Türk Tipi Siyaset
Yazarlar // 24 Nisan 2016 Pazar 00:00

Ragıp GÖKER

Önceki gün toprağa verdiğimiz Amcamın cenazesi için iki gün ayrı kaldığım gazeteye döndüğümde Hedef HALK’taki ’’80’lerin konvoy modası geri döndü’’ başlıklı haberi görünce hiç şaşırmadım.
Çünkü, Bakan’ın konvoyunda yolu keserek ‘’Samsun’a yaptıklarınız için teşekkür ederiz’’ diye tempo tutan STK’ların temsilcileri, topluma dönük mesaj vermekten daha çok bireysel ilişkilere dayanan ve bireyin ihtiyaçlarını karşılamayı, toplumun ihtiyaçlarından daha önemli gören ‘Türk Tipi Siyasetin’ gereğini yapıyorlardı .
‘Türk Tipi Siyaset’ anlayışı, omurgalı siyaset yapmak isteyenlere fazla şans tanımıyor zira.
40’lı yaşlarına kadar solcu olarak yetişmiş birinin bir anda ‘U’ dönüşü yaparak aday olduğu muhafazakar bir partiden belediye başkanı seçilme nedenini belki de bunun için masum bir davranış olarak görüyoruz ve buna şaşırmıyoruz.
Tıpkı AK Partiden Bakan yapıldığında, dedesinin milletvekili olarak efsaneleştiği CHP’yi eleştiren Çağatay Kılıç’ın davranışına şaşırmadığımız gibi.
İnsanlar gelişir ve değişir.
Buna şaşırmam elbette.
Ama ‘Türk Tipi Siyaset’ maalesef gelişemiyor.
AP’liler ve devamındaki DYP’liler, Süleyman Demirel’i Amasya sınırındaki Boğaziçi mevkiinde bulunan o benzinlikte, CHP’liler de Ecevit’i Ankara yolundaki Rüşen’in benzinliğinde karşılardı
Seçimi hangi partinin kazanacağına dair tahminler de konvoylardaki araç sayısı üzerinden yapılırdı.
Ama günümüzde birden fazla yerde miting yapıldığı için olsa gerek konvoy yarıştırılmıyor artık.
Bir önceki Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç Samsun’a her gelişinde şehir teyakkuza geçirilir, kamu kurum ve kuruluşlarında ne kadar araç varsa bakanın konvoyuna katılırdı.
Bu gövde gösterisi nedeniyle kamu kaynakları gereksizce israf edilirdi.
Çağatay Kılıç bakan olduğunda, başlangıçta konvoydaki araç sayısı nispeten azalmıştı ama son yıllarda eskiye dönüşün izlerine rastlıyoruz maalesef.
Suat Kılıç bakanken peşinde binlerce kişi vardı.
Ama mesela yarın Samsun’a gelse, kendisini kaç kişi karşılar merak ediyorum.
Mustafa Demir de bir dönemler bakandı, şimdi adını hatırlayan var mı acaba.
Valinin adını birkaç yıl sonra kimse hatırlamayacak.
Başkanlıkta son dönemini geçiren Yusuf Ziya Yılmaz’ın adı bu şehirde bir süre daha yaşayacaktır ama o koltuktan inince Çağatay Kılıç da kısa sürede unutulacak.
Seçildiği yöreye hizmet etmesi bir siyasetçiden beklenen bir durumdur, bunun için ekstradan teşekkür O’na bir şey kazandırmaz ama ‘’Padişahım sen çok yaşa’’ gibisinden tezahüratları yapanlar, üzerlerine yapışan ‘yalaka’ damgasından kısa sürede kurutulamazlar.