Yeni Yıl Yeni Umut
Yazarlar // 31 Aralık 2019 Salı 23:35

Ragıp GÖKER

Bu gece yarısında milenyumun 20. yılına adım atacağız.

Türk dilinin en iyi şairlerinden Cemal Süreyya’nın ‘Hayat Kısa, kuşlar uçuyor’ dizelerindeki gibi özellikle bizim yaştakiler için yıllar su gibi akıp geçiyor.

‘’Milenyum yılı’’ dedikleri 2000 yılının kutlamaları sanki daha dün gibi.

2019 zor bir yıldı.

Suriye’de olup bitenler canımızı çok sıktı.

Güney sınırlarımız boyunca adı konmasa da Kürt’lerin devlet kurma hazırlığını sanırım bilmeyen yoktur.

‘’Beka sorunu’’ dedikleri bu olsa gerek.

Uyanık olacağız ve buna elbette izin vermeyeceğiz.

Ekonomik kriz bir başka önemli sorunumuzdu.

Pahalılık aldı, yürüdü.

Dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızı sürekli artan fiyatlar karşısında ezildikçe ezildi.

Samsun özelinde de zor bir yılı geride bırakıyoruz.

Mart ayında yerel seçimler yapıldı biliyorsunuz.

Başta Büyükşehir olmak üzere birçok belediyede yönetim değişikliği oldu.

Gelen, gideni aratmasın düşüncesiyle sandığa gittik ama birçok belediyede gidenleri arar olduk.

Yeni dönemin yeni bir başlangıçlara gebe olacağı inancımızla dolu iken, seçimlerden hemen sonra içme suyuna ve sayaç okuma bedellerine yapılan akla ziyan zamlarla sarsıldık.

Su zammını, ulaşım ücretlerine yapılan zam izlerken, Samsun ulaşımın en pahalı olduğu şehirlerden biri oldu.

Başta AK Parti’liler olmak üzere, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’le Samsun’un atılım yapacağına inanmış birçok insanda bu durumun yarattığı hayal kırıklığı, milletimizin zamlara alışkın olması nedeniyle aşılabileceği şeklinde yorumlansa da, mesele sadece zamların yarattığı şokla da ilgili değildi.

Çarşamba ovasının göbeğine kurulacak santraller ve ovanın sanayiye açılma kararları, şok üstüne şok etkisi yarattı.

Yeşilırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü alanda milyonlarca yıl önce oluşmuş Çarşamba ovası, son yıllarda gereği gibi kullanılmasa da,  ülkemizin en verimli bir-iki ovasından biridir aslında.

Adına ‘’Biyokütle enerji santrali’’ dense de, bilinen şekliyle bir termik santral kurulacağını duyduğumuzda çok şaşırmıştık.

Şaşkınlığımız kısa süre sonra daha da arttı.

İkinci bir santralin daha yolda olduğunu öğrendik.

Akıl tutulması gibi bir durumdu ama bununla da yetinilmedi.

Ovanın sanayiye açılacağı kararı ile tam anlamıyla sarsılmış olduk.

Demem o ki, zor bir yılı geride bırakıyoruz.

Yeni yılın yeni umutlara gebe olduğuna inanılır.

Ama yeni yılın, yeni krizlere gebe olduğu anlaşılıyor.

Kanal İstanbul tartışmaları nereye varacak, kestirmek mümkün değil.

Cumhurbaşkanı ‘’İsteseniz de, istemeseniz de yapılacak’’ diyor biliyorsunuz.

İstanbul Belediye Başkanı ise, bunun bir intihar projesi olduğunu iddia ediyor.

Libya’ya asker göndermek için ilk adım, yeni yılın ilk günlerinde TBMM’ye gönderilecek teskere ile atılacak.

Muhalefet, ‘’Libya’da ne işimiz var’’ diyor.

Bu soruyu, çok kişi soruyor aslında.

Güney sınırımızdaki sorunu henüz tam olarak çözememişken sahiden ne işimiz var Libya’da.

Kendilerini hiçbir şeye muhtaç etmemiş Kaddafi gibi bir liderini, ABD’nin oyununa gelerek linç etmiş ve bunun sonucunda iç savaşa sürüklenmiş Libya’nın halkını biz mi kurtaracağız.

Bunu bir beka sorunu olduğu söyleniyor ya.

Pek inandırıcı gelmiyor nedense.

Demem o ki:

Yeni yıldan da umudum yok aslında ama alışılagelmiş üzere o dileğimi yine de söylemek isterim.

İyi Yıllar Türkiye.