katarak, endüstri 4.0'a ulaştı. 2011 yılında Almanya da ilk defa ortaya çıkan Endüstri 4.0, aradan geçen altı yıl içerisinde büyük bir gelişim göstererek; Çağdaş üretim otomasyonu, akıllı okuyucular, yeni nesil mobil internet teknolojileri, nesnelerin interneti büyük veri, bulut bilişim, birbiri ile iletişim kurabilen otomasyon teknolojileri ve robotlar, üç boyutlu yazıcılar, akıllı konutlar, akıllı fabrikalar, akıllı kentler ve yapay zeka ile devam edip gidiyor...

Hepsi yaşayan Endüstri 4.0'ın gelişen kollarından birini meydana getiriyor.

Bunlar, birçok bilimsel kitap ve üniversitelerin çeşitli kürsüleri ile teknolojik yaşamın birçok alanında kendisini ortaya koyuyor.

Daha şimdiden, birçoğunun yaşamımıza girdiğini, iş dünyasında yaşama geçtiğini, çeşitli kursların, okulların bölümlerinin açıldığını, üniversitelerimizdeki gençliğimizin çeşitli sosyal ve teknolojik gruplar içerisinde bunlarla iç içe girdiğini görebiliyoruz.

Bunları geleceğimiz açısından önemli olarak değerlendirmekle birlikte, Milli Eğitim Bakanlığımızın da bu gelişmeleri değerlendirerek, gelecekteki eğitim sistemimizi zaman geçirmeksizin belirlemesini, gelişen dünya ile entegre etmesini bekliyoruz.

Daha önce de ifade ettiğim gibi, Endüstri 4.0, dünyada daha yeni bir teknoloji, ancak çok hızlı gelişiyor.

Bir bakmışsınız ki Endüstri 5.0 gündeme gelmiş!

Geç kalmamamız gerek.

Acil olarak eğitim, teknoloji, sosyal ve hukuki sistemimizi entegre etmemiz gerekiyor.

Bunun için de zaman çok hızlı akıyor.

Münferit olarak yapılan çalışmalar var.

Örneğin, Özel Ege Lisesi öğrencisi Leyla Almasoud ve Berna Akdeniz isimli iki gencimiz; geliştirdikleri microcipler sayesinde akciğer, prostat ve meme kanserlerine 15 dakika içerisinde teşhis koyabilecek bir projeyi geliştirdiler Bu proje; Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve 28 Avrupa ülkesinin katıldığı SciChallange adlı bilim yarışmasında 438 projenin arasından birinci seçildi.

Yine Samsun Büyükşehir Belediyesi mühendisleri Avrupa'dan ithal edilen hız sensorlarını daha az bir maliyetle üretmeyi başardılar.

Yine bir öğrencimiz Amerika da doktora seviyesinde önemli bir Matematik ödülünü aldı. Bu da Nobel ödüllü Bilim Adamımız Aziz Sancar tarafından duyuruldu.

Bunlar küçük gibi görünen gelişmeler, ancak büyük sonuçları ortaya çıkacak.

Yine üniversitelerimizde, Endüstri 4,0’ın gelişmesi anlamında gençlerimiz arasında birçok çalışma var.

Gurur kaynağımız bu gençlerimizi takdirle takip ediyorum. Bunların arasında neler var, bir bilseniz. Akıllı robotlar, elektrikli otomobiller yapmaya çalışanları mı ararsınız, hem karada, hem de havada giden araçlar yapmayı tasarlayanlar mı ararsınız, robot tanklar yapmaya çalışanları mı ararsınız.

Her gün yeni bir gelişmeyi sosyal medya hesabımda paylaşmaktan büyük keyif alıyorum.

Neler var neler...

3D yazıcı yapmak ve bu yazıcı ile üretimde bulunmak artık günlük atölye çalışmalarından olarak, gençlerimiz arasında yerini alıyor.

Bunlar münferit, ancak çok önemli gelişmeler...

Bütün bunların acilen ve mutlaka eğitim sistemi içerisine alınması, devletimizin planlaması ve desteği ile geliştirilmesi gerekiyor.

Yine bu gelişmelerin hukuki yapısının oluşturulması gerekiyor.

Geçen yazımda Samsun Barosu’nun hukuki yapıyla ilgili Avukat Burhan Uyan ve ekibinin çalışmasından söz etmiştim.

Bu çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Eğitim kuruluşlarımız içerisindeki hiç bir işe yaramayan fakültelerin, bölümlerin acil olarak tasfiye edilerek çağa uygun ara insan ve bilim insanı yetiştiren ana bilim dallarının açılması gerekiyor.

Yine bir bilgiye göre; Endüstri 4.0 ile 500 bin işin ortadan kalkarak, 1 milyon 200 bin yeni işin ortaya çıkacağı otomasyona uygun rutin işlerin makineler tarafından yapılacağı öngörülüyor.

Hatta bunun uygulamaları başladı.

Artık bir becerisi olmayan insanlar iş bulamayacak gibi görünüyor!

Eğitimimizi planlayanların bunları gözardı etmemeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bütün bunların yüzde 70'inin, hatta 80’inin de önümüzdeki 10 yıl içerisinde gerçekleşeceği üstelik de 16 Trilyon dolarlık bir değeri küresel ekonomiye kazandırması öngörülüyor.  Hazır olanlar bu pastadan payını alacak. Hazır olmayan da bakacak!

Bunlarla ilgili sosyal, hukuksal, eğitim ve teknolojik alt ve üst yapı çalışmalarının zaman geçirilmeksizin gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Artık, 19. ve 20. yüzyılın mekanik teknolojileriyle ekonomimizin gelişmesi ve milli gelirimizin 10 binli rakamların üstüne çıkması mümkün görünmüyor.

Bunun için mutlaka, Endüstri 4.0 devriminin, ülkemiz ekonomik endüstri ve eğitim sistemi üzerine yansıtılması gerekiyor.

Geçen yazılarımda da ifade ettiğim üzere, eğitim sistemimizin Endüstri 4.0 ve devamı teknolojiler göz önünde bulundurularak, çağdaş akıl ve bilim üzerine inşa edilmesini, gerek çağdaş ara insan gücü, gerekse bilim insanlarının yetişmesine imkan verecek şekilde yeniden planlanmasının gerekliliğine inanıyorum.

Bu şekilde planlanmayan ve uygulanmayan eğitim sistemi ile yetişen gençlerimizin geleceğin dünyasını kuran ülkeler arasında yerini alamayacağını düşünüyorum...

Acilen eğitim sistemimizin çağdaş bir yapıya kavuşturularak, etik değerlere içten bağlı; çağdaş dünyaya açık, okuyan, düşünen, sorgulayan ve üreten bir insan yapısını oluşturmamızın gerekliğini açık yüreklilikle ortaya koymak istiyorum...

Takdir ve sorumluluk, siyasilerimiz ile icra makamınındır.

Şunu da bilmek gerekir ki, bu gelişmeyi sağlayamazsak, gelecek nesiller bizi iyi anmayacak!

Sağlıklı ve sevgiyle kalın…