Seçilmişe Parmak Sallamak
Yazarlar // 17 Şubat 2026 Salı 15:21

Ragıp GÖKER

“Özgürlük ve eşitlik, siyasal temsil, siyasal katılım ve haklar demokrasinin hiçbir zaman prosedürlere ya da kurumlara indirgenemez olma özelliğini ortaya koymaktadır.”
Yukarıdaki ifade demokrasinin temel tariflerinden biridir.

Yani deniliyor ki; ‘’demokrasi özgürlüktür.’’

Demokrasi; senin benim gibi düşünmeyen O’na tahammül etmek gerektiğini anlatıyor aslında.

‘’O kim?’’ diye soracak olursanız.

Sen, ben, o, biz, siz, onlarız.
Kısaca halk yani.

Demokrasi ayrıca, seçimle iş başına gelenlere, bir sonraki seçime kadar yönetme hakkını veren rejimin adıdır.

Ve fakat.
Demokrasi, seçimle yönetme hakkını elde edenlere, kendisi gibi düşünmeyenlere tahakküm etme hakkını da vermez. Demokrasiyi sindirmek için önce bu ilkeyi bilmek gerekir aslında.

Neden bunları söyledim:
Seçimle gelenlerin oluşturduğu milletin meclisinde, seçimle yönetme hakkını elde etmiş, çoğunluğun temsilcisi, azınlığın temsilcisine, ‘’seni konuşturmam’’ diyemez.

Dememelidir.

Üstelik bunu söylerken, azınlığın temsilcisi olan muhatabına parmak da sallayamaz.

Sallarsa da ‘’indir o elini’’ şeklinde cevabı almak kaçınılmaz olur.

Bütün bunlar, Büyükşehir Belediyesinin borçlarını ödeyebilmek için arsa satabilmek adına Büyükşehir Belediye Meclisinden yetki istediği son meclis oturumda yaşanmış.

Oturumu yöneten Meclis Başkan Vekili AK Parti’li Nihat Soğuk, arsa satış yetkisine ‘’siz de parsel, parsel satıyorsunuz’’ diyerek itiraz eden CHP Gurup Başkanvekili Atilla Tekcan’a, parmak sallayarak, ‘’seni konuşturmam’’ şeklinde bir ifade kullanmış.
Bu konudaki haberde gazeteye, ‘’İNDİR ELİNİ TARTIŞMASI’’ başlığıyla manşet olmuş.

Kim haklı şeklinde bir tartışmayı başlatmak niyetinde değilim. Karşılıklı diyaloglardaki üslubu da doğru bulmadığımı söylemekle birlikte, bu konudaki asıl sorun, demokrasiyi, bütün kurum ve kurallarıyla hala içselleştirmemiş olmamızdır.

İktidarlar, yönetme yetkisinin sınırsız bir yetki olduğu şeklinde bir inançla, toplumu bütünüyle tahakküm altına alabilecekleri gibi bir yanılgı içindeler. Muhalefet de bu konudaki rahatsızlığını gereği gibi anlatamam gibi bir yanlışın içine düşmüş ve oradan bir türlü çıkamıyor maalesef.

***

Belediyelerimizin borç batağında olduğu biliniyor.
Samsun Büyükşehir Belediyesinin de birçok belediye gibi borç batağında olduğu gerçeği, sır değil yani.

Ki;
Başkan Halit Doğan daha önce de böyle bir yetki için meclise başvurmuştu.
Muhalefetin itirazının temeli de bu sanırım.

Meclis çoğunluğu AK Parti de.
Başkan Halit Doğan, arsa satış yetkisini almakta zorlanmayacaktır. Atakum’da da benzer bir durum var ki; AK Parti Gurup Başkanvekili Recep Kemal Certel, Atilla Tekcan’ı, Atakum’daki arsa satışlarına itiraz etmeyip, Büyükşehir’deki satış yetkisine itiraz etmekle suçlamış ki; haklıdır da. Zira camdan evi olanlar, başkasının camına taş atmamalıdır.

Samsun büyükşehir meclisinde yaşananlar kelimenin tam anlamıyla bir kayıkçı kavgasına benzemiş ama burada üzerinde durulması gereken husus, üslup meselesidir aslında.

Deme o ki;
Demokrasi, kendisini gibi düşünmeyen herkesin, başaklarına tahammül göstermesini gerektirir.
Demokrasi, kendisi gibi düşünmeyenlere, parmak sallama rejimi değildir.
Demokrasinin kelime anlamı herkese göre farklı olabilir ama basit anlatımıyla tahammül rejimidir demokrasi.