Emek ve Dayanışma Günü
Yazarlar // 01 Mayıs 2018 Salı 09:14

İsmail BAŞARAN

Bugün 1 Mayıs. Yani yasalarımıza göre “İşçi ve Emekçiler Bayramı.”

İşçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü 1 Mayıs Türkiye’de de kutlanıyor.

Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.

Bugün emek ve dayanışma günü dedik. Şimdi soralım; Türkiye’de emekçiler emeklerinin karşılığını alabiliyorlar mı? Emekçiler kendi aralarında dayanışma içinde mi yoksa siyaset emekçileri de böldü mü?

Kurulan sendikalar ve derneklerin bazıları emekçilerin haklarını mı savunuyor yoksa siyasetin dediklerini mi yapıyorlar?

Emek ve Dayanışma gününde emekçilerin maaşları ne kadar? Geçinip geçinemedikleri iktidar tarafından hiç düşünülüyor mu?

İktidar Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanmış, umurunda mı emekçinin yaşam şartları, aldıkları maaşlarla ayın kaç gününü geçirebildikleri umurunda mı İktidarın?

Emek ve Dayanışma günü ha, bırakın safsatayı. Türkiye’de satılmamış fabrika bırakmayacaksınız, işçiyi dibe vurduracaksınız, enflasyon altında ezdireceksiniz sonra da dayanışma günü kutlatacaksınız.

Günlerini kutlayan işçiler, gökyüzüne doğru bakın karga görürseniz bilin ki onlar da gülüyorlar size.

Bir zamanlar bu ülkede emeklerinin hakkını alamadıkları için, bir gün veya üç gün iş bırakma eylemleri yapılırdı. Şimdi yapılamıyor, neden? Çünkü Türkiye Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetiliyor. Kanunlara göre değil, kararnamelere göre idare ediliyor.

Her türlü olumsuzluklara rağmen ben yine de işçilerin “Emek ve Dayanışma” günlerini kutluyorum.

Bir işçi emeklisi olarak kendimin de tabi…

 

HAFİF RAYLI KAVŞAKLARI

Samsun’da Yusuf Ziya Yılmaz’ın yaptığı iyi işlerden birisi Hafif Raylı sistemdir. İleri ülkelerde ve Türkiye’nin bazı illerinde bazen yeraltından bazen yerüstünden olmasına rağmen Samsun’da yerüstünden döşenmiştir.

Sistemin büyük bölümü Atakum İlçesinde kalabalık trafik içinden geçiyor. Özellikle de kavşaklarda tehlikeler yaşanıyor.

Bu kavşaklarda her an trafik kazası olabileceği korkusuyla hem araç sürücüleri hem de yayalar sıkıntı yaşadıklarını dile getiriyor. Bundan sonra yapılabilir mi yapılamaz mı bilemiyorum ancak en kısa zamanda soruna çözüm bulunması gerekiyor.

Yani Raylı Sistem bu kavşaklarda alttan geçebilir, böylece de kaza olasılıkları ortadan kaldırılmış olur.

Yapıldığı günlerin şartlarında belki ancak bu kadarı gerçekleştirilebildi, bundan sonra bu soruna çözüm ile yapılacak yeni kavşaklarda yeraltı geçişleri unutulmamalıdır.

Çünkü Samsun her geçen gün büyüyen ve kalabalıklaşan bir ildir.

 

NE OLACAK ŞİMDİ?

Elim yazmaya dilim söylemeye varmıyor ancak ortada bir gerçek var: Samsunspor tarihinde ilk kez bu lige düştü.

Neden düştü, kimler düşürdü, transferler mi ekonomik yönetimler mi, sportif yönetimler veya transfer yanlışlıkları sorucu mu düştü?

Şimdi bunların tartışılması ve geleceğe bakılmasının zamanıdır. Son on yıldır Samsunspor’u yönetenler hesaplarını vermelidir.

Ben kimseyi ekonomik olarak değil Samsunspor’u yönetemedikleri ve yönetebilmek için ısrar ettikleri için suçluyorum.

Bu işin hesabı sorulmalı ve de verilmelidir.

Aslına bakarsanız Samsunspor bugün düşmemiştir. Samsunspor genel kurullarına bakınız, eskiden ne kadar kalabalık olurdu, kaç üyesi vardı, şimdi ise kaç üyesi var, üyeleri neden atıldılar kulüpten?

Az olsun, benim üyelerim olsun ben genel kurulda seçilebileyim mantığı mı işletildi?

Yani kısaca Samsunspor’a kalabalık grupların sahip çıkması engellendi.

Sahi şimdi ne olacak?

Düşülen kümede kulübün bu kadar borcu, futbolcuların alacakları ödenebilecek mi?

Armasında Atatürk resmi bulunan bir takımı bu hallere düşürenler önümüzdeki seçimlerde siyaseten sandıkta hesap verecek mi?