Ekonomik Şiddet
Yazarlar // 26 Ocak 2019 Cumartesi 22:55

İsmail BAŞARAN

Türkiye’de kadına şiddet olayları günden güne artıyor da erkeğe şiddet artmıyor mu?

Samsun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün verilerine göre, kurulduğu 2012 Aralık ayından bu yana 9 bin 59'u kadın, 406'sı erkek olmak üzere toplamda 9 bin 474 şiddet mağduru kuruma başvurmuş.

Başvuranların büyük çoğunluğunun sözel, fiziksel ve psikolojik şiddet gördükleri belirtildi. ŞÖNİM 2018 yılında ise bin 458'i kadın, 68'i erkek olmak üzere toplamda bin 526 kişiye hizmet verdi.

Demek ki sadece bayanlar değil erkekler de şiddete maruz kalıyormuş. Pek neden hep kadına şiddet gündeme geliyor da erkekler gündeme geliyor?

İnsanoğlunun hemcinsine şiddet uygulamasının kabul edilebilir yanı yok, bunu aklı başında olanlara anlatmaya da gerek yok. Karşı tarafa şiddet uygulayan kadın veya erkek önce psikolojik bir tedaviye tabi tutulmalı, toplumla daha sonra bütünleştirilmeli.

Şiddet deyince aklımıza hemen kaba kuvvet geliyor, oysa hayat pahalılığı ve enflasyon baskısı, gelen zamlar, vatandaşların alım gücünün azalması, geçim sıkıntısı da şiddet değil mi?

Bir ülkede asgari ücretle çalışan kesimin ay sonunun nasıl getireceğini düşünmeleri, faturalara gelen zamlar, ekonomik bir şiddet değil mi? Vatandaşa ekonomik şiddet uygulayan işbaşına gelen ve ekonomiyi yönetemeyen iktidarlar değil mi? Türkiye’de son 50 yıldır gelen iktidarlar vatandaşı ekonomik şiddet altına almadı mı?

Bu soruların cevaplarını verirken eğer değerlerinizi partilere göre değil de yaşam şartlarına göre verirseniz durumun farkına sizler de varırsınız.

Yönetenler ile yönetilenler arasındaki fark her geçen gün artıyorsa, yönetenlerin halka ekonomik şiddet uyguladığı da anlaşılır herhalde. Vatandaşlar erkek ile kadın arasındaki şiddete odaklandırılıyorsa bunun için algı operasyonları yapılıyorsa, gerçekler vatandaşın gözünden kaçırılıyor demektir.

Algı operasyonlarından birisi de ülkede neredeyse her iki yılda bir seçin yapılmasıdır ve bu yolla gündem değiştirilmesidir.

 

DURUMUMUZU ANLATAN BİR FIKRA

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün New York üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.

"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.

"Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin" der adam.

Yönetici sinirlenir: "Sen mühendissin değil mi?" diye sorar.

"Evet." der adam. "Nereden bildin?"

"Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap yüzde yüz doğru fakat hiç bir işime yaramıyor."

"Sen de yöneticisin değil mi?"

"Evet, sen nereden bildin?"

"Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu simdi benim sucum oldu?"

Şimdi soruyu sorayım:

Sandık başına gittiğinizde yerden kaç metre yükseklikten düşmekte olduğunuzu aklınıza getirecek misiniz?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Merhamet duymadığın zamanlarda kimseyi yargılama