TED yöneticileriyle kahvaltı ederken.
Yazarlar // 01 Ekim 2012 Pazartesi 08:11

Ragıp GÖKER

Bir tesadüf sonucu Venn Otelin restoranında TED’in yöneticileriyle karşılaştık. Birlikte kahvaltı yaptık. Kahvaltı masasında benimle birlikte üç gazeteci dostum, Samsun Koleji Genel Müdürü Berrin Aydın, Mustafa Engin,  TED Mali işlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Şener ve TED Genel Saymanı Sami Türkoğlu vardı.

Havadan sudan söz etmeyle başladı sohbetimiz.

Yarım saat için oturmuştuk masaya ama yaklaşık 2 saat sürdü sohbetimiz.

Sami Türkoğlu hekim aslında.

Beyin Cerrahı.

Uzun yıllar hekimlik yapmış.

Sosyal Sigortalar Kurumunda da yönetici olarak çalışmış bir süre.

Şimdi de eğitime adamış kendisini.

TED’ de gönüllü olarak çalışıyor.

Gönüllülük zordur.

Ben bir kuruma gönüllü olarak hizmet verebilir miydim bilmiyorum.

Gönüllü olarak çalışsam da hizmet sürem o kadar uzun olmazdı sanırım.

Sohbetimiz sırasında Sami Türkoğlu’nun neden gönüllü olduğunu anlamakta zorlanmadım.

Sami Türkoğlu, ufku çok geniş.

İlk tespitim bu.

Hani nasıl söylenir:

Kendisini aşmış bir kişilik.

Türkiye ve dünya meselelerine son derece hakim.

Türk eğitim sistemini çok iyi analiz etmiş.

Bir çocuğun eğitimi için neler gerektiğini ayrıca, bir genç eğitim sırasında neyle ve hangi bilgilerle donatılmalı, bunu da çok iyi biliyor.

TED Koleji’nde bir öğrenci ile röportaj yapmıştım bir- iki ay önce.

Bir çocuğun bilgi ve beceri ile nasıl bu kadar donatıldığına şaşırmıştım.

Olağanüstü bir çocuktu, daha doğrusu genç bir kızdı Neslişah Aslan.

TED’in üst düzey yöneticileriyle tanışınca bu duruma şaşırmamam gerektiğini anladım.

Çağdaş bir eğitim nasıl verilmeli? Sorusunun yanıtı TED’in eğitim sisteminde gizli bence.