Teşhis Yanlışsa
Yazarlar // 23 Ocak 2015 Cuma 00:00

Suat BAŞARAN

Hastalığın teşhisi yanlışsa, tedavi beyhudedir.
Bu noktada tedaviye çalışmak, hastayı kendi haline bırakmaktan daha vahim sonuçlar doğurur.
*****
Bizim kuşak, sorunlara maalesef hep aynı mantıkla yaklaşır:
Düşman her zaman dışımızdadır.
Orta Asya tarihine bakışımız da, İslâm tarihine yaklaşımımız da aynıdır.
Orada Çin’in kadın ve ipeklisi, bu tarafta Abdullah ibn-i Sebe ve müritleri.
Bugün de dışarıdan partimize sızdırılmış ajanlar…
*****
Bunu yaparken Dünya’daki ilk cinayetin bir kardeş tarafından işlendiği hikâyesini de dilimizden düşürmeyiz.
Neden böyle?
Kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için mi?
Bana göre öyle.
Kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için devamlı bahaneler üretiriz.
Bu durumu yüzümüze vuranlardan da nefret ederiz haliyle…
*****
Bir hareketin yönü içe dönükse, mensuplar birbirlerinin hem müttefikleri, hem de rakipleri oluyor.
Kaçınılmaz toplumsal bir kanundur bu.
Ve bir hareketin hem içe hem de dışa dönük durduğu anlar olur.
*****
Dışa dönük zamanlarda elbette fazla sorun çıkmaz.
Ancak hareketin sunduğu imkânların paylaşımı, ister istemez arkadaşları rakip haline getirmektedir.
Söz konusu durum tarih boyunca aynı dinamiklerle şekillenir.
Her teşkilât ve her toplum bu sıkıntıları yaşar.
*****
Bizde de olan farklı değildir.
Ölçülerimiz ve ilkelerimiz oturmadığı için kuralları olan bir kurum haline gelemiyoruz.
*****
Evvela bunu görerek, çözümün zannettiğimizden daha karmaşık olduğunu bilmek ve
anlık öfke ve sloganlarla işlerin çözülmeyeceğini anlamak durumundayız.
*****
Farkındaysak yıllardır hemen hemen aynı insanlar aynı konuları tartışıyoruz.
“Şu şöyle demiş- şu şunu yapmış-ben şöyle demiştim-o böyle demişti…” vesaire…
Ne kazanıldı?
Bütün iyi(!) ülkücüler dışarıda(!).
Kötüler(!) içerde (!)…
Bu mudur?
*****
Ne fikir, ne de fazilet mücadelesi. Çoğunluk, “kendisini gerçekleştirmek” istiyor. Rol yapmanın anlamı yok; dışarıdan bakılınca o kadar açık gözüküyor ki.
Bıldırın ittifakları, yeni yılın rakip kampları haline geliyorsa, dünün dostlukları, bugün düşmanlığa dönüşüyorsa kimsenin kimseye sitem etme hakkı yok demektir.
*****
Bir hareket, ortaya konulması çok kolay olan sayısız çelişkileri tekrarlayıp durarak tedavi edilemez.
Bu yöntemle sadece yeni çelişkiler ortaya çıkar; o kadar.
Boşu boşuna birbirlerini örseleyip durur ülkücüler.
Sonra da musallanın başında ağlaşırlar; “hakkını helâl et!” diye.