Son pişmanlık...
Yazarlar // 12 Kasım 2012 Pazartesi 19:19

Suat BAŞARAN

Büyük Kurultay’a sayılı günler kaldı…

4 Kasım’da inşaallah her şey belli olacak.

Ya eskiyle, ‘eskisi gibi’ devam edeceğiz, ya da yeniyle, ‘yeni’yi deneyeceğiz…

Artık karar Büyük Kurultay delegelerinin…

Kimsenin herhangi bir gerekçenin ardına saklanma şansı yok artık…

Her şey ayan beyan ortada…

*****

Sayın Genel Başkanımızın yönetim anlayışı karakterinin yansımasıdır…

Yaptıkları ya da yapamadıkları kişiliğinin eseridir…

Art niyetli veya bağlantılı olduğundan değil, yapısı öyle olduğu için mevcut yönetim anlayışının esiri olmuştur hareketimiz…

*****

Kamuoyuna Sayın Genel Başkan’la devam etme kararını açıklayan dostlarımız elbette kararlarında özgürdür…

Terbiyemiz ve vicdanımız onların bu kararlarını ‘menfaat’e indirgemeye müsaade etmez…

Bir çoğunun ne büyük bedeller ödediğine ve de ödemeye hazır olduğuna şahidim…

Ancak en azından gençliklerinin ve hürriyetlerinin bir kısmını feda ettikleri bu hareketin mevcut yönetim anlayışıyla mesafe alıp alamayacağını yeniden düşünmelerini arzuluyorum…

Çok iyi biliyorum ki, onlar da mevcut yönetim anlayışıyla -bir yere gitmeyi bırakın-, bulunduğumuz yeri bile koruyamayacağımız endişesini taşıyorlar…

Öyleyse hangi korku onları mevcudun yanında yer almaya mahkûm etmiş olabilir?

Hangi tehlike “Devlet Bey ehvendir” kararında ısrar etmelerini zorunlu kılıyor?

Bu nasıl bir vahamettir ki, hareketi bu vahametten ancak Devlet Bey kurtarabilir, başka hiç kimse değil!..

Ve bu nasıl bir garabettir ki, bütün varlığını ve geleceğini bir kişinin varlığına borçlu hale gelmiştir koskoca hareket!..

Paylaştığımız onca şey hatırına, verilen bedeller hatırına, çekilen çileler hatırına ve şehitlerimiz hatırına lütfen tekrar düşünmelerini istirham ediyorum onlardan…

Lütfen düşünün!

Şu ana kadar yapılanları bir gözden geçirin…

“Evet, bir çok şey doğru yapıldı” diyorsanız, yolunuz açık olsun!

Yok eğer yapılanlardan hoşnut değilseniz; neden bir kere daha ve hangi beklentiyle bu destek?

Neyi değiştireceğinizi zannediyorsunuz?

Sayın Genel Başkanımızın kişiliğini mi?

Siz de biliyorsunuz kişiliklerin değişmeyeceğini…

Dolayısıyla hiçbir şeyin değişmeyeceğini…

Yine tev’illerle avunacağız, yıllardır yaptığımız gibi…

Tev’il’in sonu zırvadır biliyorsunuz…

Ve “zırva tev’il kaldırmaz”…

“Bir ok attım kebap oldu” tarzı sözleri tev’il ede ede bu hale geldik…

Ya, söz “bir ok attım helva oldu”ya varınca ne söyleyeceğiz?

“Yandı gülüm keten helva” mı?