Şefkat Çetin…
Yazarlar // 24 Ekim 2012 Çarşamba 09:41

Suat BAŞARAN

12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları Genel Başkanları içinde iki kişiye kendimi çok yakın hissettim.
Bunlardan birisi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’ydu, diğeri de Şefkat Çetin..
Kaderin garip cilvesi ikisiyle de şöyle veya böyle siyaseten ters düştüm…
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile ‘92 sonrası, Şefkat Abimle ise şimdi…
İnsanın sevdikleriyle imtihan vermesi gibisi yoktur…
‘92 sonrası ayrılıkta MHP’de çektiklerimi yakın arkadaşlarım bilir…
Bir yanda canım gibi sevdiğim ancak siyaseten yanlış yaptığına inandığım insanlar, diğer yanda siyaseten birlikte olduğum ama bir çoğundan hazzetmediklerim…
Bunlardan bir kısmı, benim yanımda başta rahmetli olmak üzere birçok dostumu eleştirmekten ayrı bir zevk alırdı…
Bir kaçıyla rahmetliye hakaret ettiği için tartıştım da…
İçlerinden biri, çok sonraları Başbuğun ve Muhsin Abi’nin resimleri altında konser de verdi, Ozan Arif değildi o, Allah var benim yanımda asla incineceğim tarzda konuşmadı…

*****

Şimdi de yeni bir imtihanla karşı karşıyayım…
Bir yanda Şefkat Çetin ve Atilla Kaya, öte yanda benimle aynı yerde tavır alan insanlar…
Devlet Bey’in yanında gerçekten de çok sevdiğim insanlar var…
Şimdi benimle aynı yerde bulunanlardan bazıları onlara hakaret ediyor ve iftira atıyor…
Bana da yerini belirle diyorlar, dünkü gibi…
Yani sen de bizim gibi onlara hakaret et…
Mücadele etmekten bunu anlıyorlar demek ki…
Hayır asla!
Ne Şefkat Çetin ne de Atilla Kaya Ülkücü Hareketin zararına olacak bir işin içinde olmazlar…
Sadece benim gibi düşünmüyorlar o kadar…
Bu da bana göre doğaldır…
Onun için benimle aynı tavrı benimseyen birçok dostumla birlikte ilkeli ve meseleleri şahsîleştirmeyen bir tavrın içinde olacağım…
Meseleye kişisel bakmadığım için ayrı bir siyaset benimsedikleri için ülkücülere hakaret etmeyi ve iftira atmayı kabullenmem mümkün değildir çünkü, ne dün kabullendim ne de bugün kabulleneceğin bunu, ne de bundan sonra …
Onlara karşı olan sevgimde en ufak bir eksilme olmadan onların karşısında bir siyaset belirliyorum şimdi.
Yaklaşımım açık:
Devlet Bey’le devam demek sadece zaman kaybı değil çok daha önemli olarak kan kaybıdır, enerji kaybıdır, ümid kaybıdır, hareketin iktidar mücadelesinde patinajdır aynı zamanda.

*****

Dostlarım Şefkat Abi’nin son tavrı dolayısıyla canımın sıkıldığını düşünüyorlar…
Tabii ki üzüldüm…
Kendi adıma değil, Onun adınadır üzüntüm…
Ancak bir yandan da mutluyum…
Devlet Bey “Şefkatimi benden aldı” diyerek fırsatını bulduğu her ortamda beni eleştiriyordu…
Şimdi kavuştu…
Bunda benim de katkım vardır diye düşünüyorum…
Haksız mıyım?!