Ya Kral Delirdiyse?
Yazarlar // 11 Temmuz 2017 Salı 10:38

Suat BAŞARAN

Başlığı kışkırtıcı bulanlar "ya kral yanıldıysa?" şeklinde okusun; fark etmez...

 

Burada kral mecazdır... İsteyen Genel Başkan, isteyen Cumhurbaşkanı veya muhalefet lideri ya da kanaat önderi olarak işaretleyebilir...

Ayrıca asla hakaret ve aşağılama gayesi güdülmediği de bilinmelidir...

 

*****

İnsanların fiziki hastalıklarını doğal bulanlar nedense aynı hassasiyeti ruhsal hastalıklarda göstermezler...

Oysa teknik olarak ikisi de aynıdır...

Elbette oluşmasında şahsın kendi kusuru da vardır...

Ancak hiç kimse sırf verem olan birisi hakkında "Gördünüz mü şu haini, verem olmuş" demezken, bir sürü ruhsal sorunla boğuşan birinin saçmalık ötesi sözlerine "Duydunuz mu o hainin-şerefsizin söylediğini?" yorumunu yapabiliyor...

 

*****

Kapalı toplumlar ruhsal sorunlara tabu muamelesi yaptığından, psikolojik sorunları olan birçok insanı objektif değerlendiremiyor...

Ülkemizde hastanede yatması gereken birçok insanın pervasızca ortalıkta dolanıp kanaat önderi olarak ahkâm kesmesinin bir nedeni de budur...

 

*****

 

Liderlerini kusursuz, yanılmaz ve dokunulmaz olarak gören bir topluluk düşünün...

Diyelim ki söz konusu lider verem olmuş, kan tükürüyor...

Ona inananlar belirtileri araz olarak görmeyecek, bilâkis hikmet arayıp taklit edeceklerdir...

Sonuç ne olur?

Verem mikrobunun özelliklerini bilen herkes için kolay bir tahmindir bu:

Toptan yok oluş...

Peki ya liderin psikolojik sorunları varsa?

Ne yazık ki bu durumda sonuçlar verem hastalığından çok daha vahim oluyor...

Bunun en çarpıcı örneği Hitler Almanya'sıdır...

 

*****

Fiziki hastalıklar gibi, psikolojik rahatsızlıklar tedbir alınmadığında ölümcül olabiliyor...

Tabii bir süreçtir sözü edilen...

En sağlıklı insanları bile ölüme götüren hastalık mikropları gibi,  yaltaklanma, dalkavukluk ve "evet- efendimcilik" de, çevresini sarmaladığı kafaları aynı akıbete sürükler... Bütün bir toplumla birlikte...

 

*****

Çare demokrasidedir, ifade ve eleştiri hürriyetindedir...

Çare, kişilerin değil, ilkelerin kutsandığı, şahısların değil, fikirlerin  önem kazandığı bir sistemdedir...

Bugün refah seviyesi ve yaşam kalitesi olarak en üst seviyede bulunan ülkelerin, aynı zamanda ifade-eleştiri hürriyeti, hukuk, demokrasi alanında da önde olması tesadüf olmasa gerek...

Lider yanıldığı için yanılmayan, onlardan sadır olacak her türlü saçmalığı ve hezeyanı hukukla hizaya sokabilen toplumlar gelişebilmekte, sevgiyi tapınmaya dönüştürenler ise açlığın, baskının ve iç savaşın içerisinde debelenmektedirler.

Onun için, demokrasi diyoruz, eleştiri hürriyeti diyoruz, ifade özgürlüğü ve açıklık diyoruz...