bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler evden eve nakliyat cappadocia green tour
5 Nisan 1994'den Günümüze Ekonomik Krizler
Yazarlar // 5 Nisan 2022 Salı 01:07

Ragıp GÖKER

Ortaokul öğrenci olduğum 70'li yılların ilk yarısında tek kanallı radyomuzda ''Demirbank iyi günler'' diler şeklinde başlayan ve aynı sloganla sona eren sabah programında döviz kurları açıklanırdı.

Aradan 50 yıl geçmiş olsa da o anonsta 1 Türk liramızın 800 dolayında İtalyan Lireti’ne denk geldiğini hatırlarım.

O günden bu yana köprülerin altından çok su aktı.

İkinci dünya savaşında yok olma tehlikesi yaşayan İtalyan ekonomisi toparlanırken, o savaşı görmeyen ülkemizin parası devalüasyonlarla pula döndü.

Oysa 2. dünya savaşına girmemişti ülkemiz.

Ama yedi düvele örnek kurtuluş savaşından çıkarak Cumhuriyeti kurmuştuk.

Cumhuriyetimizin 8. yılına denk gelen 1931 yılında Amerikan doları 211 kuruşmuş mesela.

Dün itibariyle ve bu yazının hazırlandığı sıralarda dolar 14 lira 71 kuruştan işlem görüyordu.

Türk parasının değer kaybına uğraması devalüasyonlar dönemiyle başlar aslında.

İlk devalüasyon kararının 1946 yılında Recep Peker hükümeti döneminde alındığı bilinir.

Ki;

İlk devalüasyonun, dünya savaşı şartlarının dünya ekonomisine etkisi nedeniyle alındığına inanılır.

Daha sonra Demokrat Parti döneminde de fiyat ayarlaması yapılmıştı ama Türkiye 70'li yıllarda Kıbrıs Barış Harekatı ve peşi sıra haşhaş ekim kararı nedeniyle ambargolar döneminde de ekonomik krizlerle karşı karşıya kalınmıştı.

Ambargoların yanı sıra, dünyayı saran petrol krizi de bu durumun üzerine tuz biber ekmişti.

Ki;

70'li yılların ikinci yarısı ''Kuyruklar dönemi'' olarak da bilinir.

24 Ocak kararları karma ekonomiden, piyasa ekonomisine geçiş dönemini başlatmıştı.

Ve fakat.

24 Ocak kararları da ekonomimizi düzeltmeye yetmemişti.

5 Nisan 1994'de DYP-SHP koalisyonu döneminde ‘5 Nisan Kararları’ olarak bilinen ekonomik kararlar alınmıştı.

Kararlar açıklandığında 19 bin lira olan dolar, fiyatını katlayarak 38 bin liraya yükselmişti.

Dolar 38 bin lira olmuştu ama unutmayın paramızdan daha sonra üç sıfır atılmıştı.

''Demirbank iyi günler diler'' anonsuyla verilen piyasa haberlerinde 800 İtalyan liretinin 1 liraya denk geldiği günlerin üzerinden 50 yıl geçti ve İtalyanlar, liretten avroya geçtiler ama bu karadan önce de liret liramızdan daha değerli hale gelmişti zaten.

Paramızın değer kaybetme nedeni ekonomimizde yaşanan çalkantılardır.

Ekonomimizi bir türlü düzeltemiyoruz maalesef.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne de, ekonominin düzeleceği umuduyla geçilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim propagandası sırasında ''Bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” demişti biliyorsunuz.

Ama çok şey değişmedi.

Hatta bu dönemde paramız çok daha hızlı değer kaybetti.

Seçim öncesi dolar 4,58 Tl imiş.

Dün itibariyle 14.71 Tl idi.

Dolar üç kart artmış.

Hatta biraz daha fazla bile.

Buna ''Dolar artmış'' demeyelim, ''Paramız değer kaybetmiş'' demek dağa doğru bir tanım olacaktır sanırım.

Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz biliyorsunuz.

Petrolü ve doğalgazı ve hatta gıda maddeleri dahil bazı temel ihtiyaç malzemelerini dolarla satın alıyoruz.

Bu durumda da patlıyor haliyle.

Verileri tartışıyor olsa da, TÜİK'e rağmen bile enflasyon yüzde 61,14 olarak açıklandı.

Çarşı - Pazara göre enflasyon daha farklı ama yüzde 61 bile fazla aslında.

Üretici fiyatları endeksi ise yüzde 115'e yakın olmuş.

Sanayi de durum daha kötü yani.

Sanayide maliyetler böyle artmaya devam ederse, bunun acısını sadece patronlar çekmeyecektir.

Bu yük bizim de sırtımıza binecektir.

Gerek pandemi koşulları ve gerekse Rusya'nın Ukrayna'yı işgali nedeniyle yaşanan süreçte dünya piyasalarının bütününde sorunlar yaşanıyor ama hiç bir ülke, bizim yaşadıklarımızı yaşamıyor.

Ukrayna ve Rusya'yı bu değerlendirmenin dışında tutuyorum elbette.

ABD'de yıllık enflasyon 7.9, Almanya'da 7.3 olmuş.

Neredeyse bizim aylık enflasyonumuz kadar bir enflasyonu yıllık bazda yaşasalar da bu durum o ülkelerde bile tartışılır olmuşsa, vay bizim halimize.

5 Nisan kararlarının üzerinden 28 yıl  geçmiş,

O gün açıklanan kararların sonucunda çok işletmenin krize girdiğini hatırlıyorum.

Kararların açıklandığı gün Rahmetli Patronum Nezih Demirkent'in yanında bulunan Orhan Cazgır, ''Nezih Abi'nin rengi birden değişmişti'' diye anlatırdı.

Birçok işinsanı gibi Rahmetli nezih Demirkent de, gazeteyi o yıl yeni binasına taşırken dövizle borçlanmıştı.

Döviz fiyatını katlayınca birçok işinsanı gibi Nezih Beyin de borcu katlanmıştı.

Dünya Gazetesi, çalışanlarının da gayretiyle krizi fırsata çevirmiş ve süreç hasarsız atlatılmıştı ama o yıl Samsun'da çok kişi batmıştı.

Krizlere karşı şerbetli miyiz bilmiyorum ama ''Yeter artık'' diyorum.

Son bulsun hu krizler ortamı.

Rahat ve huzurlu yaşamak bizim de hakkımız olmalı.