Türküm, Doğruyum, Çalışkanım
Yazarlar // 18 Mart 2021 Perşembe 17:06

Ragıp GÖKER

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

 

Bugün 18 Mart.

Çanakkale zaferinin 106. yıl dönümü.

Çanakkale'de kanlarıyla destan yazarak kazandıkları o efsanevi zaferle bizlere millet olma şuurunu aşılayan bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

 

***

 

Danıştay, hafta içindeki iki kararıyla herkesi şaşırttı.

''Türküm, doğruyum, çalışkanım.''

Dizeleriyle başlayan ve daha sonra ‘'Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm yükselmek, ileri gitmektir.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.'' diye devam eden dizeleri her sabah ders zili çalmadan önce okuyarak girdik okulumuzdaki sınıflara.

''Türküm ve bu nedenle doğruyum ve çalışkanım. Bu özelliklerimin yanı sıra küçüklerimi koruyup kollayacağım, büyüklerime de saygıda kusur etmeyeceğim'' diyerek hem kendimize, hem de büyüklerimize bunun sözünü veriyorduk.

Altı ve yedi yaşlarındaydık henüz ama hep bir ağızdan, iyi bir insan olmanın yeminini ediyorduk bir anlamda.

Derken birileri bundan rahatsız oldu.

Bir genelgeyle andımızın okunması yasaklandı.

Fena halde canımız sıkılmıştı.

''Bunu kabul edemeyiz'' sesleri yükseldi.

Derken konu mahkemeye taşındı.

Danıştay, yasaklama kararını kaldırdı.

Ve fakat.

Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay'ın kararına itiraz etmişti.

Dava, iki gün önce sonuçlandı ve 'Andımızın' okunması tekrar yasaklandı.

İstiklal Marşımız.

Bayrağımızın gönderde kalması, ezan sesinin susmaması gibi kırmızı çizgilerimiz var bizim.

Ezan sesi duyduğumuzda hemen doğruluruz tıpkı istiklal marşımız okunurken asla oturmadığımız gibi.

Ki;

Ezana, bayrağa ve marşımıza gösterdiğimiz saygının göstergesi olmanın yanı sıra kendimize duyduğumuz saygıdan yaparız bütün bunları. Ancak, son yıllarda  marşımız okunurken ayağa kalkmayanları görüyoruz maalesef.

Andımızı da kırmızı çizgimiz kabul ederiz.

‘’Türküm, doğruyum, çalışkanım'' demek kimi rahatsız eder.

Türk çocuklarının 'İyi birer insan' olacaklarına dair hep bir ağızdan ettikleri yeminin yasaklanmasını kim. neden ister ve ''Türk Milleti Adına'' adına karar verdiği bilinen Danıştay, bunu isteyenleri ne diye haklı bulur.

Anlamıyorum.

Anlamayacağım da.

Danıştay'ın hafta içinde verdiği bir diğer kararda, belediye iştirakleri olan şirketlere, yönetici atama yetkisinin, belediye başkanından elinden alınmasına yönelikti.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yayımladığı genelge sonrasında belediyelerin iştiraki olduğu şirketlerdeki belediye tüzel kişiliğindeki temsilcilerinin değiştirilmesi yetkisinin belediye meclislerine verildiği belirtilmişti.

Bunun üzerine genelgeye için dava açıldı ve mahkeme tescil işleminin yapılmamasını yasaya aykırı buldu.

Mahkeme'nin verdiği karara itiraz edildi.

Bunun üzerine dosya Danıştay'a geldi.

Danıştay da genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebinin reddine karar verdi. Böylece belediye başkanları, belediye şirketlerinin yönetimine belediye meclislerinin onayı olmadan yönetici atayamayacak.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerin hemen ertesinde yaptığı bir açıklamada, belediye meclislerindeki çoğunluğun Cumhur İttifakı'na dair üyelerde olduğunu belirterek, ''Bir belediye başkanının kendi meclisinde sırtını dayayacağı bir çoğunluğu yoksa komisyonları istediği gibi oluşturamaz, bütçeyi çıkaramaz.” demişti.

Erdoğan bir anlamda İmamoğlu ve Yavaş'ı 'Topal Ördek' yapacaklarının işaretini vermişti.

Danıştay'ın son kararı, meclis çoğunluğu olmayan belediye başkanlarının ‘Topal Ördek’ yapacak özelliktedir.