Türk Fındığı ve TMO
Yazarlar // 22 Eylül 2017 Cuma 20:58

Ragıp GÖKER

Türkiye’nin tek stratejik ürünü olan fındık, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’ya teslim edildiği günlerden bu yana, bir türlü hak ettiği değeri bulamıyor.
Hükümetin fındığı, TMO kanalıyla alma planı çökmüştür.
Bunun tek bir açıklaması var.
TMO bu işte çuvallamıştır.
En basit örnek Ayvacık’ta yaşandı.
TMO’nun Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu’nun, Ayvacık Ziraat Odası Başkanı Erdal Avcı’ya, ‘’ilçenizde altı gün boyunca alım yapılacak’’ diye açıklama yapmasına rağmen, Samsun Şube Müdürlüğü alım süresini üç günle sınırlandırdı.
Telefonla ulaştığım Şube Müdürü Derya Şahiner’e, alım kampanyasının altından kalkıp kalkamayacaklarını da sordum.
‘’Biz hazırız’’ diyor TMO Şube Müdürü ama bu güne kadar Samsun’da sadece 4 bin ton alım yapılmış, bölgenin tamamından yapılan alım da yaklaşık 10 bin tona ulaşmış.
Bakan, ‘’40 milyon lira ödedik, fındığın tamamını alacağız’’ diyor ya.
40 milyon lira, zaten sadece 4 bin ton fındık almaya yetiyor.
Bizzat Türkiye’nin Tarım Bakanı açıkladı, bu yıl rekolte 675 bin ton olacak.
TMO bölgeden bu güne kadar sadece 10 bin ton ürün alabildiğine göre, piyasada alınacak 665 bin ton daha fındık kalacak.
Şube Müdürü Derya Hanım, tüm fındığın yarısını, yani 300 bin tonun üzerinde ürün alacak seviyede olduklarını iddia ediyor ama mesela Ayvacık’ta alımı 3 günle sınırlandırarak nasıl yapacak, çok merak ettim.
Piyasada fiyatların 7 liraya kadar düştüğünü hatırlattığım Derya Şahiner’e ‘’fındık değerini bulacak mı?’’ diye de sordum.  
’Biz alım yapmaya başlayınca fiyatlar 8,5 liraya kadar çıktı’’ diye savunuyor kendisini TMO Şube Müdürü ama bu bile geçen yılın fiyatını bulmuyor.
TMO, fındık alım işinde çuvallamıştır.
Bu biber gibi, acı bir gerçek.
‘’Tüccarlar var, kalan fındığı onlar alır’’ denilebilir.
Yapılan da odur zaten.
Üreticiler, tüccarların kucağına atılmaktadır.
Buna bir an önce son verilmeli.
Bu senenin ürünü ziyan olmuştur.
Geçmiş olsun.

Bari gelecek seneleri kurtaralım.
Bu nasıl olacak?
Bunu TMO’nun yapamayacağını biliyoruz artık.
Yapılması gereken şudur:
Fiskobirlik’in yeniden piyasa aktörlerinden biri yapılmalıdır.

*  *  *

HOCA AHMET YESEVİ

Türkiye ve Türkmenistan’ın ortak devlet üniversitelerinden biri ola Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız dün gazetemizdeydi.
Samsun’da yetişmiş genç bir bilim insanı olan Musa Yıldız’dan bir saat boyunca Hoca Ahmet Yesevi’yi dinledik.
Hoca Ahmet Yesevi’ye ait, Türk’lerin ilk İslami eseri olan Divan-ı Hikmet adlı kitabının yanı sıra üniversitenin bilimsel yayınlarıyla birlikte hazırlanmış bir CD’yi de gazetemize getiren Prof. Dr. Musa Yıldız, ‘’sınavlarda az puan aldığı için, bir okula kayıt yaptıramayan ama okumak isteyen gençleri bize yönlendirin’’ diyor.
Türkmenistan’a gidecek öğrencilerin masraflarını a karşıladıkların da söylen Prof. Dr. Yıldız, üniversiteye sadece Türk öğrencileri kabul ettiklerini de söylüyor.
Hoca Ahmet Yesevi, Türklerin yetiştirdiği ilk mutasarrıf olarak biliniyor ama bunun yanısıra Hoc’nın dergahında yetişmiş Hacı Bektaş’ı Veli, Pir Sultan Abdal, Sarı Saltuk gibi günümüzde ‘Horasan Erleri’ olarak bilinen Anadolu Erenleri, Anadolu ve Rumeli’nin Türk Yurdu yapılmasında önemli rol oynamışlardır.
Hoca Ahmet Yesevi, Türk birliğini savunmuş büyük alimdi.
Prof. Dr Musa Yıldız’ı dinlerken, dört bir yanımızın düşmanlarla çevrili olduğu günümüzde Hoca Ahmet Yesevi’yi anlamaya ne kadar da ihtiyacımız olduğunu düşündüm.