Teknoloji Enstitüsü Olsun
Yazarlar // 17 Mart 2018 Cumartesi 22:28

Ragıp GÖKER

Önceki gün Ankara’da bir araya gelen Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ve Samsun milletvekilleri Fuat Köktaş, Orhan Kırcalı, Hasan Basri Kurt ile AK Parti İl Başkanı Hakan Karaduman’ın YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç’ı ziyareti sırasında Samsun’a ikinci bir devlet üniversitesinin önerildiğini ve YÖK’ün de bu öneriye sıcak baktığını öğendik.

Samsun’a ikinci bir devlet üniversitesi kurulması konusunda ilk ciddi öneriyi Canik Belediye Başkanı Osman Genç gündeme getirmişti.

Genç tarafından bu konuda bir imar planı bile hazırlanmış ama Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın karşı çıkması nedeniyle öneri Büyükşehir Meclisinde kabul edilmemişti.

Önerinin Yusuf Ziya Yılmaz duvarına çarptığı sıralarda FETÖ’ün Başarı Üniversitesi henüz kapatılmamıştı ama FETÖ soruşturması sırasında yayınlanan KHK ile kapatılan Başarı’nın yerine ikinci bir devlet üniversitesi kurmak için yeni bir fırsat doğmuştu.

Ve fakat.

ÖMÜ yönetimi Samsun’da ikinci bir devlet üniversitesi kurulmasını istemediği için mi bilinmez, Başarı’nın boş duran kampüsünü OMÜ’ye bağlı bir yüksek okul olarak değerlendirmek istiyor.

Bu sütunlarda Aralık ayında yayınlanan bir yazıyla, biz de Ali Rıza Malkoç adlı bir hemşerimizin önerisinden yola çıkarak, Başarı’nın boş duran kampüs alanında Samsun’a Yüksek Teknoloji Enstitüsü kurulmasını gündeme taşımıştık.

Bazıları FETÖ soruşturmaları kapsamında kapatılmış olsa da, ülkemizde yaklaşık 200 dolayında üniversite olduğu biliniyor.

Buna karşın ülkemiz henüz ileri teknoloji üretemiyor.

Toplam ihracatımız içersinde ileri teknoloji gerektiren ürünlerin oranı henüz maalesef binde iki seviyesinde.

Yüksek teknoloji gerektiren ürünleri çuval dolusu para vererek satın alıyoruz hala.

Oysa bir çok ülkede Endüstri 4.0 aşamasına geçildi.

Biz ise bu büyük değişimi henüz uzaktan izliyoruz.

Şu an olduğu gibi ‘’yine kopyalarız’’ diye düşünüyoruz sanırım.

Sanayicilerimiz ve siyaset kurumumuz tehlikenin farkında mı bilmem ama Endüstri 4.0 dünya çapında tam olarak uygulanmaya başladığında, bu büyük değişime ayak uyduramayacağımız için, en iyimser tahminle ülkemizdeki işletmelerin yarısı kapanacak.

İşsiz kalacaklar yani.

TUİK tarafından açıklanan istatistik rakamlarında dikkatinizi çekti mi bilmem ama işsizler arasında üniversite eğitimi almış olanların oranı yüzde 11 dolayındaymış.

Her ile üniversite açmak eğitim seviyemizin yükseltmesini sağlamak adına olumlu bir adımdır elbette ancak, ‘’çivi doğru yere mi çakılıyor acaba?’’ diye de sormadan da edemiyorum.

Gençlerimize doğru eğitimi veremediğimizi zaten biliyoruz.

Eğitim sistemimizde köklü bir reforma ihtiyacımız olduğunu söylesem biliyorum ki, yazboza dönen eğitim sistemine beni de çomak sokmakla suçlayacaksınız.

Varsın olsun.

Buna razıyım.

Yeter ki çocuklarımıza doğru eğitimi verelim.

Samsunluların yakından tanıdığı eğitimci Berrin Aydın’dan farklı bir eğitim modeli olan STEM adlı uygulamayı dinlemiştim.

STEM (Bilim –Teknoloji - Mühendislik – Matematik), çocuklarımızı Endüstri 4.0’a hazırlayabileceğimiz yegane model gibi duruyor.

Bizim anaokullarımızda henüz ‘Ali topu tut’ fişleri bile çocuklara ezberletilmiyorken, Avrupa’da bu seviyedeki çocuklar üç boyutlu çizimi öğrenmeye başlıyor.

STEM’e geçmeden önce eğitimcilerimizin eğitilmesi gerektiğini de biliyorum.

STEM, ilk ve orta öğretim seviyesi için uygundur belki ama üniversite seviyesindeki eğitim için yüksek teknoloji enstitüsü gerekir diye düşünüyorum.

Yüksek Teknoloji Enstitüsü ya da, Yüksek Teknoloji Üniversitesi, adını siz koyun ama Başarı’nın kampüsü bunun için uygun değil mi sizce de.

YÖK, Samsun’a ikinci bir üniversite kurulması fikrini de böylece daha kolay kabul eder.

Haksız mıyım…!