Şu Stokçu Dedikleri
Yazarlar // 08 Ekim 2018 Pazartesi 10:01

Ragıp GÖKER

Şaşmaz AK Parti yanlısı olan bir tanıdığıma, bu tercihinin nedenini sorduğumda, 70’lı yılların son çeyreğindeki akaryakıt ve yağ kuyruklarını örnek göstermişti.

5 Haziran 1977 seçimlerinde yüzde 41.4 oy oranıyla sandıktan birinci parti olarak çıkan CHP, 213 Milletvekili kazanmış olsa da, hükümeti kurmak için gerekli 226 sandalye sayısına ulaşamamıştı.

Çünkü o tarihlerde adına ‘’nispi sistem’’ denilen bir seçim sistemi uygulanıyordu.

Bu nedenle,  günümüzde bir parti böylesi oy oranıyla mutlak çoğunluğu yakalayacak olsa da, CHP bu sonuca rağmen, o vakit, tek başına iktidar olamamıştı.

Sonucu itibariyle CHP'nin o dönem için sonunu hazırlayan Güneş Motel olayı gölgesinde kurulan hükümet, bir yandan, bitmek bilmez sağ-sol çatışmasına sahne olan sokak olaylarını sonlandırmak için çaba harcarken, bir yandan da bütün dünyada baş gösteren petrol krizinin neden olduğu ekonomik krizle boğuşmak zorunda kalmıştı.

Bülent Ecevit’in Başbakanlığındaki o hükümet, her iki konuyu da yönetmedi.

Bu nedenle Bülent Ecevit Hükümeti, bir yıl sonra 5 ilde yapılan ara seçimi, hezimet sayılacak bir oy oranıyla kaybedince istifa etmişti.

Sokak olaylarını, Demirel’in kurduğu Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri de bastıramamıştı.

Sokak olaylarının cuntacılar ve onları destekleyen ABD tarafından tezgahlandığını ve bu nedenle hükümetler tarafından önlenemediğini daha sonraları öğrendik ama Ecevit Hükümetinin ekonomideki başarısızlığının nedeni stokçulardı.

TÜSİAD’ın gazetelere verdiği ilanları hatırlarsınız.

İşadamları, gazetelere verdikleri ilanlarla açıkça ‘’bu hükümeti istemiyoruz’’ diyorlardı.

O tanıdığımın, örnek verdiği margarin ve ayçiçeği yağlarını piyasaya sürmüyorlardı.

Otomobil sayısı bugünkünden çok az  olsa bile, benzin ve mazot da yoktu.

Köylülerin lambalarında yakacakları gazyağı bile karaborsaya düşmüştü.

O vakitler çalıştığım Günaydın Gazetesinde, sık - sık stokçu yakalandığına dair haberler yaptığımızı hatırlarım.

Sahiden de et, süt, yağ ve benzin kuyrukları vardı.

Süleyman Demirel’in Başbakanlığındaki MC hükümeti kurulur kurulmaz piyasada bolluk yaşanmıştı.

TÜSİAD üyeleri, stoklarındaki tüm ürünleri piyasaya sürünce oluşan bolluk durumu, Süleyman Demirel’in ekonomik başarısı olarak algılandı haliyle.

Çok normal çünkü halkımız, Hatice’ye değil, neticeye bakıyor sonuçta.

Günümüzde yaşanan kriz ortamında bazı ürünlerde yüzde 50’ye varan zamlara şahit olduk.

TÜİK’in verilerine göre Eylül enflasyonu yüzde 24,5 olarak açıklandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ‘’en zorunu geride bıraktık’’ dese de, fiyat etiketlerinin, Ekim ve Kasım aylarında da mutfaklardaki yangını artıracağı tahmin ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir taraftan ‘’kriz’’ yok derken, cebimizdeki paranın yarı yarıya erimesine stokçuların neden olduğunu söylüyor.

AK Parti hükümetleri, hiçbir partiye nasip olmayacak ölçüde iş dünyasından destek aldı.

70’li yıllarda toptancı esnafları vardı.

Piyasaya verilecek malların tamamı, şehirlerimizde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki o toptancı esnafının elindeydi.

Süper marketler yoktu o yıllarda.

Günümüzde ise piyasayı süper marketler besliyor.

Fiyatların artmasına neden olacak stokları yapıyorsa, onlar yapıyor olmalı.

Bakkalın manavın bir suçu olamaz yani.

Stokçular, Ecevit Hükümetinin sonunu hazırlamıştı.

Cumhurbaşkanı boşuna suçlamıyor onları.