Şehitlere Saygı
Yazarlar // 14 Şubat 2018 Çarşamba 08:55

Ragıp GÖKER

Adana’da şehit annesinin halk otobüsünde yaşadıkları, ruh halimi allak bullak etmişken, Samsun’da yaşanan bir durum, toplumun bir kesimi tarafından şehitlerimizin istismar dildiğini de gösteriyor.
35 senedir aralıksız gelen şehit haberlerine alışıyoruz maalesef.
Gün içinde al bayrağa sarılı tabutların sayısı beşten az olursa, bunu vakayı adiyeden sayıyor ve umursamıyoruz ne yazık ki.
Adana’da yaşanan çirkinlik, haber bültenlerini meşgul ediyor birkaç gündür.
Belediye adına toplu taşımacılık yapan bir halk otobüsünün şoförü, devletin kendisine verdiği ücretsiz seyahat kartını kullanmak isteyen bir şehit annesinden 2,5 lira para istemiş.
‘’Bunu bana devlet verdi’’ diyen şehit annesine ‘’lanet olsun böyle devlete’’ diyerek hakaretler yağdıran şoför, daha sonra yakalanarak gözaltına alınmış.
Bir başkası da, Afrin’de hayatının baharında şehit olan astsubayımızın toprağa düştüğü gün, eski bir alacağını tahsil için icraya başvurmuştu.
Tepkiler çığ gibi büyüyünce pişmanlık duygusuyla mı yoksa pişkinlikle mi bilinmez, Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunmuş ama vakıf bunu kabul etmemiş.
Bu örneklerin çoğalması canımızı fena halde sıkıyor.
Bir de şehit cenazelerini kişisel şovuna dönüştürenler var ki, buna da son verilmelidir.
Cumartesi günü gelen haberle şehrimizde üç eve ateş düştü biliyorsunuz.
O ateş bizi de yaktı.
Ülkemdeki birçok insan gibi şehrimde de büyük çoğunluğun canı en az şehit anaları kadar yanmıştır.
Ve fakat
Bazıları da var ki, bunu istismar ediyor.
Bu durum daha da can sıkıyor.
Şehitlerimizi cennete uğurladığımız Pazar günü yaşanmış bir durum var ki, buna en çarpıcı örnektir.
Aile dostumuz da olan bir bayan arkadaşımız önceden planlanmış bir programına katılacağı için kuaföründen randevu ister. Kuaförler Pazar günleri çalışmaz ama müşterinin acil ihtiyaçları için belli saatlerde müşteri kabul ederler.
Kuaförünün kendisine verdiği randevuya saatinde gidince, koltukta başka bir hanımı gören arkadaşımız, kuaförüne dönerek ‘’beni çağırdın ama neden bu bayanı aldın’’ diye çıkışır.
Bunun üzerine arkadaşımızın randevu saatini işgal eden o bayan, ‘’kuaföre kızmayın hanımefendi, sizin randevunuzu ben aldım. Şehit cenazesine gideceğim. Biliyorsunuz cenazeye siyasetçiler ve protokol mensupları geliyor. Saçımı ve makyajımı yaptırmak istedim. Konu şehit cenazesi olunca da kuaförünüz beni kabul etti’’ dedikten sonra, kuaföre dönen o kadın, ellerini uzatarak, parmaklarına da oje sürülmesini ister.
Olduğu yerde kala kalır arkadaşımız.
‘’Pes der’’ sadece.
Sözün bitti an, o andır çünkü.
Bu toprak için toprağa düşen yiğitlerimize bazı görevlerimizi aksatıyoruz belki ama en azından saygıyı hak ediyorlar.